ARAMA SAYFASI

Hadi Canım Sen De!

İrade, insanın karar verme, seçme, isteme kabiliyetidir. İnsan, bilinciyle fark eder, aklıyla anlar, kalbiyle sever, iradesiyle seçer ve karar verir.

 

“Ne dersin, yazgımı ben mi belirliyorum? Kaderde yazılı olanın dışında bir seçim yapabilir mi insan? Alnıma yazılan mutlaka başıma gelecekse tercihler yapmamın ne anlamı var?”

İrade, insanın karar verme, seçme, isteme kabiliyetidir. İnsan, bilinciyle fark eder, aklıyla anlar, kalbiyle sever, iradesiyle seçer ve karar verir.

Evet, insanda irade vardır, dikkatle bakan her vicdan bunu tasdik eder. İradenin varlığını ispatlamak için başka yerde delil aramaya gerek yoktur. Herkes, kendinde seçme ve isteme kabiliyetinin bulunduğunu bilir. 

Misal verirsek, benim nerde, ne zaman, ne yapacağım takdir edilmiştir. Şu okumakta olduğun satırları yazmak da kaderimde varmış. Yazdığım anda bu hüküm infaz edildi ve kaza oldu. 

Yazmak ya da yazmamak konusunda bir tereddüt geçirdikten sonra yazmaya karar verdim ki, bu da irademi gösterir.

Keza sen de şu önündeki yazıyı okumaya iradenle karar verdin. Okumamaya da karar verebilirdin. Sonradan anladın ki kaderinde bu yazıyı okumak varmış.

Kaderdeki bu hükmün sana baskı yaptığını, senin iradeni elinden aldığını, seçim yapma özgürlüğünü yok ettiğini söyleyemezsin. Çünkü sen, okuma eylemini gerçekleştirmeden önce kader defterinde nelerin yazılı olduğunu bilmiyordun bile.

Eğer irade hürriyeti verilmeseydi, insan açısından ne inanmanın bir anlamı olurdu, ne ibadetin, ne günahın, ne imtihanın, ne de yarışın. Zira herkes kendisinden beklenen işi yapmak zorunda kalırdı. Oysa bilerek, isteyerek yapandır yaptığından sorumlu olan.

Nitekim günlük hayatta insanları, yaptıklarından ve yapmadıklarından dolayı iradeli oldukları için yargılıyoruz. İrade göz ardı edilirse insanları “iyi” ya da “kötü” diye tanımlamak anlamsız olur. Ne cezanın manası kalır, ne de ödülün.

“Kaderde yazılan kaza olacak, elden ne gelir” diyerek sorumluluktan kurtulamayız. Kaderi takdir eden, insanın neyi tercih edeceğini bilmiş, ona göre yazmıştır. “Bilmek” ise “yapmak” demek değildir.

Çünkü bir hareketin olması için, ilmin yanında iradenin ve kudretin de bulunması gerekir. Bilmenin yanı sıra irade de etseydi, o zaman kulun yapabileceği bir iş kalmazdı. 

Kendin karar veriyor, kendin yapıyor, sonra da suçu kadere yüklüyorsun. Hadi canım sen de!