TR EN

Dil Seçin

Ara

Tefekkür Nedir Ve Nasıl Olmalıdır?

Tefekkür, herhangi bir mesele hakkında derin düşünmek, fikretmek ve işin şuuruna varmaya çalışmak anlamlarına gelir.

 

Tefekkür, herhangi bir mesele hakkında derin düşünmek, fikretmek ve işin şuuruna varmaya çalışmak anlamlarına gelir.

İnsan aklının en önemli ve gerçek görevi tefekkürdür. Tefekkür en kıymetli, faydalı ve bereketli bir nimet ve ibadettir. İnsan hayatının devamı nefesle olduğu gibi, ruhun hayatı da, ubudiyet ve tefekkürle olur. Bu sebeple Cenab-ı Hak, bir çok ayette insanlara tefekkürü emreder.

Bu ayetlerin bazılarına dikkatinizi çekmek istiyorum:

“Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar sağlayacak şeylerle denizde seyreden gemilerde, Allah’ın gökyüzünden indirip kendisiyle ölmüş toprağı dirilttiği yağmurda, yeryüzünde her çeşit canlıyı yaymasında, rüzgârları ve gökle yer arasındaki emre amade bulutları evirip çevirmesinde elbette düşünen bir topluluk için deliller vardır.” (Bakara Suresi, 2/164)

Cenab-ı Hak, bu gibi ayetlerle insanın düşünmesini ve kainatta cereyan eden harika işlerden ibret almasını emretmektedir. Kâinat, insan aklının önüne açılmış koca bir kitaptır. Kâinattaki bütün mahlukat nevileri, Zat-ı Zülcelâl’in sonsuz kudretini ve nihayetsiz fiillerini gösteren ayinelerdir.

Peygamber Efendimiz (asm.) Hz. Ali’ye (ra.) şöyle tavsiyede bulunmuşlardır. “Herkes Allah’a ibadetle yaklaşırken, sen akılınla yani tefekkürle yaklaş.” Bu ise insanın kabiliyet ve tefekkürüne göre değişir. Her fabrikanın üretimi onun kapasitesine göredir.

Evet, tefekkür eden bir insan Halik’ına tahkiki bir surette iman eder. Böyle sağlam bir iman ise, ancak tefekkürle mümkündür. Zaten Cenab-ı Hakk’ın insana akıl vermesinin hikmeti de budur.

Tefekkür, Allah’ın kainattaki muhteşem eserlerine bakılarak ve o eserleri okuyarak yapılmalıdır. Yoksa, Cenab-ı Hakk’ın zatı hakkında tefekkür etmek hatadır. Çünkü, Cenab-ı Hak, hiçbir şekilde suret olarak vasıflandırılamaz ve şekil olarak hayal edilemez. Allah’ın Zat, sıfat ve mahiyetini anlama hususunda insan aklı aciz kalır.

Tefekkür eden insan, Allah’ın birçok lütuf ve ilhamına mazhar olur. Tefekkürün neticesi ilahi ilhamlardır.