TR EN

Dil Seçin

Ara

Satır Arkası

Satır Arkası

TEKNOLOJİ VE İNSAN

Teknoloji gelişiyor, insanlar pek gelişmiyor; böyle olunca da, teknoloji negatif yönlere açık hale geliyor.

...

Medeniyeti teknoloji getirmez, insan getirir. İnsan, onu aklıyla, sorumluluk duygusuyla kullanırsa; teknoloji yararlı olabilir. Ama bizim bir unutkanlık illetimiz var; ne hikmetse, her meselede, her düşünce ve bilgi alanında “insan”ı unutuyoruz. Maddesini değil; özünü, ruhunu, zihnini, kişiliğini, bir sentez olan bütünlüğünü unutuyoruz. Kendini unutan insanın hafızası, terkipçisini ve tahlilcisini kaybetmiş bir malzeme yığını gibidir. Onları yine bir biçimde kullanır ama onlardan çözüm düşüncesi üretemez. Bilgiyi kültürel bilinç haline getiren sorumlu kişilik inşasını gerçekleştiremez.

     — Rahmetli Selâhaddin Şimşek de “İnsanları pişirmek için düdüklü tencere kullanmanın yamyamları medenî yapamayacağını” ifade etmişti. Demek ki, çözüm peygamber rehberliğinde Kur'an medeniyetini hayatımıza taşımakta. Gerisi kolay. Duhamel’in alttaki çarpıcı tespiti de ne kadar anlamlı:

“Medeniyet, insanoğlunun kalbindedir. Orada değilse hiçbir yerde değildir.”

— Duhamel'in, medenî ve eğitimli görünen insanların şahit olduğumuz bunca vahşetleri nasıl yapabildiklerini çok güzel izah eden bir sözü. Demek ki, onlar sadece teknik üstünlüğü olan canavarlar.

 

***

 

KARNE İLE EKMEK DÖNEMİ

Çocukluğumdan kalma bir sestir bu: “Adapazarı unundan, taze çıktı fırından...” Benim çocukluğumda, yani 1940’larda Adapazarı’nda fırınlar ikiye ayrılırdı: Esnaf fırını, memur fırını diye. Elinizdeki karneye göre alırdınız. Esnaf karnesi olan memur fırınından ekmek alamazdı. Teyzemin kocası memurdu, francala ekmek yemek özlemiyle onlara gider—utandığımdan—yine de yiyemezdim.

     — Fotoğraf sanatçısı İbrahim Zaman, Fahri Tuna’ya verdiği röportajda geçmiş yılları bir fotoğraf karesi gibi resmetmiş. 

 

***

 

Hata değil çare bulun.

     — Henry Ford, kişisel ve toplumsal başarının ve ilerlemenin formülünü ne güzel formüle etmiş.

 

***

 

TARİHTE BİR İLK...

Bugüne kadar pek çok şeyi anne babalar çocuklara, büyükler küçüklere, ustalar çıraklara, öğretmenler öğrencilere öğretirlerdi...

Neyin nasıl kullanılacağı konusunda yetişkinler bilgi verirdi bir sonraki kuşağa...

Bu durum artık büyük ölçüde değişti. Tarihte ilk kez, bir sonraki kuşak bir önceki kuşaktan hayata dair pek çok konuda daha bilgili hale geldi.

Bugün artık eve elektronik bir eşya alındığında nasıl kullanılacağını çocuklar öğretiyorlar anne babalara...

Hayatımızı kolaylaştıran teknolojik trendleri çocuklar takip ediyorlar artık.

Bu durum hiç kuşkusuz bazı olumsuzlukları da beraberinde getirdi.

Yetişkinler nasıl kullanılacağı konusunda yeterince malumat sahibi olmadıkları cihazların oluşturacağı muhtemel sosyal risklerden çocukları da sakındıramaz hale geldiler.

