ARAMA SAYFASI

Mesnevî Dersleri

Mesnevî Dersleri

Aynı türün fertleri olarak birbirimize benzeyişimiz Allah’ın birliğini, benzemeyişimiz de Onun iradesini gösteriyor

 

İ’LEM EYYÜHEL-AZİZ! (Ey aziz kardeşim, bil ki!)

“Senin yüzün, vechin o kadar küçüklüğü ile beraber geçmiş ve gelecek bütün insanların adedince kendisini onlardan ayıran ve tarif eden nişan ve alâmetleri hâvi olduğu gibi, yüzünü teşkil eden esas ve erkânında da bütün insanlar ittifaktadır.

Bütün insanlarda biri tevafuk, diğeri tehalüf olmak üzere iki cihet vardır. Tehalüf ciheti Sâniin muhtar olduğuna, tevafuk ciheti ise Sâniin Vâhid-i Ehad olduğuna delalet ederler.

Bu iki cihetin bir Kâsıd’ın kasdıyla, bir Muhtar’ın ihtiyarıyla, bir Mürîd’in iradesi ile, bir Alîm’in ilmiyle olmadığını tevehhüm etmek, muhalâtın en acibidir.

Fesübhanallah! Yüzün o küçük sahifesinde nasıl gayr-ı mütenahî nişanlar dercedilmiştir ki, göz ile okunur da nazar ile, yani akıl ile görünmez.”

(Mesnevî-i Nuriye, Zerre)

 

***

 

Açıklama

İKİ ZIT hüküm: “Bütün insanlar birbirine benzerler” ve “Hiçbir insan diğerine benzemez.”

Bunların ikisi de doğrudur. Birincisi tevafuk cihetiyle, ikincisi tehalüf cihetiyledir.

Tevafuk ciheti, hepimizin simasının aynı şekilde olması, gözümüzün, burnumuzun, kulaklarımızın diğer insanlarla aynı özellikleri taşımalarıdır.

Tehalüf ciheti ise, yapılış düzeni aynı olan bu simaların, kendilerini diğerlerinden ayıracak bir alâmet-i farika taşımaları, hiçbirinin diğerlerine benzemeyişidir.

Tevafuk ciheti Allah’ın bir olduğunu gösterir, yani bütün bu simalar bir tek zatın eseridir, bir kalemden çıkmış, İlâhi takdir ile böyle planlanmış ve Onun kudretiyle bu şekilde yaratılmışlardır.

Tehalüf, yani birbirinden farklı oluşları ise, Allah’ın iradesini, muhtar olduğunu gösteriyor. Yani, Allah her insanı farklı bir sima ile yaratmayı irade etmiştir.

Kısacası, aynı türün fertleri olarak birbirimize benzeyişimiz Allah’ın birliğini, benzemeyişimiz de Onun iradesini gösteriyor. Demek ki, bu tarz bir takdir ve yaratıma “bir Kâsıd’ın kasdıyla, bir Muhtar’ın ihtiyarıyla, bir Mürîd’in iradesi ile, bir Alîm’in ilmiyle”dir.