139 Yazı Selim Gündüzalp

Yazar Profili »

Sevilen İnsan Bediüzzaman

Mart 2018, 495 694 Görüntülenme Eklenme Tarih: 04 Mart 2018 22:05 Selim Gündüzalp

Hayatımız imanın ışığında hayat olabilir ancak. O bakımdan Hazret-i Peygamber’in (asm) Kur’an-ı Azimüşşan ile açtığı yol bizim için en saadetli, en huzurlu, Rabbimizin rızasına ulaştıran yoldur.

Bunun için bu yolda yürüdü Bediüzzaman. Önce Allah’ı sevdirdi bize, sonra Rasulullah’ı (asm), Kur’an’ı, kendimizi sevdirdi. İnsanın kendi başına bir değerinin olmadığını, yaratan namına ona bakıldığı zaman değerli olduğunu öğretti bize.

Bir insan söylediğinin arkasında duruyorsa ve onu en evvel kendisi yaşıyorsa, dâvâ adamıdır.

Esir düşüp, sürgün gönderildiği Rusya’da I. Dünya Savaşı’nın akabindeki zorlu yıllarda yaklaşık iki buçuk sene kaldı. Volga Nehri kenarında yarınlar için idealinden hiç vazgeçmeyen bir insan olarak durdu. Orada da soğuğa, esarete katlandı. Bahar günleri için kışın zahmetine göğüs gerdi.

Güzel havalar nasıl insanlarda güzel duygular uyandırıyorsa, gözler muhteşem manzaraları nasıl neşeyle izliyorsa, Bediüzzaman’ın havası ve kokusu da Kur’an’dan üzerine, hayatına yansıyan pırıltılardandır. Bundan dolayı insanları kendi etrafında bulmuş, üzerindeki o manevî koku onları Kur’an dâvâsına cezbetmiş. 

Onu anmanın, hatırlayıp hayatımıza ondan ışıklar serpmenin tam vaktidir. Çünkü bize ebedî hayat kitabımız, saadetin yol haritası olan Kur’an’ı anlamanın, Kur’an’la yaşamanın yolunu açtı. 

Olumsuz görünen her şeyden bir hikmet, bir ders çıkardı. “Allah var, keder yok” dedi. 

Hastalığı sevdirdi, ihtiyarlığı sevdirdi, hapishaneyi sevdirdi, hayatı sevdirdi.

Nereye giderseniz gidin, kimle konuşursanız konuşun, ondan aktaracağınız bir cümle, hayatına tutacağınız bir ışık mutlaka olacaktır. Çünkü Bediüzzaman ve eserleri hayatın içindedir. Kur’an’a ayna olmuştur. Aynayı güneşe tutunca elbette aynada güneş görünecektir.

Cenab-ı Hakk’ın âdeti böyledir. Bulutun eliyle yağmuru, ağacın eliyle meyveyi gönderdiği gibi, insanların eliyle de güzellikleri gönderiyor. Sebeplerle iş görüyor Rabbimiz. 

Bediüzzaman’ın kalbine de bu insanlığa hizmet etme sevgisini koymuş. Eserleriyle dâvâsını bütün dünyaya duyurmuş. Hamd ederiz Rabbimize. Dalgalı bir hayat denizinde pusula olmuştur önümüze Kur’an’ın nuruyla ve eserleriyle. 

Evet, işimiz çok. Çok insanın bu nurdan haberi yok.

Onun için var gücümüzle çalışıp ışığı çoğaltmalıyız. Işığa düşman olanlar aynaları kırmaya kalksalar da kırılan aynalarda da yine o güneş parlayacaktır.

(Bediüzzaman Hazretlerini ve Selim Gündüzalp abimizi rahmet ve hasretle yâd ediyoruz. Allah (cc) onlardan razı olsun. Amin)

...

BEDİÜZZAMAN HAZRETLERİNDEN BİRKAÇ HATIRA

Risâle-i Nur’u orta okulda tanıdım. Diğer liseli talebelerle birlikte Kastamonu’da Üstad Hazretleri’ni ziyarete gittik. 

Üstad bize: “Siz bu fenleri, Allah’a iman ve itaat şartıyla, ferâizi (farzları) yapıp kebâirden içtinâb ederek (günahlardan sakınarak) okudukça, ibadet hükmüne geçer” dedi. (Abdullah Yeğin)

Üstad Hazretleri “Cuma akşamları camilerde tecdid-i iman yapıldığı gibi, biz de Risâle-i Nur okuyarak tecdid-i iman yapıyoruz” diyordu. (Bayram Yüksel)

Abdülmecid Nursî Ağabey, Üstad Hazretlerini ziyarete gelince, Isparta’daki ağabeylerin hepsi yemekte toplandı. (Üstad Hazretleri, dışarıdan, lokantadan yemek getirtti.) 

Yemekten sonra üstadımız şöyle duâ etti: “Yâ Rab! Bu cemaatla beraber, Cennet’te de yemek nasip eyle!” dedi.

Biz de bu duâya hep beraber, “Âmin âmin” dedik. (Bayram Yüksel)



YAZARIN DİĞER YAZILARI

Haydi Bakalım

Neyi dinlesen, kendine özel bir dille konuşur. Her şey ses verir anlayana, geçip gitmeyene… Yıldızı dinlesen, dereyi dinlesen; ağacı dinlesen, kuşu dinlesen… “Nerede beni dinleyen, nerede sesimi duyan?” der adeta. Ve bin bir gecenin içinden bir ses gelir: “Ben seni dinliyorum.” der. Ve açılır sırlar, hikmetler… Dinleyen anlar!.. Düşünün bir yayla başındasınız, bir gece vakti bir ağacın tepesindesiniz, herkesten uzak, her şeye yakınsınız… Yalnızlık! Dışı yalnızlaştıkça, içi kalabalıklaşıyor

Devamı »

Rabbimizin Nimetleri Saymakla Biter mi!

Dün neredeydik, bugün nerede… Günbegün ağacın başındaki bir meyve gibi olgunlaşan hayatımız, dört bir yandan akıp gelen nimetler. Neler neler… Saymakla bitmez. Hangi birini sayabiliriz ki? Rabbimizin bizi yok iken yaratıp var ettiğini mi, bitki ya da hayvan değil bir insan olarak yaratmasını mı?.. Hayat verip sürdürmesini mi? Belki her gün ne kazalar, ne hastalıklardan korunuyoruz da haberimiz bile olmuyor…

Devamı »

Tohumdan Çınara

Ne acayip değil mi! Cenab-ı Hak tohumu ve ağacı bir makine gibi yapmış. Bir küçücük tohum, koca ağacı içinde saklıyor; adeta bir ağaç makinesi gibi çalışıp ağaç üretiyor. Ağaç da meyve makinesi gibi çalışıp lütf-u ilahi ile meyve üretiyor.

Devamı »

Rabbim, Her İşine Hayretteyim

Beyaz ve tatlı meyveleri olan bir dut ağacının altındayım. Sanki tüm varlığın odak noktasındayım...

Devamı »