136 Yazı Selim Gündüzalp

Yazar Profili »

Elvedâ Ey Şehr-i Ramazan!..

Haziran 2019, 510 377 Görüntülenme Eklenme Tarih: 27 Mayıs 2019 01:08 Selim Gündüzalp

 

Işığının âşığıyız.

Geldin, sevindirdin.

Şimdi de tam bulduk ve kavuştuk derken, yine ‘elvedâ’ deyip gidiyorsun.

Bu kaçıncı hasret, bu kaçıncı vuslat oldu?

Hiçbir sofra sunmadı senin sunduğun zenginliği.

Kapının eşiğinde herkes mutlu, herkes huzurlu.

İnsanı insan eden, daha da ötesi mü’min eden, çok çabuk mayalayan bir sırrın var.

Bu sır kalıcı olmalı üstümüzde…

Bir tohum gibi düştün iman toprağımıza.

Bereketli mahsuller yeşerttin içimizde.

Yedirdin, içirdin, doyurdun kalbimizi.

Kat kat rahmet oldun, kuşattın ruhumuzu.

Şerlere, şeytanlara köstek oldun, kurtardın tuzaklardan bizi.

Güzelleştirdin kalbimizi, arındırdın günahlardan Yaratan’ın lütfuyla.

İnsanların unuttuğu bir dil öğrettin.

Kâinatın dilini, yaratılışın o yüce hikmetini öğrettin.

“Mide ölüm evi; ya kalbi seçin, ya da mideyi.” dedin.

Seçmek elimizdeydi.

Yine tuttun elimizden; gönlümüze hürriyetin hasını getirdin.

Zincir vurmaya gerek kalmadan, sen bizi yürekten bağladın kendine.

Beraberinde coşkun bir deniz getirdin.

Engin bir sevgi ve rahmet getirdin.

Fâni değil, bâki bir sevgiydi bu.

Ruhumuzu cennetlere yücelten bir duyguydu bu.

Bugün Arefe işte… Hüzün ve mutluluk günü…

Bayramın gelişinin müjdesi…

Niçin bayram yapıyoruz?

Sen gittin diye değil sevincimiz. Bitenler için değil, kavuştuklarımız için bayram yapıyoruz.

Oruçlu günlerimiz oldu ömür defterimizde; af ve mağfirete kavuştuk Rabbimizin lütfuyla… Bundandır bayramımız.

Gelişin bir sevinç, gidişinde ise bıraktığın hediyeler sevinç kaynağı bize…

İşte bunun için huzur yayılır Ramazan ayından ömrümüze…

***

Sen bir yolcu, biz bir konak olduk.

Ey aziz misafir, yücelerden haber getirdin…

Aşkla şevkle dalgalandırdın gönüllerimizi…

Bir daha kavuşabilecek miyiz acaba?..

Duygularımız kabarık, bugün dokunsan ağlayacağız…

Sen bir bulut, biz bir tarla olduk otuz gün boyunca. Ekildik, olgunlaştık ve inşaallah Cennet mahzeni için biçildik…

***

Ne güzellikler, ne lütuflar gizli sende, yirmi dokuz mübarek günün her karesinde..

Bir hiçtim dünya çölünde. Şimdi sayende bir inciyim deniz dibinde.

Dalgıcım oldun, çıkardın içimdeki incileri…

‘Sahip’ değil ‘kul’ olduğumu öğrendim seninle.

Emir dinlemeyi öğrendim seninle.

Şükretmeyi, nimeti nimet bilmeyi öğrendim seninle.

Zayıflığımı, Allah’a muhtaçlığımı öğrendim seninle.

Faydasız ‘ben, ben’ demeyi bırakıp, her şeyin çaresi ‘Allah, Allah’ demeyi öğrendim seninle.

Sabrı, tahammülü öğrendim seninle.

Nefse ve şeytana karşı direnmeyi öğrendim seninle.

Bunlar benim incilerim…

***

Gönlümüzü temizledin, en büyüğünden en küçüğüne kadar günahlardan arındırdın, ömür defterimizde tertemiz sayfalar açtırdın güller gibi.

Bir gülden geçtik, gül bahçelerine misafir ettin bizi.

Aşkın ile yaktın, kendine yaklaştırdın.

Bizi de kendine benzettin, Ramazanlaştırdın.

Rengine boyandık, ölümsüzlük diyarını hissettik.

Yunus gibiyiz şimdi:

“Ölür ise ten ölür,

Canlar ölesi değil!..”

***

Bizi kendimize getirdin.

“İnanan bir kalbin sahibi isen, Kur’an’a bak.” dedin.

Sıradan bir cam parçasını elmasa dönüştürdün.

Emirlerini tutmak için attığımız her adımda, sayısız güzellikler sundun.

Ve şimdi elveda deyip gidiyorsun.

