72 Yazı Banu Yaşar
Psikolog/Psikoterapist

Yazar Profili »

Ruhsal Şifa

Aralık 2012, 432 85 Görüntülenme Eklenme Tarih: 06 Haziran 2020 21:32 Banu Yaşar

 

SORU:

28 yaşında evli bir bayanım. Dört yaşında bir kızım var. Evliliğimiz altı yılını doldurdu. Eşimle ilk yıllardaki sorunlarımızı hallettik. O zamanlara göre eşim daha anlayışlı ve şefkatli davranıyor. Birçok şeyi geride bıraktık derken, bundan üç ay önce bir nöbet geçirdim. Adeta ölmek üzere olduğumu düşündüm. Nefesim o kadar hızlandı ki, kalbimin duracağını zannettim. O anda ne yapacağımı şaşırdım. Kalp krizi olabilir düşüncesiyle acil servise gittik. Bütün tetkikler ve tahliller yapıldıktan sonra tıbbi olarak bir sorun bulamadılar. Aradan geçen zaman içinde iki kere daha tekrarlandı. Artık dışarıya çıkmaktan korkar oldum. Doktorumuz panik atak olabileceğimi ve psikolojik destek almam gerektiğini söyledi. Ne yapmalıyım, nasıl davranmalıyım, zamanla geçer mi?

 

CEVAP:

Yaşadığınız nöbet çoğunlukla kalp kriziyle karıştırılabilen bir durum. Hastanelerin acil servislerine kalp kriz geçirme endişesiyle gelen hastaların bir kısmında da aynı sonuca ulaşılmaktadır. Tüm tahlil ve tetkikler yapıldıktan sonra herhangi bir bulguya rastlanılmaması kişiyi endişelendirir. Belirsizlik daha da korkutur. Doktor doktor gezmeler başlar. Her yerde benzer şekilde bir sonuç bulunmaz. Ama kişinin sıkıntısı ve nöbetleri devam eder.

En sonunda olayın psikiyatrik olabileceği düşünülür ama bu süre zarfında hasta ve yakınları maddi, manevi olarak yıpranır. Bu süreçten sonra konulan tanı genellikle panik ataktır. Panik atak beklenmedik bir anda yaşanabilir. Bazen sıkıntı ve stres tetikleyebileceği gibi bazen de hiçbir sebep yokken ortaya çıkabilir. Bu nöbet sırasında kişi yoğun bir sıkıntı ve bunaltı yaşar. Nefes almakta zorlanır. Adeta nefeslerini duyacak kadar soluk alıp vermesi hızlanabilir. Yoğun bir ölüm korkusu yaşar. Ölmek üzere olduğunu düşünür.

Aynı zamanda kontrolünü kaybedeceğinden, delireceğinden ve aklını kaybetmekten korkar. Sersemlik hissi, baş dönmesi ve üşüme, terleme belirtileri de görülebilir. Tüm bu semptomlar yaklaşık on dakika içinde doruk noktaya çıkar ve yavaş yavaş azalarak kaybolur. Kişi bunu bir defa yaşadıktan sonra tekrarlayacağından korkar. Hayatını kısıtlar. Hatta bazı durumlarda yalnız sokağa çıkmak istemez. Yanında güvenebileceği biri olursa dışarı çıkar ama tedirginliği yine de devam eder. Kişinin yaşam kalitesi düşer. Günlük işlerini yapmakta zorlanır. Bazı vakalarda duruma depresyon da eşlik edebilir. Tedavi edilmediği takdirde kişinin günlük yaşam kalitesini ve ruh sağlığını ciddi anlamda tehdit etmeye başlar.

Neden olduğuna dair tek bir sebep göstermek zordur. Birçok psikolojik ve genetik etkenin bir araya gelmesiyle ilgili bir durumdur. Kadınlarda erkeklere oranla daha fazla görülmesine rağmen, günümüzde panik atak yaşayan çok sayıda erkek danışanımız da var. Daha çok duygusal, hassas, duygularını ifade etmekte zorluk yaşayan, yaşadıklarını çok fazla içselleştiren, üzüldüğü olayları kolay kolay unutamayan kişilerde görülme sıklığı daha fazladır.

Tedavide erken başlamak önemlidir. Çok ilerlemiş vakalarda tedavi süresi uzamaktadır. İlaç tedavisi yanında terapi almak da tedaviyi kolaylaştır. Terapide kişinin iyileşeceğine inanması, kendisine verilen ödevleri yapması ve bu korkunun yavaş yavaş üstüne gitmesi çok önemlidir.

Siz de vakit geçirmeden psikolojik yardım almalısınız. İyileşeceğinize dair inancınızı kaybetmeyin. Tedaviden ve iyileşeceğinize inanmaktan vazgeçmeyin. Yaşadığımız her sorun ruhsal tekâmülümüz açısından bir soru niteliğindedir. Çözdükçe bir sonraki basamağa çıkarız. Rabbimiz bize zulmetmez. Daha büyüyüp, güçlenmemiz için sorular sorar. Soruları çözmeye istekli olmak, iyileşmek için gayret göstermek iyi bir başlangıç olacaktır.

Geçmiş olsun...

 

 


Aralık 2012, 432 Sayısı Tüm Yazıları


YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bu Günlerde Neyi Tüketiyorsunuz?

Devamı »

İnsanlar Değil, İmajlar Dolaşıyor Sokaklarda / Olduğun Gibi Görünmek

Kişilik, insanın bütün ilgi, yetenek, konuşma biçimi, tavır, görünüş ve çevresine uyum biçiminin özelliklerini kapsar.

Devamı »

Yüz Çizgileri Ne Söyler?

“Elli yaşına geldiğinde herkes hak ettiği bir yüze sahip olur...” diyor, George Orwell. İlk okuyuşta çarpan bir cümle, biraz korkutan, biraz ürperten, hatta gidip aynaya baktıran cinsten... Neden elli yaşına geldiğinde, neden yirmisinde, otuzunda değil de, elli yaşına gelince hakettiğimiz bir yüze sahip oluruz. Neden başka bir kelime yerine hak etmek kelimesini kullanır George Orwell?

Devamı »

Aranızda Cennetin Rüzgarları Essin

Eş olmak yeni bir elbise giymek gibi, yeni bir rol ekler hayatımıza... Eskiden birinin kızı, oğlu, kardeşi, torunu, arkadaşı, teyzesi iken artık çok daha derin ve kalıcı bir isim eklenir. Hayatımız boyunca yeni isimler yeni etiketler alır ve bu duruma alışmaya çalışırız.

Devamı »