84 Yazı Ömer Sevinçgül

Yazar Profili »

Hadi Canım Sen De!

Ağustos 2014, 452 172 Görüntülenme Eklenme Tarih: 12 Nisan 2020 20:27 Ömer Sevinçgül

 

“Ne dersin, yazgımı ben mi belirliyorum? Kaderde yazılı olanın dışında bir seçim yapabilir mi insan? Alnıma yazılan mutlaka başıma gelecekse tercihler yapmamın ne anlamı var?”

İrade, insanın karar verme, seçme, isteme kabiliyetidir. İnsan, bilinciyle fark eder, aklıyla anlar, kalbiyle sever, iradesiyle seçer ve karar verir.

Evet, insanda irade vardır, dikkatle bakan her vicdan bunu tasdik eder. İradenin varlığını ispatlamak için başka yerde delil aramaya gerek yoktur. Herkes, kendinde seçme ve isteme kabiliyetinin bulunduğunu bilir. 

Misal verirsek, benim nerde, ne zaman, ne yapacağım takdir edilmiştir. Şu okumakta olduğun satırları yazmak da kaderimde varmış. Yazdığım anda bu hüküm infaz edildi ve kaza oldu. 

Yazmak ya da yazmamak konusunda bir tereddüt geçirdikten sonra yazmaya karar verdim ki, bu da irademi gösterir.

Keza sen de şu önündeki yazıyı okumaya iradenle karar verdin. Okumamaya da karar verebilirdin. Sonradan anladın ki kaderinde bu yazıyı okumak varmış.

Kaderdeki bu hükmün sana baskı yaptığını, senin iradeni elinden aldığını, seçim yapma özgürlüğünü yok ettiğini söyleyemezsin. Çünkü sen, okuma eylemini gerçekleştirmeden önce kader defterinde nelerin yazılı olduğunu bilmiyordun bile.

Eğer irade hürriyeti verilmeseydi, insan açısından ne inanmanın bir anlamı olurdu, ne ibadetin, ne günahın, ne imtihanın, ne de yarışın. Zira herkes kendisinden beklenen işi yapmak zorunda kalırdı. Oysa bilerek, isteyerek yapandır yaptığından sorumlu olan.

Nitekim günlük hayatta insanları, yaptıklarından ve yapmadıklarından dolayı iradeli oldukları için yargılıyoruz. İrade göz ardı edilirse insanları “iyi” ya da “kötü” diye tanımlamak anlamsız olur. Ne cezanın manası kalır, ne de ödülün.

“Kaderde yazılan kaza olacak, elden ne gelir” diyerek sorumluluktan kurtulamayız. Kaderi takdir eden, insanın neyi tercih edeceğini bilmiş, ona göre yazmıştır. “Bilmek” ise “yapmak” demek değildir.

Çünkü bir hareketin olması için, ilmin yanında iradenin ve kudretin de bulunması gerekir. Bilmenin yanı sıra irade de etseydi, o zaman kulun yapabileceği bir iş kalmazdı. 

Kendin karar veriyor, kendin yapıyor, sonra da suçu kadere yüklüyorsun. Hadi canım sen de!

 

 


Ağustos 2014, 452 Sayısı Tüm Yazıları


YAZARIN DİĞER YAZILARI

Düşün!

Bir adam düşün... Eline bir tüfek almış, hedef tahtasına ateş ediyor. Etrafındaki seyirciler de dikkatle bakıyorlar. Birinci atışta hedefi on ikiden vuruyor. Kimi “Aferin, vurdu adam!” derken, kimi de “Tesadüftür canım! Acemi şansı” diyor. Adam ikinci kez ateş ediyor, yine on ikiden vuruyor. Üçüncü kez ateş ediyor, on iki. Yüz atış yapıyor, hepsinde de on ikiden vuruyor. Buna tesadüf demek mümkün mü? Diyene gülerler.

Devamı »

Birey Olmak

Birey olmak istiyorsun demek. Ne güzel! Birey olma arzusu, özgürlük talebi pek yaygın günümüzde...

Devamı »

Heme Ez Ost!

Diyorsun ki: “Tümtanrıcılık diye bir terim var. ‘Tanrı evrende içkindir’ falan diyorlar. Her varlık onun parçasıymış sanırım. Edebiyat dersinde bir şeyler anlatmıştı hoca. ‘Dalga ayrı görünür ama denizdendir’ falan gibi bir laf etmişti. Düşündüm, içinden çıkamadım. Ne demek istiyorlar?”

Devamı »

Keşke!

Keşke her şey güzel olsaydı! Kötülük hiç olmasaydı! Şeytan geberseydi. Hayat ne güzel olurdu! Madem yaratıcının bütün isimleri güzel, eserlerinin de tamamen güzel olması gerekmez mi?

Devamı »