145 Yazı Selim Gündüzalp

Yazar Profili »

Penceremde Kuşlar

Mayıs 2015, 461 231 Görüntülenme Eklenme Tarih: 17 Mart 2020 17:23 Selim Gündüzalp

 

Ruhumun penceresidir gözlerim.

Pencereler gözleridir evlerin…

Rabbim ne güzeldir günlerin, gecelerin.

Yaşamamız, sevmemiz.

Ölmemek için ölmemiz.

Kalbimizin sahibinin Sen olduğunu bilmemiz.

Ne güzeldir Rabbim, ne güzel…

Her sabah erkenden.

Penceremde kuşlar.

Beni hayata çağırırlar.

Türlü türlü seslerle, zikirlerle…

“Haydi! Sen de bu halkaya katıl!” derler.

Duyulan ses mi, söz mü?

Bu dinleyene bağlı.

...

Penceremde kuşlar.

Bahçelerde rengârenk çiçekler.

Gönüllerde sevgiler… Dallarda meyveler…

Anneler, ah anneler. Güzel anneler…

Anne olup da çirkin biri var mı hiç?

Anneler, ah anneler…

Bulutlar bile sevdalı size.

Rahmet olup yağıyor üstünüze.

Onun için mi ipekten yumuşaktır sineniz?

O güzel yüreğiniz. Hep dalgalı bir deniz…

Yarının hayali var, ışıl ışıl gözlerinizde. 

Büyüyor çocuklar gibi, sevgiler de kalbinizde.

Ah, bilmezler, görmezler ki sizi.

Perdenin gerisindeki, o dualı dilinizi.

Her çocuk hisseder ama annesinin duasını.

Zaten o dualar iyileştirir hayatın yarasını.

Pencerenin gerisinde silüetler.

Okula ya da işe giderken…

Bir gölge gibi duaları bizi izler.

Çoktan yıkılırdık duaları olmayaydı analarımızın.

Onlar gerçek kahramanları bu dünyamızın.

Belli bir vakit yok bizi hatırlamaları için.

Her an onların gönüllerindeyiz, dillerindeyiz, dualarındayız.

...

Rabbim, ne kadar da güzel yaratmışsın.

Her şeyi yerli yerine koymuşsun.

Bazen hissederim, diyemem.

Tam dile gelir, söyleyemem.

Penceremde kuşlar…

Bir düşünün, ya olmasaydılar?

O ince nağmelerin, o güzel seslerin olmadığı bir dünya.

Bu kadar güzel olur muydu?

Güller güzel ama ya bülbüller olmasaydı?

Yarım kaldırdı bu güzellik.

Kokular olmasaydı… Hepten yarım kalırdı.

Penceremde kuşlar olmasaydı…

Eksik kalırdı bu güzellik.

Bu kusursuz güzellik… Sendendir Rabbim, Sendendir.

Ne varsa hamde, şükre lâyık; hepsi Sendendir.

Ağaçta çiçek, dalda meyve, masmavi gökyüzünde beyaz bulutlar.

Rahmetinin tecellisidir Rabbim.

Seviyorum penceremi.

Oradan gösterdiğin bin bir güzellikleri.

Seviyorum o sesleri.

Olmayaydı o sesler, hep yarım kalırdı bir şeyler.

Şükür ki var.

Penceremde kuşlar.

Bahtiyarım Rabbim. Adını anmakla bu sabah.

Bahtiyarım Rabbim. Sana hamd etmekle bu sabah.

Bir de şükrü var, teşekkürü var bu insanın.

Benden zarar gelmez. 

Daldaki çiçeğe, ağaçtaki meyveye, kovandaki arıya.

Bu dünyamın bir parçasıdır onlar.

Onlara bakıp, Rabbim Seni anarım.

Bu sesleri dinlerim, Seni zikrederim.

Nimetlerini yâd edip yaşarım.

Dualı bir dil ile Seni anıp, günümü ulvî hazla tamamladığımdan…

Memnunum yaşadığımdan.

