13 Yazı Banu Yaşar
Psikolog/Psikoterapist

Yazar Profili »

Öğrendim ki,

Ocak 2015, 457 618 Görüntülenme Eklenme Tarih: 18 Nisan 2018 14:06 Banu Yaşar

Öğrendim ki,

Büyümek yavaş yavaş oluyor…

Bir ömür, büyümek için çabaladığın anılardan oluşuyor…

Ve hiçbir zaman “tamam oldum artık” dediğin bir noktaya da gelemiyorsun.      

Aslında hayat dediğin de bu sürecin kendisi oluyor…

 

Öğrendim ki,

Yanlışlar öğretiyor doğruları…

İnsan hatalarıyla, yaralarıyla yol bulabiliyor…

Keşke demek yerine, iyi ki dediğinde öğrenebiliyorsun…

 

Öğrendim ki,

Akıllı ve kurnaz olmak değil, masum olmak, insanı güçlü kılıyor.

Basiretli bir masumiyet, 

Hırslı ve öfkeli bir akıldan daha iyi yol bulabiliyor…

 

Öğrendim ki,

Allah insana zorlaştırmıyor; insan kendine zor kılıyor hayatı…

Her şeyi planlayarak ve hesap ederek gerçek planı, gerçek hesabı kaçırıyor…

 

Öğrendim ki,

Anahtarı bulduğunda kapı da açılıyor, hem de ardına kadar…

Yaşadığın her soruna ve soruya, açman için konulan kapılar olarak baktığında,

Sorunun içinde boğulmak yerine, anahtarı aramakla uğraşıyorsun…

Doğru anahtarı bulduğunda ise ne kapı kalıyor, ne de kilit…

 

Öğrendim ki,

Kötü sözler ve kötü soruları sürekli yüreğinde tazelemezsen ve tekrarlamazsan,

İçinde büyümüyor…

Öfkeyi beslemek onu artırıyor ve yaşama enerjini elinden alıyor…

 

Öğrendim ki,

Olumsuz ve kötümser insanlarla sık sık görüşmek ve konuşmak ruhu incitiyor,

Yüreği yoruyor, gereksiz yükler yüklüyor kalbine…

Ümitle tutunmaya çalıştığın hayata karşı seni güçsüz kılıyor.

Olumlu ve iyimser insanlarla görüşmek ve konuşmak ise,

Sanki sıfırdan başlamak kadar iyi geliyor…

 

Öğrendim ki,

Her şey tersine dönüyor…

Çok güçsüz ve zayıfken, çok kuvvetli olabildiğin zamanlar da geliyor…

Bütün imkânsızlıklarından nice mümkünler yaratılıyor…

Asla olmayacak gibi görünenler, aslında çok kolay olabiliyor…

Hem de senin bile hayal etmediğin kadar kısa bir sürede…

 

Öğrendim ki,

Gerçek özgürlük zaaflarınla ve korkularınla yüzleşirsen…

Bağımlısı olduğun şeyler seni terk etmeden, sen onları terk edebilirsen hissediliyor.

Kaybetme korkusuna rağmen devam edebildiğinde sana veriliyor…

 

Öğrendim ki,

Güçlü olmak için koşmak değil, sadece doğru yürümek gerekiyor…

Etrafındaki sesleri dinleyerek ve seyrederek yol alırsan, daha az düşüyorsun,

Daha az sendeliyorsun…

 

Hayatın hızlı akışına dalmışken ruhun gerilerde kalıyorsa eğer,

Neye sahip olursan ol, içindeki boşluk dolmuyor.

İşte bu yüzden, hayat koşarken önünden, ruhuna dinlenmek için küçük molalar vermelisin…

İyi sesleri ve kötülerini ayırt edebilmek, eleyebilmek için buna ihtiyacın olacak…

 

Ruhunu gereksiz yerlerde, gereksiz sözlerle, gereksiz insanlarla yorma.

Ona güzel sesler, güzel sözler dinlet ki,

Senden yol arkadaşlığını esirgemesin…



YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bu Günlerde Neyi Tüketiyorsunuz?

Devamı »

İnsanlar Değil, İmajlar Dolaşıyor Sokaklarda / Olduğun Gibi Görünmek

Devamı »

Yüz Çizgileri Ne Söyler?

“Elli yaşına geldiğinde herkes hak ettiği bir yüze sahip olur...” diyor, George Orwell. İlk okuyuşta çarpan bir cümle, biraz korkutan, biraz ürperten, hatta gidip aynaya baktıran cinsten... Neden elli yaşına geldiğinde, neden yirmisinde, otuzunda değil de, elli yaşına gelince hakettiğimiz bir yüze sahip oluruz. Neden başka bir kelime yerine hak etmek kelimesini kullanır George Orwell?

Devamı »

Aranızda Cennetin Rüzgarları Essin

Eş olmak yeni bir elbise giymek gibi, yeni bir rol ekler hayatımıza... Eskiden birinin kızı, oğlu, kardeşi, torunu, arkadaşı, teyzesi iken artık çok daha derin ve kalıcı bir isim eklenir. Hayatımız boyunca yeni isimler yeni etiketler alır ve bu duruma alışmaya çalışırız.

Devamı »