ARAMA SAYFASI

Son Peygamber

 

Peygamber Efendimiz’in (asm) dedesi Abdulmuttalib, bir gün, Kâbe’nin yakınında oturuyordu. Yanında Necran Kabilesi’nin ileri gelenlerinden ve eski dostlarından bir adam vardı.

Necranlı, söz arasında:

“İsmailoğullarından gelecek olan son peygamberin sıfatını kitaplarda bulduk. Kendisinin doğum yeri burasıdır. Sıfatları da şöyle şöyledir...” diyerek onları birer birer saydı.

O sırada, Peygamber Efendimiz (asm) yanlarına geliverdi. Necranlı inceleyen gözlerle ona baktı. Onun gözlerine baktı, arkasına baktı, mübarek ayaklarına baktı ve:

“İşte o, budur! Bu çocuk senin midir?” dedi.

Abdulmuttalib:

“Oğlumdur” deyince, Necranlı:

“Biz kitaplarımızda onun babasını sağ olarak görmedik!” dedi.

Abdulmuttalib:

“O, benim oğlumun oğludur! Bu daha doğmadan, annesi hâmile iken, babası vefat etmiştir” deyince, Necranlı:

“Şimdi doğrusunu söyledin!” dedi.

Bunun üzerine Abdulmuttalib, oğullarına dönerek:

“Kardeşinizin oğlunu iyi koruyunuz! Onun hakkında söylenen şeyi işitmiyor musunuz?” dedi.

           (Selim Gündüzalp'in Bir Gül Demeti isimli kitabından alınmıştır.)