ARAMA SAYFASI

Havadan Sudan Şeyler

Genelde bir sohbete sonradan katılan kişiler “Ne konuşuyorsunuz?..” diye sorduğunda “Havadan sudan…” veya “Hava civa…” gibi cevaplar verilir.

 

Genelde bir sohbete sonradan katılan kişiler “Ne konuşuyorsunuz?..” diye sorduğunda “Havadan sudan…” veya “Hava civa…” gibi cevaplar verilir. Bu cevaplarla konuşulan mevzuların önemsiz olduğu vurgulanır. Halbuki konuşulan konular önemsiz olsa da hava ve su çok önemli besin kaynaklarıdır.

Cenab-ı Hak, kâinatı (evreni) ve içindekileri yoktan yarattığı gibi, canlıların ve özellikle insanların rızıklarını da aslında hiç ummadıkları, bilmedikleri ve beklemedikleri yerlerden, en uygun vakitlerde ve mükemmel bir şekilde yaratmaktadır. İşte bu bilinmezlerden ikisi hava ve sudur.

Mesela; şeker ihtiyacımız görünüşte bitki kökleri, tohumları, yumruları ve meyvelerinden karşılanır. Bu yönüyle bitkiler, insan beslenmesi için olmazsa olmazlar olarak kabul edilirler. Halbuki gerçek şeker kaynağımız hava ve sudur. Çünkü bilindiği gibi şeker; Allah’ın kanunuyla, havadan alınan CO2 ve topraktan gelen H2O moleküllerinin güneş ışığı altında birleşmesi, yani fotosentez ile yapılır. Bu şeker moleküllerinin meyve ve yumrulara gönderilmesi ile, bize uygun şekerpareler ve tatlı konserveler, meyveler şeklinde yapraklar arasından bize sunulur.

Yine aynı şekilde, insan beslenmesinde protein kaynağı olarak bitkisel ve hayvansal ürünler görülür. Halbuki proteinler de Allah’ın başka bir kanunuyla, havadan gelen azot atomlarından yapılmaktadırlar. Bu işlem için; havada N2 (azot) molekülleri, azot fiksasyon bakterileri tarafından nitrat iyonlarına çevrilerek, bu iyonları bitki köklerine ve toprağa bağlarlar. Bitkiler, bu nitrat iyonlarını kullanarak; protein ve vitamin deposu meyvelere dönüştürürler. Bu meyvelerin bir kısmı da, hayvansal organizmalarda et, süt ve yumurta gibi hayvansal besinlere dönüştürülüp soframıza leziz nimetler olarak konulur. Demek beslendiğimiz proteinlerin büyük çoğunluğunun gerçek kaynağı yine hava ve sudur.

Azot ihtiyacımız, havanın azotunun azot fiksasyon bakterileri tarafından toprağa bağlanan azottan karşılandığı gibi, bunun yanında havadaki NO ve NO2 moleküllerinin şimşek ve su buharı ile nitrik asite (HNO3) dönüştürülmesiyle de sağlanır. Oluşan seyreltik nitrik asit, yağmur suları ile yeryüzüne gübre olarak indirilir ve bitkilerin gübre ihtiyacı ve dolayısıyla hayvan ve insanların rızıkları hazırlanmış olur. Yine burada da kaynak hava ve sudur.

Temel besin elementlerinden birisi de kükürttür ve kükürt (S) ihtiyacımızın büyük bir kısmı da  yine hava ve sudan sağlanmaktadır. Çünkü; bu element, havada SO2 ve SO3 molekülleri halinde bulunmakta; şimşek, gök gürültüsü ve yıldırım gibi yağış ortamında su damlaları birleştirilerek sülfirik asit (H2SO4) oluşturulmaktadır. Elde edilen seyreltik H2SO4 ise yağmurla yeryüzüne sülfat gübresi olarak indirilir ve yine bitki, hayvan ve insanların rızkı, hava ve sudan sağlanmış olur.

Bunlardan anlaşılıyor ki, Cenab-ı Hakk (cc.) nasıl ki, nefes almamız için havayı uygun şekilde yaratmışsa, öyle de bizi rızıklandırmak için hiç ummadığımız ve beklemediğimiz hava ve su gibi latif maddeleri kullanmaktadır. Böylece sayılamayacak nimetleri yaratmakta ve onları da bizlere rızık olarak sunmaktadır. Bu kadar sayısız nimetlere karşı bize düşen ise, onları rızık olarak hazırlayıp göndereni bilerek, O’na tüm kalbimizle bir şükür olsa gerek.