78 Yazı Prof. Dr. Sefa Saygılı

Yazar Profili »

Kokular Olmasaydı Hayatımızda Neler Değişirdi?

Şubat 2013, 434 216 Görüntülenme Eklenme Tarih: 20 Nisan 2020 18:37 Prof. Dr. Sefa Saygılı

 

Pek farkında olmasak da koku hayatımızda ve hareketlerimizde her an etkileri görülen bir gerçektir. İster yiyecek, ister bir ortam, isterse bir insan olsun, sevdiğimiz ve sevmediğimiz pekçok şeyde kokuların fonksiyonu büyüktür. Yani güzel kokan şeyleri sever, kötü kokanları sevmeyiz. Kısacası, hatıralarımızdan, övmemize, yermemize, sosyal ilişkilerimize kadar kokular her yerdedir.

Peki kokular olmasaydı hayatımızda neler değişirdi? Bizler hiçbir kokunun var olmadığı bir dünyada da yaşıyor olabilirdik. Ya da diğer bazı canlılar gibi hoş kokuları olmayan gıdalarla da beslenebilirdik. Bunları düşündüğümüzde, kokular ve onları algılayabilmemiz de diğer tüm nimetler gibi, her yarattığını sanatlı yaratan Sani’ olan Allah’ın insana bahşettiği güzelliklerdendir.

Aslında koku, insanlar için temel bir ihtiyaç değildir. Fakat soluk, neşesiz ve zevksiz bir hayat olmaması için Allah (cc.) böyle mest edici bir nimet katmanını dünyasına eklemiştir. Düşünsenize, sadece kendine has bir kokusu olan topraktan yüzlerce çeşit hoş kokulu meyve, sebze ve binlerce renk ve kokuda çiçekler hayatımızı nasıl yaşanır kılmaktadır.

 

Havadaki molekülleri nasıl koku olarak algılarız?

Gün boyunca ortalama 23.040 defa nefes alırız.1 Her nefes alışımızda, ‘hava’ olarak adlandırdığımız gaz karışımı, burun deliklerinden içeri girer. Tek bir nefeslik hava, milyar kere trilyon sayıda molekülden meydana gelir.2 Gözle görülemeyecek kadar küçük olan koku tanecikleri de büyük miktardaki molekülden oluşan havanın içinde yer alırlar.

Soluk almamızın ardından, burnun içindeki özel kemikler (türbin kemikler) havadan nümunelik bir kısmını koku alıcı bölgeye yönlendirir. Böylece koku molekülleri, burun boşluğundaki epitelyum adı verilen titrek tüyler şeklinde yaratılmış koku algılayıcı bölgeye gelirler. Burada birtakım kimyasal etkileşimin ardından elektriksel sinyallerle beynimize aktarılır ve bu da beynimizde koku olarak algılanır. Bu koku alma olayı burnumuzun sadece %5’lik bir bölümüyle gerçekleştirilir.3 Burası burun deliklerinden yaklaşık olarak 7 santimetre içeride ve yukarıdadır. (Şekil 4) 2-3 cm2’lik bir koku alma zarıyla kaplı burun boşluğumuzda şu ana kadar yedi tip farklı alıcı tespit edilebilmiştir. Bu alıcılardan her birine de temel bir koku denk düşer. Bir çiçeği kokladığımızda daha çok koku almamızın sebebi ise, koku algılayıcı bölgeye daha fazla koku molekülü gitmesidir.

Gerçek o ki, çoğu insan olağanüstü bir kimyasal analiz tesisiyle donatıldığının farkında değildir. Bu tesis burnun içindeki koku bölgesinde yer alır, her an adeta bir kimya fabrikası gibi çalıştırılır. Biz günlük işlerimizde ve hatta uyku halindeyken bile koku almak için çaba harcamamıza gerek kalmadan, Rabbimiz o sistemi bizim için çalıştırır. İhtiyaç anında dumanı algılatır onunla uyarır, an gelir onunla sevindirir, sevdirir, bizi mis gibi yaşatır. Bu öyle benzersiz bir tesistir ki, on binden fazla kokuyu mükemmel bir doğruluk ve duyarlılıkla teşhis edebilecek4 şekilde yaratılmıştır.

 

Koku taşıyıcı atom filosu

Kokunun kaynağını oluşturan koku molekülleri, değişik şekil ve boyutlardadır ve diğer moleküllere kıyasla daha ‘küçük’türler.5 Bahçedeki çiçeklerin etkileyici kokuları, leziz bir yemeğin çekici kokusu veya çürük bir meyvenin itici kokusu farklı moleküllerden oluşur. Burnumuzdaki kimyasal tesis tüm bu molekülleri kolaylıkla teşhis edecek şekilde çalıştırılır.6

