33 Yazı Selim Gündüzalp
Genel Yayın Yönetmeni

Yazar Profili »

Muhabbet

Aralık 2018, 504 216 Görüntülenme Eklenme Tarih: 01 Aralık 2018 23:36 Selim Gündüzalp

 

İnsan rahmete, şefkate çok muhtaç. Öylesine yalnızlara oynuyor ki, öylesine bir başına kalıyor ki dünyada, sadece ve sadece Onun rahmetini arıyor, Onun şefkatini, Onun sevgisini... Yoksa yok. İlle de Allah, lâ ilâhe illallah… İlle de Allah, lâ ilâhe illallah…

Sevildiğini bilmeyen insan ne kadar bedbahttır.

Allah vermiş ayaklarımızın altına şu muhteşem yeryüzünü, mevsimlerin her rengini sermiş; bahar halısını, kar halısını, yaprak halısını sermiş yollarımıza… Şefkatiyle, rahmetiyle, sevgisiyle, ilgisiyle sermiş. Gökyüzüne yıldızları çekmiş; gecenin karanlığında ürpermesin insanlar diye. Tezyin etmiş, pırıl pırıl yapmış, yıldızlarla yaldızlamış…

Ne muhteşem bir kâinattır bu, ne muhteşem bir rahmettir, sevgidir bu... Kendisini böyle sevdiren bir Rabbi olsun da, insan Ondan uzakta olsun, olacak iş mi?..

Sevmeli insan, sevildiğini bilmeli, en değerli şeyi olan kalbini ona en çok değer verene, yani Rabbine vermeli. Rabbiyle baş başa kalmayı bilmeli. Kalbini kıskanmalı yaban ellerden.

En değerli hazinesi kalbindedir insanın, kalbidir. Evet, değerli şeyler korunur. Nasıl nöbetçi parola sorarsa, parolaya uymayan sevgileri kalbine almamalı insan. Allah adına olmayan şey, kalbi bozar; kapı dışarı etmeli. Kalbinin içini, içinin içini sadece Allah bilir. Kalbinin sessiz konuşmasını sadece Allah işitir. Öyle zaman olur ki, insan kendinden geçer; fakat Allah kulundan vazgeçmez. İnsanın tek ve gerçek dostu Allah’tır. Öyleyse insan kalbini Allah’a ait olan sevgiye ayırmalı.

Fakat kolay mı? İnsanın zihnini meşgul eden, iradesini elinden alan, kalbinin gözünü kamaştıran neler neler var etrafta… Yolunu şaşırabiliyor, kaybedebiliyor insan… Bunun çaresi öncelikli olarak Allah’ı sevmek; ondan sonra seveceğin her şeyi de Allah için sevmek. Yaratılmışları, Yaratandan ötürü sevmek…

Böyle yaparsa insan, sevgisi her şeye yeter; neyi severse sevsin, Allah için sevince yolunu kaybetmez.

Aksi olursa, önce yaratılmışları severse sevgisi dağılır, acıdan başka bir şey vermez. Sonuçta Mevlasını da bulamaz, Leylasını da kaybeder…

Kendini hataya kaptıramamalı, kalbini de Allah’tan gayrısına. Sevgiyi ve sevmeyi yaratan kim ise, elbette asıl sevilmeyi hak eden de odur, Allah’tır. Gayrısı yabandır kalbe. Ağır bir yüktür. Sonra gayrın yükünü, acısını Rabbinden bilir de Ona küser insan. Hakkı lâyıkıyla sevmeyenler, sevemeyenler bu duyguyu yerli yerinde kullanamayanlar, yaratanına bile düşman olurlar. Buna Bediüzzaman Hazretleri güzel bir örnek verir:

“Evet, durûb-u emsâldendir ki, bir dünya güzeli bir zaman kendine meftun olmuş âdi bir adamı huzûrundan tard eder (çıkarır). O adam kendine teselli vermek için, “Tuh, ne kadar çirkindir!” der, o güzelin güzelliğini nefyeder (inkâr eder). Hem, bir vakit, bir ayı gayet tatlı bir üzüm asması altına girer. Üzümleri yemek ister. Koparmaya eli yetişmez. Asmaya da çıkamaz. Kendi kendine teselli vermek için kendi lisâniyle, “Ekşidir” der, gümler gider.” (Onuncu Söz, Dördüncü Hakikat)

İnsan, üzerinde taşıdığı duygularla kimin eseri, kimin yarattığı bir şaheser olduğunu gösteriyor. Her ânı, her hâli Allah’ın bir isminden, bir tecellisinden haber verirken, insanın bunları kendinden bilmesi, Allah’tan uzak sanması, kendisi sahip çıkması gerçeği görmesini de engeller. Rabbinin üzerindeki nimetlerini göremez, Ona ne kadar muhtaç olduğunu anlayamaz olur. Ve Allah’ı lâyıkıyla sevemez. Rabbinden uzaklaşır, uzaklaştıkça kendini sever insan.

Rabbini unutmanın bedeli kendini sevmektir. İlk başta bu da câzip görünür ama aslında cezadır anlayana. Rabbini unutan kendini de unutur; hayatını boş vermişlikte, sefahatte, günahlarda tüketmeye başlar.

Sevgi bir denizdir. Taşları bile eritir. Sevgisizlik dipsiz bir kuyudur; insanı dibine çeker, çökertir. Ah kalbim, ah tertemiz sevgim... Bir ömür kaybettiğini, ömrün son deminde kazanabilir belki insan. Rabbin sana senden yakındır. Her kapı kapalı olsa da, Onun kapısı açıktır!..

 

***

 

Dua:

Kirli denizde ak martıları nasıl ak pak yaşatıyorsan, kirlenen sevgilerin dünyasında temizle kalbimizi yâ Rab.

 

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

Elvedâ Ey Şehr-i Ramazan!..

Devamı »

Bahara Merhaba

Unutmuştuk neredeyse kelebekleri. Önümüzden geçerlerken zarif bir eda ile. Resmigeçit yaparlar adeta hayran hayran seyrederiz. Çiçek midir uçan, yoksa kelebek midir? Hayretle izleriz...

Devamı »

Gel Yirmi Nisan…

Birbirine yakın, âdeta iç içe geçmiş çay bahçeleri vardı, gençlik yıllarımızda şehrimizin orta yerinde. Bunlar arasında bizim mekân tuttuğumuz yer ise, ‘Şemsiyeli Çay Bahçesi’ diye bilinirdi. Bu bahçenin arkasında, bir avuç idealist gencin etrafında toplandığı bir masaydı bizimkisi. Bu masayı asırlık ağaçlar kuşatıyordu...

Devamı »

Yaşadıklarımızdan Öğrendiğimiz Çok Şeyler Var

Yaşamak, yaratılanların arasına karışmak değil mi!.. Ya da yaratılanlara karışmazsan yaşamaktan söz edilir mi!? Allah’ın o her şeyi kuşatan rahmetini görebilmek değil mi yaşamak!..

Devamı »