145 Yazı Selim Gündüzalp

Yazar Profili »

Muhabbet

Aralık 2018, 504 956 Görüntülenme Eklenme Tarih: 01 Aralık 2018 23:36 Selim Gündüzalp

 

İnsan rahmete, şefkate çok muhtaç. Öylesine yalnızlara oynuyor ki, öylesine bir başına kalıyor ki dünyada, sadece ve sadece Onun rahmetini arıyor, Onun şefkatini, Onun sevgisini... Yoksa yok. İlle de Allah, lâ ilâhe illallah… İlle de Allah, lâ ilâhe illallah…

Sevildiğini bilmeyen insan ne kadar bedbahttır.

Allah vermiş ayaklarımızın altına şu muhteşem yeryüzünü, mevsimlerin her rengini sermiş; bahar halısını, kar halısını, yaprak halısını sermiş yollarımıza… Şefkatiyle, rahmetiyle, sevgisiyle, ilgisiyle sermiş. Gökyüzüne yıldızları çekmiş; gecenin karanlığında ürpermesin insanlar diye. Tezyin etmiş, pırıl pırıl yapmış, yıldızlarla yaldızlamış…

Ne muhteşem bir kâinattır bu, ne muhteşem bir rahmettir, sevgidir bu... Kendisini böyle sevdiren bir Rabbi olsun da, insan Ondan uzakta olsun, olacak iş mi?..

Sevmeli insan, sevildiğini bilmeli, en değerli şeyi olan kalbini ona en çok değer verene, yani Rabbine vermeli. Rabbiyle baş başa kalmayı bilmeli. Kalbini kıskanmalı yaban ellerden.

En değerli hazinesi kalbindedir insanın, kalbidir. Evet, değerli şeyler korunur. Nasıl nöbetçi parola sorarsa, parolaya uymayan sevgileri kalbine almamalı insan. Allah adına olmayan şey, kalbi bozar; kapı dışarı etmeli. Kalbinin içini, içinin içini sadece Allah bilir. Kalbinin sessiz konuşmasını sadece Allah işitir. Öyle zaman olur ki, insan kendinden geçer; fakat Allah kulundan vazgeçmez. İnsanın tek ve gerçek dostu Allah’tır. Öyleyse insan kalbini Allah’a ait olan sevgiye ayırmalı.

Fakat kolay mı? İnsanın zihnini meşgul eden, iradesini elinden alan, kalbinin gözünü kamaştıran neler neler var etrafta… Yolunu şaşırabiliyor, kaybedebiliyor insan… Bunun çaresi öncelikli olarak Allah’ı sevmek; ondan sonra seveceğin her şeyi de Allah için sevmek. Yaratılmışları, Yaratandan ötürü sevmek…

Böyle yaparsa insan, sevgisi her şeye yeter; neyi severse sevsin, Allah için sevince yolunu kaybetmez.

Aksi olursa, önce yaratılmışları severse sevgisi dağılır, acıdan başka bir şey vermez. Sonuçta Mevlasını da bulamaz, Leylasını da kaybeder…

Kendini hataya kaptıramamalı, kalbini de Allah’tan gayrısına. Sevgiyi ve sevmeyi yaratan kim ise, elbette asıl sevilmeyi hak eden de odur, Allah’tır. Gayrısı yabandır kalbe. Ağır bir yüktür. Sonra gayrın yükünü, acısını Rabbinden bilir de Ona küser insan. Hakkı lâyıkıyla sevmeyenler, sevemeyenler bu duyguyu yerli yerinde kullanamayanlar, yaratanına bile düşman olurlar. Buna Bediüzzaman Hazretleri güzel bir örnek verir:

“Evet, durûb-u emsâldendir ki, bir dünya güzeli bir zaman kendine meftun olmuş âdi bir adamı huzûrundan tard eder (çıkarır). O adam kendine teselli vermek için, “Tuh, ne kadar çirkindir!” der, o güzelin güzelliğini nefyeder (inkâr eder). Hem, bir vakit, bir ayı gayet tatlı bir üzüm asması altına girer. Üzümleri yemek ister. Koparmaya eli yetişmez. Asmaya da çıkamaz. Kendi kendine teselli vermek için kendi lisâniyle, “Ekşidir” der, gümler gider.” (Onuncu Söz, Dördüncü Hakikat)

İnsan, üzerinde taşıdığı duygularla kimin eseri, kimin yarattığı bir şaheser olduğunu gösteriyor. Her ânı, her hâli Allah’ın bir isminden, bir tecellisinden haber verirken, insanın bunları kendinden bilmesi, Allah’tan uzak sanması, kendisi sahip çıkması gerçeği görmesini de engeller. Rabbinin üzerindeki nimetlerini göremez, Ona ne kadar muhtaç olduğunu anlayamaz olur. Ve Allah’ı lâyıkıyla sevemez. Rabbinden uzaklaşır, uzaklaştıkça kendini sever insan.

Rabbini unutmanın bedeli kendini sevmektir. İlk başta bu da câzip görünür ama aslında cezadır anlayana. Rabbini unutan kendini de unutur; hayatını boş vermişlikte, sefahatte, günahlarda tüketmeye başlar.

Sevgi bir denizdir. Taşları bile eritir. Sevgisizlik dipsiz bir kuyudur; insanı dibine çeker, çökertir. Ah kalbim, ah tertemiz sevgim... Bir ömür kaybettiğini, ömrün son deminde kazanabilir belki insan. Rabbin sana senden yakındır. Her kapı kapalı olsa da, Onun kapısı açıktır!..

 

***

 

Dua:

Kirli denizde ak martıları nasıl ak pak yaşatıyorsan, kirlenen sevgilerin dünyasında temizle kalbimizi yâ Rab.

 

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bir Cam, Bir Can, Bir Cihan

Camsız duvarlara zindan derler. Cam, duvarları ev yapar. Evin içi ve dışı, iki dünyanın kesiştiği yerdir cam. Gündüz, evin güneşi; gece ay’ı, yıldızı olur cam…

Devamı »

Sonbahardan Özür

Yalanmış meğer. Hem de esaslı... Sonbahar şarkılarda söylendiği gibi değilmiş, yemyeşil bahçeler de varmış, tarlalar da. Üstelik sayısız meyveler bu mevsimde geliyormuş…

Devamı »

Derdim, Tasam, Şu Son Demde Ne Yapsam?

Belki bir yaz akşamında, belki de serin bir sabahta… Tam da yaşamanın altın çağında… Güzelliklerin tadı damağında… Belki de bir eylül akşamında ya da bir sonbahar sabahında… Ecel denen misafirim. Biliyorum geleceksin… Gözünün değdiği yerde çiçekler açacak. Bir el uzanacak bana doğru. Bir sahilden diğerine geçeceğim. Kocaman bir bahçedeki bir gül gibi… Açıldıkça açıldım, son noktasındayım. Akşam ezanlarının arasından bir veda çekiyorum: “Uğurlar olsun…” diyorum güne, ömre, hayata…

Devamı »

Haydi Bakalım

Neyi dinlesen, kendine özel bir dille konuşur. Her şey ses verir anlayana, geçip gitmeyene… Yıldızı dinlesen, dereyi dinlesen; ağacı dinlesen, kuşu dinlesen… “Nerede beni dinleyen, nerede sesimi duyan?” der adeta. Ve bin bir gecenin içinden bir ses gelir: “Ben seni dinliyorum.” der. Ve açılır sırlar, hikmetler… Dinleyen anlar!.. Düşünün bir yayla başındasınız, bir gece vakti bir ağacın tepesindesiniz, herkesten uzak, her şeye yakınsınız… Yalnızlık! Dışı yalnızlaştıkça, içi kalabalıklaşıyor

Devamı »