71 Yazı Banu Yaşar
Psikolog/Psikoterapist

Yazar Profili »

Ergenlik Çağı

Nisan 2016, 472 218 Görüntülenme Eklenme Tarih: 11 Aralık 2019 20:48 Banu Yaşar

 

“Artık çocuk değilim, büyüyorum... Kafam çok karışık, duygularım çok yoğun, bazen sebepsiz yere ya da küçücük bir sözden dolayı saatlerce ağlayabiliyorum. Neler oluyor bana? Kendimi bile anlamıyorum... Sanki hiçbir duygumu konrol edemiyorum. Bazen çocuk gibi, bazen de yetişkin gibi davranıyorum...

Eskiye oranla daha alıngan ve hassas oldum. Bazen çok olgun davranırken, bazen küçücük bir şeyde kıyametler koparabiliyorum. Öfkemi kontrol edemiyorum. Ani çıkışlarım, gereksiz patlamalarım oluyor. Sonradan abarttığımı fark edip üzülüyorum ama iş işten geçiyor. Sanırım eskisinden daha gururluyum. Özür dilemeyi de kolay kolay beceremiyorum. Aslında çok pişman oluyorum...

Duygularımdaki bu karmaşa beni çok yoruyor. Kendimi yorgun ve güçsüz hissediyorum. Ailemle paylaşsam hemen nasihat ederler diye düşünüp vazgeçiyorum. Aslında sadece beni dinlemeleri yetecek... Anlamaya çalışırlarsa, ben daha kolay yolumu bulurum, bundan eminim... Kimseye ihtiyacım yokmuş gibi davrandığıma bakmayın, aslında yanımda olmalarına o kadar ihtiyacım var ki...”

 

Büyümek her yaşta zordur, ama en çok ergenlik döneminde... Ergen olmak kadar onun anne ve babası olmak da dikkat ve özen isteyen bir durumdur.

Bu dönem çocuklukla gençlik arasında bir geçiş sürecidir. Fiziksel, duygusal ve davranışsal olarak ciddi değişimler gözlemlenir. Önce fiziksel anlamda gelişim hızlanır. Vücut şekli kız ve erkek kimliğinin şeklini almaya başlar, çocuksuluk kaybolur, vücut yetişkinliğe doğru adım atmış olur. Ruhu hâlâ çocukluktan çıkamamış olan ergen, vücudundaki değişimlere uyum sağlamakta zorluk yaşar.

Ne tam anlamıyla yetişkin, ne de çocuktur. Bu ikisi arasında gider gelir... Aynaya baktığında hızla büyüyen birini görür ama içinde çocukça duygular hâlâ varlığını hissettirir. Bu yüzden bazen çocuk gibi davranır ve ailesinin tepkisiyle karşılaşır.

"Kocaman adam oldun, hâlâ böyle davranmaya devam ediyorsun," diye söylenmeye başlarlar.

Bazen de büyüdüğünü ailesine göstermek ve ispat etmek için ciddi kararlar almak, sınırları delmek ister, o zaman da;

"Sen hâlâ çocuksun, böyle davranamazsın, bunu yapamazsın," denilir.

Anne babanın bu yaşananları konumlandırması zordur. Çocuğu neredeyse kendi boyuna gelmiştir, hatta bazen geçmiştir bile... Ama tecrübesizdir. Hayatı ve içindekileri yorumlayabilecek, kendini koruyabilecek bir deneyimi yoktur. Ama fikirleri çok net olan bu genç insana yardım etmek bazen çok zor olabilir.

Ergen hassastır. Güçlü ve kararlı hatta bazen öfkeli duruşunun altında kırılgan bir çocuk yatar. O hâlâ annesinin dizine uzanmak, kolunun altına sokulmak, çocukça ağlamak ister. Ama büyümenin getirdiği ağırlıkla böyle davranmaması gerektiğini düşünüp, kendini daha sert göstermeye çalışır.