Burnun bilim adamlarını hayrete düşüren diğer bir özelliği de mükemmel duyarlılığıdır. Bir kokunun fark edilebilmesi için gereken en düşük konsantrasyona “koku eşiği” denilir. Burnumuzdaki analiz mekanizması olağanüstü bir hassasiyete sahiptir: Bazı kokuların yoğunluğu havada trilyonda birden az olması durumunda dahi hissedilir. Örneğin yapılan araştırmalar, butirik asitin 10 milyarda bir yoğunlukta bile algılandığını göstermiştir.7

Moleküller araştırıldıkça, koku alma sisteminin harikaları da gün ışığına çıkmaktadır. Bizim tek bir koku olarak algıladığımız şey, aslında çok sayıda farklı molekülden meydana gelir. Örnek olarak, beyaz ekmek kokusu yaklaşık 70 değişik koku molekülünden oluşur. Kahvenin kokusunun da en az 150 ayrı kimyasal maddenin birleşimi olduğu tahmin edilmektedir.8 Kaliteli bir parfüm 500 civarında farklı maddenin karışımından meydana gelir.9

İşte Rabbimizin sanatı burada görülür ki, burnumuzdaki analiz mekanizmasında biz farkında bile olmadan, çok küçük oranlardaki bu kimyasal maddeler tahlil edilir. Tüm bu işlemler, kokladığımızda “güzel kokuyor, ekmek kokuyor, gül kokuyor” hükmüne varmamız arasındaki bir saniyeden çok daha kısa sürede olup biter. Bu gerçekler göz önünde bulundurulunca, koku alma sisteminin ne kadar harika yaratıldığı ve çalıştırıldığı daha iyi anlaşılmaktadır. Ayrıca koku hafızası da ayrı bir yazı konusudur. Kokladığımız bir kokuyu yıllar sonra bile çok rahat hatırlarız.

Son olarak diyebiliriz ki, bu âlemi yaratan ve iç içe mükemmel sistemlerle donatıp idare eden Âlemlerin Rabbi, bir nimet katmanı olarak güzel kokuları yaratıp, bizlere de onları ‘güzel’ olarak algılatır. Çünkü bütün güzellikler Cemîl olan Allah’tan (cc.) gelir. Öyleyse bizler de O’nun gül kokulu elçisinin imanını ve yaşayışını hayatımıza taşıyıp O’nun (asm.) kokusuna bürünelim, ahirette de cennet kokularını duyalım inşaallah.

 

 

Kaynaklar:

1- Diane Ackerman, A Natural History of the Senses, Vintage Books Edition, 1995, s. 6.

2- Philip Morrison, "The Silicon Gourmet", Scientific American, Nisan 1997, s.92.

3- P. Whitfield, D.M. Stoddard, "Hearing, Taste, and Smell; Pathways of Perception", Torstar Books, Inc., New York, 1984. (http://www.macalester.edu/psych/whathap/UBNRP/Smell/nasal.html)

4- Stuart Firestein, "Olfactory Receptor Neurons", Encyclopedia of Life Sciences, Aralık 2000, http://www.els.net.

5- Heinz Breer, "Olfaction", Encyclopedia of Life Sciences, Ağustos 1999, http://www.els.net.

6- Heinz Breer, "Olfaction", Encyclopedia of Life Sciences, Ağustos 1999, http://www.els.net.

7- Heinz Breer, "Olfaction", Encyclopedia of Life Sciences, Ağustos 1999, http://www.els.net.

8- Britannica CD 2000 Deluxe Edition, "Chemoreception: Process of olfaction".

9- Diane Ackerman, A Natural History of the Senses, Vintage Books Edition, 1995, s. 46.

 

 


Şubat 2013, 434 Sayısı Tüm Yazıları


YAZARIN DİĞER YAZILARI

Ay ve İlginç Yaratılış Özellikleri

Kur'an-ı Hakîm'de, Ay’ın ölçülü yaratıldığı ve hareket ettirildiği ve ayrıca hayata hizmet edecek şekilde takdir edildiğine dikkatimiz çekilir. Biraz incelediğimizde, Ay’ın yapısı ve hareketleriyle ayetleri açıkladığını görürüz.

Devamı »

Dünyamız Dev Gezegenle Nasıl Korunuyor? / Jüpiter

Neredeyse sonsuzluğa uzanan büyüklükteki kâinatımızda, içinde bulunduğumuz Samanyolu galaksisi gibi yüz milyarlarca galaksi mevcuttur.

Devamı »

Darwin, Tavus Kuşlarını neden sevmezdi?

Darwinistler, canlıların hayatta kalabilmek için değişim geçirdiklerini ileri sürerler. Peki, öyleyse tavus kuşları neden yırtıcı hayvanların birkaç kilometre öteden bile görmesine sebep olan parlak, canlı renklere sahip oldular?

Devamı »

Alzheimer'dan Korunan Beyin Bölgesi

Demans hastalıklarının en önemli sebebi beyin hücrelerinin ve dokularının hasarlanmasıdır. Hasarlanma ise hücreler arası haberleşmeyi imkânsız kılar ve normal beyin işlevlerinin yeterince sağlıklı yapılamamasına sebep olur.

Devamı »