ARAMA SAYFASI

Ruhsal Şifa

Ruhsal Şifa

 

Soru:

Beş yaşında bir oğlum var, bu sene anaokuluna başladı. Fakat okula alışması çok zor oldu. Bana çok düşkün olduğu için bırakmak istemedi. Sanırım ben de alışamadım. Sürekli okulda ne yapıyordur, yemeğini yiyebildi mi, düşer mi, terler mi diye endişe ediyorum. Sık sık okulu arayıp soruyorum. Öğretmeni benim çok kaygılı olduğumu, bu sebeple oğlumun alışmak istemediğini söylüyor. Oğlum okulda çok pasif ve çekingen davranıyormuş, merdivenleri inerken bile tedirgin oluyormuş. Sık sık ben yapamam kelimesini kullanıyormuş. Öğretmen benim tutumum yüzünden böyle olduğunu söylüyor. Ne yapacağımı, nasıl davranacağımı bilemiyorum, bana yardımcı olabilirseniz çok sevinirim.

 

Cevap:

Kaygı bulaşıcıdır. Anne babanın aşırı kaygılı olduğu ailelerde çocuklar da kaygılı ve endişeli olur. Özellikle sosyal ortamda bu durum daha belirgindir. Okula başlama yaşı geldiğinde anneden ayrılmada ve yeni ortama uyum sağlamakta güçlük çeker. Anaokulu ortamı ne kadar cazip olsa da, çocuk endişeli ve kaygılıdır. Kendini oyuna veremez, etkinliklere katılmak konusunda isteksiz davranır. Biraz oyuna dalsa hemen tekrar hatırlayıp ağlamaya başlar. Kendini güvende ve emniyette hissedemez. Oysa gerçek özgüven, anne babası yanında olmadığı zamanlarda bile çocuğun onlar yanındaymışçasına kendini güvende hissetmesidir.

Çocuğun bu kaygılı halini çoğu zaman anne babalar olarak bizler besleriz. Doğumundan itibaren aşırı koruyucu davranır, sürekli bir şey olacak kaygısıyla yaşarız. Terler, üşür, düşer korkusuyla adeta koruma altında büyütürüz. Üzülmeden, ağlamadan, beklemeden, yorulmadan, burnu bile akmadan büyüsün isteriz. Fakat bu tutumumuzla çok özenli bir anne görünümü versek de, aslında aşırı koruyarak onu hayata karşı güçsüz bırakırız. Yani şefkatimizi israflı kullanmış oluruz. Şefkatin israfı fayda yerine zarar getirir. Çocuğu bencilleştirir. Hayatı boyunca çabalamadan, uğraşmadan, savaşmadan ihtiyaçlarının başkaları tarafından karşılanmasını bekler. Kendi beklemek ve emek vermek istemez. Hayat onu korkutur. En ufak bir terslikte eve dönmek, anne babasına sığınmak ister. Her şeyi kolay kolay beğenmeyen, gözü yukarılarda bir tavır sergilese de aslında özünde yetişkin hayatının gereklerinden korkar ve kaçınır.

Küçükken ona karşı takındığımız tutum ve davranışlar büyüyünce onu güçsüz ve bize bağımlı hale getirebilir. Dediğiniz gibi okulda annesi olmadan merdivenleri bile inmekten korkabilir. Siz olmadan düşeceğini zannedebilir. Hatta annesi yedirmezse yutamayacağını, boğazında kalacağını düşünen çocuklarla bile karşılaştım. Çocuk, annesinin uzağında çok güçsüz ve kuvvetsiz olduğuna, yutamayacak kadar zayıf olduğuna inanmıştı. Bu tip çocuklar anneye çok bağımlıdır fakat öfkelerini de en fazla anneye yansıtırlar. Özellikle bir engellenmeyle karşılaşınca hemen anneye vurmaya ya da saldırganca davranmaya başlarlar. Olumsuz duygularına muhatap olmak büyüdükçe sizin de yüreğinizi yaralayacaktır.

Aşırı kaygılı olmak, insanın Rabbine teslimiyetini zedeleyen bir durum halini alabilir. Her şeyi ve her tehlikeyi kendisinin kontrol etmesi gerektiği inancı, insanı zamanla huzursuz, mutsuz ve kaygılı yapar. Hatta bunu sürekli yaşayan insanlar kaygılanmaktan yorulduklarını, her şeyi hesap etmekten tükendiklerini ifade ederler. Tedbir almak elbette gerekli fakat kaygılanmak aşırı bir durum alıyorsa, hem çocuk hem de anne baba açısından eziyet haline gelebilir.

Çocuğunuzu bu durumdan korumak için öncelikle ona yaşına uygun sorumluluklar vermelisiniz. Her işini siz yapmayın, kendisi giyinsin, yemeğini döke saça da olsa kendi yesin. Ayakkabılarını kendi giyip, çıkarsın. Evdeki bazı işlere onu da katın, babayla alışveriş yapmak, tamir yapmak gibi etkinliklere yönlendirin. Bu ona yeterlilik duygusunu kazandıracaktır. Sorumluluk vermeden övmek ve pohpohlamak benliği şişirir. Yaptığı güzel davranışları fark ettiğinizi söyleyin, takdir edin. Bu şekilde tekrar yapılmasını da sağlamış olursunuz. En önemlisi de aşırı kaygınız konusunda mutlaka profesyonel yardım almalısınız. Siz sakinleştikçe, kaygınız azaldıkça o da rahatlayacaktır. Okul konusunda da tüm aile olarak kararlı davranmanız çok önemli. Siz karar verdiğinizde o da okula alışmış olacaktır.

Bizler yüreğimize teslim olmayı öğrettiğimizde o da kendini emniyette hissedecektir. Zaten anne baba olmak, yüreğinin bundan sonra dışarıda atmasına razı olmak değil midir?