TR EN

Dil Seçin

Ara

İbrahim (as) gibi çağır…

İbrahim (as) gibi çağır…

Hani İbrahim: “Rabbim, bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster” demişti. (Allah ona:) “İnanmıyor musun?” deyince, “Hayır (inandım), ancak kalbimin tatmin olması için” dedi...

 

Hani İbrahim: “Rabbim, bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster” demişti.

(Allah ona:) “İnanmıyor musun?” deyince,

“Hayır (inandım), ancak kalbimin tatmin olması için” dedi.

“Öyleyse, dört kuş tut. Onları kendine alıştır,

sonra onların her bir parçasını bir dağın üzerine bırak,

sonra da onları çağır. Sana koşarak gelirler.

Bil ki, şüphesiz Allah, üstün ve güçlü olandır,

hüküm ve hikmet sahibidir.” (Bakara suresi, 260)

 

 

İnsan bu; dağılır...

Bir şeyler yaşarsın, KALBİN kırılır.

Bildiğin şeyler yanlışa çıkar, inhiraflara gebe kalır AKLIN. Anlam veremezsin olanlara.

Gördüğün elemler, çelişkiler perde gibi çekilir gözlerinin önüne ve OKUMAK zorlaşır Rabbinin hikmetle yazdığı hayat kitabını.

Anlamsızlaşınca her şey, kırılır iradenin kalemi. YAZMAK imkânsız olur; kelimelerin yeis zindanında prangalı rehindirler…

Bir lokma, bir kelime, bir dane, bir lem’a, bir işarette1 batarsın. Doğru okuduğunu yanlış yazdığın için kızarsın kendine, ‘nasıl yaptımlar’la mahkûm edersin kendini. Bu bir iç savaş, bu bir talandır; gönlünü yakıp yağmalayan.

İnsansın işte... Dağılırsın...

“Öyleyse, dört kuş tut.”

İçinden dört dua tut. KALP olsun ilk duanın amin diyeni. AKIL yetişsin ikinci duanın imdadına. Semayı çatlatıp yağmurları indirsin üçüncü duayı OKUMAK. Hiç çekinmesin, sarılsın kaleme kirâmen kâtibin; zira en keyiflisi dördüncü duayı YAZMAK: “Öyleyse, dört kuş tut.”

Darmadağınık hissedersin kendini, bir daha asla eskisi gibi olamayacağını düşünürsün. O sağlam iradeli, dik duruşlu, olaylar karşısında pratik çözümlü, hislerinden ve tercihlerinden emin, o ferasetli insan nasıl geri gelecek ki!.. diye debelenip durduğun bir anda bir ses yankılanır kalbinin en zarif kıvrımlarında:

“İnanmıyor musun [dağınıklığını toplayıp seni tekrar diriltecek olana]?

Sen adım at; toplayacak olan toparlayacak kalbini. İbrahim’in kuşları gibi…

Yeter ki sen, İbrahim gibi ol; batıp gidenleri sevme; alıştır Bâki’ye yüreğini.

İstikametini bulacak elbet aklın. Bırak kendini tefekkürün, öğrenmenin, hayretin zevkine. Alıştır aklını Alîm’e.

Toparlanır elbet dikkatin, algın; hele bir niyet et okumaya şu harikalarla dolu kâinat kitabının sayfalarını. Gayret et bakalım görmeye harf harf, kelime kelime, hem kâinatı hem seni yazanı. Alıştır nazarını Vâhid’in ve Ehad’ın, yaratanın birliğini görmeye.

Toparlayacak elbet dağılan kuşlarını Rabbin…

Ezan-ı Muhammedî ile toplandığı gibi kullarını…

Sen yeter ki alıştır sana emanet edilen kuşlarını asıl Sahibine itaat etmeye.

Eğer dağılacak olursan dua et Mâlik’ine. Bir araya getirerek mutmain etmesi için. Çünkü var olan herbir şey ancak Allah’ı an[la]makla mutmain olurlar2: “Onları kendine alıştır. .... sonra da onları çağır [davet et asıl yurduna, dua et]. Sana koşarak gelirler.”

Ümitsizliğe düşme hata ettiğin için, sakın!.. Beklenen bir hadiseydi zaten dağılacağın: “Onların her bir parçasını bir dağın üzerine bırak.”

Sen de imanını bir dağ yap; sabrını bir dağ; pişmanlığını bir dağ ve ümidini başka bir dağ eyle…

Bil ki dağılan dünyanı toplayacak; hatalarını affedecek, günahlarını bağışlayacak, seni ayağa kaldıracak ve seni tekrar diriltecek Odur; Azîz ve Hakîm olan Allah’tır: “Bil ki, şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.”

Hadi şimdi, İbrahim’in (as) kuşlarını çağırması gibi çağır… Silkin ve toparlan… Bak nasıl ötüşüyorlar gönlünün tepelerinde duyguların…

Hani İbrahim: “Rabbim, bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster” demişti. (Allah ona:) “İnanmıyor musun?” deyince, “Hayır (inandım), ancak kalbimin tatmin olması için” dedi. “Öyleyse, dört kuş tut. Onları kendine alıştır, sonra onların her bir parçasını bir dağın üzerine bırak, sonra da onları çağır. Sana koşarak gelirler. Bil ki, şüphesiz Allah, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.”3

 

Kaynaklar:

1. Lem’alar, On Yedinci Lem’a, On Dördüncü Nota.

2. Ra’d, 28

3. Bakara, 260

 

...

 

Deli divane dolaşırken sahralarda,

ölesiye muhtacım bir Selam’ına..

Kayyum ismi çekilse evimin duvarlarından

kor düşüyor kalbimin odalarına.

Mucib’e tutuklu ellerim; bundandır

her duada semaya yönelişi avuç içimin.