Tarihte ilk kez, bilim dünyasının hayatımıza sunduğu ve oldukça hızlı değiştirici ve dönüştürücü etkileri olan teknolojik ürünlerin oluşturduğu kimi sosyal riskler karşısında bu kadar savunmasız kaldı toplum.

Altı yıl önce hayatımızda olmayan Facebook, bugün 5 boşanma davasından 4'ünde boşanmaya gerekçe teşkil edilen malzemeler sunan bir veri bankası durumunda...

10 yıl önce hayatımıza giren Google bugün, 7-14 yaş grubu öğrencilerin en çok aradığı 5 kelimeden 2’si olan seks ve pornonun kaynağı durumunda...

Bir günde 400 milyarı aşkın e-mail gönderiliyor dünyada.

Ve bunların içerikleri otomatik olarak taranıyor.

Artık sosyal çevrelerini kendi elleri ile fişliyor kullanıcılar...

Herkesin sanal ortamda adeta kendisinin jurnalcisi haline geldiği günümüzde gizli servis dünyası altın çağını yaşıyor.

Bir internet hesabınıza bir kişiyi eklediğinizde sizinle ilgili veriler otomatik olarak güncelleniyor.

Sanal ortamda yazılan her satır, eklenen her fotoğraf, yüklenen her video, bize ait kayıtları tutan derin yapılar tarafından hanemize bir veri olarak kaydediliyor.

ABD Başkanı Obama, kendisini Beyaz Saray’da ziyaret eden liseli bir öğrenci grubunun, “Başkan olmak için tavsiyeleriniz nelerdir?” şeklindeki sorusuna, “İnsanlar gençken pek çok hatalar yapar. Sizlere tavsiyem, sakın ola, sosyal medyaya girdiğiniz bilgiler konusunda dikkatli olun. Gelecekte bunların pek çoğu hayatınızı karartacak, iş bulmanızı zorlaştıracak” demesi oldukça anlamlıdır.

Dünden oldukça farklı yeni bir dönemin eşiğinde dünya.

Tüm sosyal teşekküllere, yenidünya gerçekliğine göre yeni bir pozisyon almalarını öneriyorum.

İpin ucu hepten kaçarsa, ne aileyi tanıyabilirsiniz, ne toplumu, ne ülkeyi, ne de insanlığı...

     — Evet teknoloji gelişirken insanı ve toplumu da nasıl değiştirdiğine şahit oluyoruz. Bu gelişmeleri lehimize çevirmenin, yeni eğilimleri kaçırmadan, teknolojiyi bilinçli kullanmaya bağlı olduğunu unutmamak gerek.

 

***

 

SABUNDAN NE OLUR?

Endonezyalı bir Müslüman, ülkenin Papua bölgesine gidiyor. Orada bazı kabileler hâlâ putperest... Böyle pagan bir kabilenin sınırlarından içeri girince bunu zehirli okla vuruyorlar. Yere düşünce yanına varıp bakıyorlar, üzerinde hiçbir silah yok...

“Bu kötü niyetli değilmiş.” diye acıyorlar ve şehre, hastaneye yetiştiriyorlar. Tedavi olup iyileştikten sonra yanına sabunlar da alıp tekrar aynı kabileye gidiyor. Bu sefer onu kabile reisinin yanına götürüyorlar. Reis, “Yine niye geldin?” diye soruyor. O, “Size sabun getirdim. Bunlarla temizlenebilirsiniz.” diyor. Reisin hoşuna gidiyor. Sonra dost oluyorlar. Buna İslâmiyet’i anlatıyor. Reis kabul ediyor; bütün kabile de kabul ediyor. Bu kabile yüksek bir yerde yaşadıkları için soğuğa karşı ısıtır diye vücutlarına domuz yağı sürüyorlarmış, o âdeti de terk ediyorlar...

     — Bu anekdot, gayretin önemini bildiriyor, çünkü en önemsiz görülen bir şey nelere vesile olabiliyor.