49 Yazı Prof. Dr. Adem Tatlı

Yazar Profili »

Bilim, Kullanılmayan Organların Köreleceği İddiasını Reddediyor

Ocak 2013, 433 232 Görüntülenme Eklenme Tarih: 19 Nisan 2020 18:45 Prof. Dr. Adem Tatlı

 

Soru:  “Anatomik olarak kalça kemiği arka bacakları omurgaya bağlama görevi üstlenir. Arka bacakları olmayan hayvanlarda kalça kemiğine ihtiyaç yoktur. Balinaların ise arka bacakları olmamasına rağmen kalça kemik kalıntısı var. Bu da bir zamanlar balinaların karada yaşayan dört bacaklı hayvan olduklarını, sonradan deniz ortamında yaşamaya başladıklarını ve milyonlarca yıl süren evrim sırasında arka bacaklarını kaybettiklerini düşündürür. Kalça kemik kalıntısı ise bu hipotezi doğruluyor.” 

Evrime inananların bilerek söyledikleri ya da bilmeyerek yanıldıları noktalardan birisi, kalça kemiğinin sadece arka bacakları gövdeye bağladığı düşüncesidir. Bunu nereden çıkarıyorlar ki; kalça kemiğinin sadece arka bacakları gövdeye bağladığını, başka görevinin olmadığını nereden biliyorlar ki!? Gerçekleri sadece kendi bilgisinden ibaret zanneden, diğer bilgileri inkâr edenler ya da yok sayanlar gerçeği hiçbir zaman bulamazlar. Bu şekilde bilim yaptığını söylemek ise sahtekârlıktır.

Kalça kemiğinin arka bacakları gövdeye bağlaması, o kemiğin fonksiyonlarından sadece birisidir. Şu muhakkak ki, kalça kemiğinin balinalarda bir görevinin olmadığını iddia etmek için, önce laboratuarda kalça kemiksiz bir balinanın teşekkülü sağlanmalı. Eğer bu haliyle, balinanın hayati fonksiyonlarında hiçbir eksiklik gözlenmezse, o zaman kalça kemiğinin sadece arka ayakları bağladığı iddiası ortaya atılabilir.

Diğerleri gibi bu kurgu da, ateist evrimcilerin düşünceleridir. Onlar, bilim maskesi arkasında böyle herşey için kendi bildiklerini okurlar ve böyle masallar uydururlar. Evrimin doğru olduğunu, canlıların silsile halinde birbirinden meydan geldiğini ispat edemedikleri halde peşin olarak kabul ederler; yani yobazlık yaparlar. Evrimciler daha en başta balinayı, istedikleri yere koyarlar, ondan sonra kendilerine göre gereksiz saydıkları bir takım organları evrime delil gösterirler.

Eğer sözünü ettikleri organlar balinalarda lüzumsuzsa, milyonlarca yıldır o gereksiz organların her nesilde tekrar tekrar ortaya çıkmaması gerekirdi.

Evrimcilerin evrime delil olarak ileriye sürdüğü, “Kullanılan organlar gelişir, kullanılmayanlar körelir” görüşü, 200 yıl önce Lamarck tarafından dile getirilmiştir. Halbuki evrimciler, evrimin aleyhindeki 5-10 yıllık kaynakları bile eski kabul ettikleri halde, Lamarck’ın 200 yıl önceki iddiasını bozuntuya vermeden kullanırlar. Zaten bu pişkinliği herzaman yaptıkları için antrenmanlıdırlar, iyi rol yaparlar.

Kullanılmayan organların köreleceği görüşünün bilimsel olmadığı, vücut hücrelerindeki bir değişikliğin yavrulara geçmediği, 1920’li yıllarda ispatlandığını görmezden, duymazdan gelirler. Asıl seçici evrim değil, bu evrimcilerdir; bunlar her daim işlerine geleni alır, gelmeyeni yok sayarlar. Çok basit bir örnek olarak, siz ayağınızı veya elinizi kullanmadığınız zaman, bu sizin çocuklarınızda görülmez. Hatta ayağı veya eli kesilenlerin çocukları, el ve ayakları kesik olarak dünyaya gelmez.

Böyle bazı organların kullanılmamasıyla zamanla köreleceği gibi bir yaklaşımla, kalça kemiğini evrim iddialarına delil göstermek, en azından bilim ahlakına yakışmaz, insanları aldatmaktır. Çünkü böyle bir düşüncenin bilimsel ve ispat edilmiş bir dayanağı yoktur. Onların bu konudaki iddiaları, kendi inanç ve kanaatlerini dile getirmelerinden öte bir anlam taşımaz. Ayrıca evrimcilerin her sözlerinin başında ve sonunda bilimden, bilimsellikten söz etmeleri, bu varsayımlarının kendi masalları olduğu gerçeğini değiştirmez.

Yazımızı, Darwinizm'in ünlü eleştirmenlerinden biri olan Fransa’nın ünlü biyoloğu Paul Pierre Grasse’nin şu sözüyle bitirelim: “Hayal kurmayı yasaklayan bir kanun yoktur; ama bilim bu işin içine dahil edilmemelidir.” (Pierre-P Grassé, Evolution of Living Organisms, New York: Academic Press, 1977, s. 103)

 

 


Ocak 2013, 433 Sayısı Tüm Yazıları


YAZARIN DİĞER YAZILARI

Canlılardaki Hayat Nereden Geliyor?

Soru: “Hemen hemen gözle görülmeyen bir hücrenin protoplazma damlacığına bakılırsa, bu şeffaf jelatinli maddenin hareket etmeye, güneşten enerji çekmeye kabiliyetli olduğu görülür. Bu tek hücre, bu şeffaf ve buğu manzarasındaki damlacık içerisinde hayatın tohumu saklanmakta, onunla büyük-küçük bütün canlılara hayat aşılanmaktadır. Hücrenin bu damlacığına böyle bir özelliği kim vermiştir?”

Devamı »

İnsanda Saldırganlık Geni Varsa, Cüz'i İradeden ve Sorumluluktan Söz Edilebilir mi?

Soru: İnsanda MAOA savunucu geni var. Bu gen insanı hiddetlendiriyor, saldırgan yapıyor ve bazen bu saldırganlık cinayetle, yani suçla sonuçlanabiliyor. Peki insanlar sahip oldukları genler tarafından yönlendiriliyorsa, burada cüz’i iradeden ve sorumluluktan söz edilebilir mi?

Devamı »

Yok Olmayı Kim İster ki?

Devamı »

“Bana Bir Mucize Göster ki İnanayım?”

Bazı inanmayanlar şöyle diyorlar: “Madem bütün kâinatı yarattı. Bana bir mucize göster ki inanayım” gibi sözler söylüyorlar. Onlara ne dersiniz?

Devamı »