Bazen sebepsiz gülüşüm sokaklarda…

Dilsiz değilim ya, susamam da.

Haykırırım bu güzellikleri.

Sabahın fecrinde, gecenin ilerleyen vaktinde.

Şükürler dolusu bir kalple ve dille, Sana hamd ederim Rabbim.

...

Şükrü, teşekkürü de olmasaydı bu insanın…

Bunca nimetlerin değeri, birden hiçe inecekti.

Rabbim, geç de olsa gördüm. Senden bildim.

Düşünmenin de bir ibadet olduğunu…

Tefekkürün de teşekkür olduğunu bildim.

Gönderdiğin Nebi’n ile, Elçin (asm) ile bildim.

Penceremde kuşlar ile bildim.

Sesler ve renkler benim için.

Her şey benim için… Her şeyi Senden bildim…

Senden gelen nimetleri yâd ediyor o güzel sesleriyle.

Penceremde kuşlar...

Gelen ve gelecek olan nimetleri alkışlıyorlar.

Yarının büyük oluşlarını müjdeliyorlar.

Katılıyorum seve seve… Coşkuyla o seslerin arasına…

Rabbim; “Bu diller, bu sesler, bu gözler kimin?” diye bir gelip sorulmadan.

Hakkını vermek istiyorum.

Bu güzel dünyada bir tefekkür miracını da böyle yaşamak istiyorum.

Coşkuyla, arzuyla, Hz. Peygamber Efendimizin gözümün nuru dediği o namazıyla.

Penceremde kuşlar…

Gözümde yaşlar ve dilimde dualar...

Hamdim, şükrüm Sanadır Rabbim.

Her nimeti Senden bildim.

Yaşattığın her şey için.

Sana sonsuza kadar hamd; resulüne (asm) sonsuza kadar salât-u selâm ederim.

 

 


Mayıs 2015, 461 Sayısı Tüm Yazıları


YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bir Cam, Bir Can, Bir Cihan

Camsız duvarlara zindan derler. Cam, duvarları ev yapar. Evin içi ve dışı, iki dünyanın kesiştiği yerdir cam. Gündüz, evin güneşi; gece ay’ı, yıldızı olur cam…

Devamı »

Sonbahardan Özür

Yalanmış meğer. Hem de esaslı... Sonbahar şarkılarda söylendiği gibi değilmiş, yemyeşil bahçeler de varmış, tarlalar da. Üstelik sayısız meyveler bu mevsimde geliyormuş…

Devamı »

Derdim, Tasam, Şu Son Demde Ne Yapsam?

Belki bir yaz akşamında, belki de serin bir sabahta… Tam da yaşamanın altın çağında… Güzelliklerin tadı damağında… Belki de bir eylül akşamında ya da bir sonbahar sabahında… Ecel denen misafirim. Biliyorum geleceksin… Gözünün değdiği yerde çiçekler açacak. Bir el uzanacak bana doğru. Bir sahilden diğerine geçeceğim. Kocaman bir bahçedeki bir gül gibi… Açıldıkça açıldım, son noktasındayım. Akşam ezanlarının arasından bir veda çekiyorum: “Uğurlar olsun…” diyorum güne, ömre, hayata…

Devamı »

Haydi Bakalım

Neyi dinlesen, kendine özel bir dille konuşur. Her şey ses verir anlayana, geçip gitmeyene… Yıldızı dinlesen, dereyi dinlesen; ağacı dinlesen, kuşu dinlesen… “Nerede beni dinleyen, nerede sesimi duyan?” der adeta. Ve bin bir gecenin içinden bir ses gelir: “Ben seni dinliyorum.” der. Ve açılır sırlar, hikmetler… Dinleyen anlar!.. Düşünün bir yayla başındasınız, bir gece vakti bir ağacın tepesindesiniz, herkesten uzak, her şeye yakınsınız… Yalnızlık! Dışı yalnızlaştıkça, içi kalabalıklaşıyor

Devamı »