Bugün Arefe. Elvedâ yâ Şehr-i Ramazan, elvedâ…

Bu gece teravih yok, yarın da oruç yok… Elvedâ…

Zikirler, tesbihler, hatimler, oruçlar, iftarlar, sahurlar, teravihler…

Bunlar getirdiğin güzellikler.

Cennetlerin kapısı açılmıştı ardına kadar; Cehennemlerin kapısı kapanmıştı senin gelişinle…

Elvedâ yâ Şehr-i Ramazan, elvedâ…

Âhirette şefaatçimiz ol, katılalım o güzel insanlar kervanına…

***

Hakikî aşkı, gönülden sevmeyi yeniden öğrettin bize.

Ömür bahçemizin solmayan gülüsün sen.

Gönül bahçemizin ebedî çiçeğisin sen.

Güzelliğini yitirmeyen, bizi Rabbimize bağlayan bir köprüsün sen.

Kadir gecesi ile seksen senelik bir ömrün kazancını getiren aysın sen.

Arefe günü lütfa ermenin müjdesidir.

Ne güzel bir gündür bu.

Son orucun, son iftarındaki ne mukaddes bir dua anıdır bu.

Ramazan bayramı af bayramıdır, mağfiret bayramıdır…

Bayram günü, bayram ettiğimiz gündür.

Yeniden kavuşmak duasıyla.

Elvedâ yâ Şehr-i Ramazan, elvedâ!

***

Şu mübarek Arefe günü…

Gönlümüzde Hak sevgisi var.

Sevgili Peygamberimizin (asm) âdetine ve sünnetine saygımız var.

O Sevgili Rabbimizin rızasını istiyoruz.

Kurtuluşumuzun beratını istiyoruz Rabbimizden.

Hem de topyekûn bir kurtuluş istiyoruz.

Suriye, Mısır, Filistin, Gazze, Türkistan için.. Tüm Müslümanlar için…

Ve dünyada acı çeken masumlar, mazlumlar için…

***

Allah’ım, Seni seven, Sana ihtiyacı olan, Senden korkan ve Senin kapından başka bir kapıya kapılmayan bizleri affet.

Aşkın ile, sevgin ile, sana kulluğumuz ile hür ettin bizi.

Nefsimize kölelikten azad ettin, kurtardın bizi.

Lâyık olmadığımız halde sevgine, huzuruna lâyık gördün.

Bir mübarek ayla rahmetine yakın ettin bizi.

Şükürler olsun…

Erdirdiğin bu mübarek ay için şükürler olsun.

Ve bu ayın incisi Kadir gecesi için şükürler olsun.

Ve bu gece indirdiğin Kur’an için şükürler olsun.

Boynumuzu büktük, gönülden ellerimizi açtık, affımızı istiyoruz.

Sonsuz rahmetinden bir damla olsun kurak gönüllerimize ulaşsın istiyoruz.

Bekliyoruz ümitle…

Aşk ve şevk dolu bir gönülle…

Rabbim, şu mübarek ayda indirdiğin Kur’an’ın hürmetine cümlemizi affeyle.

***

“Elveda bizden sana ey Şehr-i Rahmet elvedâ.

Sen gidesin ille bizi yaktı hasret elvedâ…

Nur ile zeyn oldu âlem cümle mescidler tamam.

Zikrü tesbih ve terâvih, gitti bunlar elvedâ…”

***

Sevgili kardeşlerim, Ramazan Bayramınız mübarek olsun.

Ömürleriniz neşeyle, ümitle, huzurla dolsun…

Bu mübarek günler hepimizin affına ve uyanışına vesile olsun inşaallah…

 

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

Rabbimizin Nimetleri Saymakla Biter mi!

Dün neredeydik, bugün nerede… Günbegün ağacın başındaki bir meyve gibi olgunlaşan hayatımız, dört bir yandan akıp gelen nimetler. Neler neler… Saymakla bitmez. Hangi birini sayabiliriz ki? Rabbimizin bizi yok iken yaratıp var ettiğini mi, bitki ya da hayvan değil bir insan olarak yaratmasını mı?.. Hayat verip sürdürmesini mi? Belki her gün ne kazalar, ne hastalıklardan korunuyoruz da haberimiz bile olmuyor…

Devamı »

Tohumdan Çınara

Ne acayip değil mi! Cenab-ı Hak tohumu ve ağacı bir makine gibi yapmış. Bir küçücük tohum, koca ağacı içinde saklıyor; adeta bir ağaç makinesi gibi çalışıp ağaç üretiyor. Ağaç da meyve makinesi gibi çalışıp lütf-u ilahi ile meyve üretiyor.

Devamı »

Rabbim, Her İşine Hayretteyim

Beyaz ve tatlı meyveleri olan bir dut ağacının altındayım. Sanki tüm varlığın odak noktasındayım...

Devamı »

Yeniden Başlayalım!

Haydi, yeniden başlayalım hayata.

Devamı »