84 Yazı Ömer Sevinçgül

Yazar Profili »

Niçin Kader, Niye İrade?

Mayıs 2015, 461 203 Görüntülenme Eklenme Tarih: 17 Mart 2020 18:53 Ömer Sevinçgül

 

Kader ve irade hayat yolunun iki yanında koruyucu iki çizgi. İnsanın doğru yolda ilerlemesini, aşırılıklardan uzak durmasını sağlamak için konmuş.

İnsan nefsi haram nedir, helal nedir bilmiyor. Keyfi ne isterse yapmak istiyor. Hep kötülükleri emrediyor. Yaradılışı böyle. Kader ve irade ona sınır çiziyor, haddini bildiriyor.

Bu konuyu biraz daha açıklayayım… 

Nefis, kazandığı başarılardan dolayı gururlanmayı sever, övgüden hoşlanır, şöhret delisidir, hep takdir umar, hep alkış bekler. Sahip olduğu nimetleri hep kendine mal etmek ister. Benlik davası güder, büyüklük sevdasıyla dolar ve sonunda firavunlaşır.

İnsanı bu tehlikeden kurtarmak için kader çizgisi çekilmiş. Bu hakikat onun önüne dikilir ve der ki:

“Kibirlenme! Allah takdir etmeseydi sen hiçbir şeye malik olamazdın. İlmini de, malını da, bunları kazanmak için gereken yeteneklerini de yaratan odur. Benim diye dört elle sarıldığın nimetler onun eserleridir.”

...

Nefsin bir başka özelliği ise, suçu kabul etmemek, ne yapıp edip başkasına yüklemek, kendini temize çıkarmaya çalışmaktır. Ömrü hatalar yapmakla da geçse kendini hatasız, kusursuz, yanlışsız bilir. Bahaneler, mazeretler, kaçamaklar aramakta eşsizdir.

İşte, nefsin bu amansız hastalığından dolayı irade verilmiş. Bu temel yetenek insana sorumluluğunu hatırlatır. Der ki:

“İyi ile kötüyü, güzel ile çirkini bilecek, anlayacak, ikisinden birini tercih edecek kabiliyete sahipsin. Özgür iradenle kötüyü seçtin ve günah işlediysen suçunun cezasını elbette çekeceksin. Yaptıklarını kadere yükleyerek mesuliyetten kaçamazsın!”

Bir yanda kader, bir yanda irade sınırlar çizer, hep kötülük emreden nefsi taşkınlıktan korur. İnsan da bu iki yönlü uyarı karşısında müstakim yola girer, cennete layık bir kıymet alır. Nitekim Rabbimiz Hadid Suresi’inde şöyle buyurur:

“Yeryüzünde vaki olan ve başınıza gelen her musibet, onu yaratmamızdan önce bir kitapta yazılıdır. Allah bunu kolayca yapabilir. Bunu bilin de elinizden gidenlere üzülmeyin ve size verdikleriyle şımarıp övünmeyin. Allah kurumlanıp övünenleri sevmez.”

 

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

Düşün!

Bir adam düşün... Eline bir tüfek almış, hedef tahtasına ateş ediyor. Etrafındaki seyirciler de dikkatle bakıyorlar. Birinci atışta hedefi on ikiden vuruyor. Kimi “Aferin, vurdu adam!” derken, kimi de “Tesadüftür canım! Acemi şansı” diyor. Adam ikinci kez ateş ediyor, yine on ikiden vuruyor. Üçüncü kez ateş ediyor, on iki. Yüz atış yapıyor, hepsinde de on ikiden vuruyor. Buna tesadüf demek mümkün mü? Diyene gülerler.

Devamı »

Birey Olmak

Birey olmak istiyorsun demek. Ne güzel! Birey olma arzusu, özgürlük talebi pek yaygın günümüzde...

Devamı »

Heme Ez Ost!

Diyorsun ki: “Tümtanrıcılık diye bir terim var. ‘Tanrı evrende içkindir’ falan diyorlar. Her varlık onun parçasıymış sanırım. Edebiyat dersinde bir şeyler anlatmıştı hoca. ‘Dalga ayrı görünür ama denizdendir’ falan gibi bir laf etmişti. Düşündüm, içinden çıkamadım. Ne demek istiyorlar?”

Devamı »

Keşke!

Keşke her şey güzel olsaydı! Kötülük hiç olmasaydı! Şeytan geberseydi. Hayat ne güzel olurdu! Madem yaratıcının bütün isimleri güzel, eserlerinin de tamamen güzel olması gerekmez mi?

Devamı »