Ergenliğin kolay ve daha az problemle atlatılmasında, anne babanın o zamana kadar çocukla kurduğu ilişkinin niteliği çok önemlidir. Bu yaşa kadar sağlıklı bir ilişki kurulmuşsa, çocuk anne baba tarafından kabul edilerek sevilmişse, bu dönemi daha sorunsuz atlatacaktır.

Her çocuk ergenliği fırtınalı atlatır diye bir kural yoktur. Bazıları bu dönemi gayet sakin, durağan geçirirken, bazı çocuklar ise öfkeli, tepkili ve sorunlu olarak yaşarlar. Burada anne babanın yaklaşımı, yakınlığı ve sıcaklığı hayat kurtarıcıdır. Genç içindeki fırtınayı, karmaşayı anne babasının güvenli sevgisi içinde dindirmek, çözmek ister. Fakat onlardan gelecek sert tepkiler, eleştiri ve kıyaslamalar onu evden uzaklaştırıp, sosyal çevrenin ve arkadaş ilişkilerinin arasına yönlendirir.

Genç eleştirilmeyi sevmez. Özellikle de başkalarının yanında aşağılanmaktan, yaptıklarının konuşulmasından hiç hoşlanmaz. Hırçın tepkiler verir. Kardeşleriyle ve başka gençlerle kıyaslanmak onu çok öfkelendirir. Çocuğunuzun sizden uzaklaşmasını istemiyorsanız, onu motive etmek, davranış değişikliği oluşturmak için sürekli yapmadıklarını söylemeyin. Bu onu umursamaz ve hırçın yapar. İnadına tepkiler gösterir. Anne babanın aksine davranışlar sergilemeye başlar. Sırf onlar istiyor diye, yapmak istese de yapmaz.

Bu sebeple daha ergen olmadan önce çocuklarımızla yakın ilişki kurmak, onları dinlemek, yaşadıklarını konuşmak ve paylaşmak çok önemlidir. Bu her istediğini yapalım ya da sınırsız bir özgürlük alanı tanıyalım anlamına gelmiyor. Öncelikle onu dinleyelim, neler yaşıyor, neler düşünüyor. Kimlerle nasıl sorunlar yaşıyor, arkadaşlarıyla ilişkileri nasıl? Korkuları, yetersizlik hissettiği konular var mı? Kendini nasıl koruyor? İfade edebiliyor mu?

Bunları nasıl öğreneceğimiz, ergenle nasıl iletişim kuracağımız konusunu da gelecek yazımızda paylaşalım.

 

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bu Günlerde Neyi Tüketiyorsunuz?

Devamı »

İnsanlar Değil, İmajlar Dolaşıyor Sokaklarda / Olduğun Gibi Görünmek

Kişilik, insanın bütün ilgi, yetenek, konuşma biçimi, tavır, görünüş ve çevresine uyum biçiminin özelliklerini kapsar.

Devamı »

Yüz Çizgileri Ne Söyler?

“Elli yaşına geldiğinde herkes hak ettiği bir yüze sahip olur...” diyor, George Orwell. İlk okuyuşta çarpan bir cümle, biraz korkutan, biraz ürperten, hatta gidip aynaya baktıran cinsten... Neden elli yaşına geldiğinde, neden yirmisinde, otuzunda değil de, elli yaşına gelince hakettiğimiz bir yüze sahip oluruz. Neden başka bir kelime yerine hak etmek kelimesini kullanır George Orwell?

Devamı »

Aranızda Cennetin Rüzgarları Essin

Eş olmak yeni bir elbise giymek gibi, yeni bir rol ekler hayatımıza... Eskiden birinin kızı, oğlu, kardeşi, torunu, arkadaşı, teyzesi iken artık çok daha derin ve kalıcı bir isim eklenir. Hayatımız boyunca yeni isimler yeni etiketler alır ve bu duruma alışmaya çalışırız.

Devamı »