ARAMA SAYFASI

Mesnevî-i Nuriye'den

Mesnevî-i Nuriye'den

Bir insanı yaratan Hâlık’ın, âlemi müştemilâtıyla beraber yaratmasında bir bu’d, bir garabet yoktur. Zira bir insanın yaratılışı, içerisinde bulunan eşyanın (şeylerin) yaratılmasından ibaret olduğu gibi, âlemin de yaratılışı müştemilâtının yaratılışından ibarettir. Ve keza insan, âleme bir enmuzec ve küçük bir fihristedir. Çünkü kavunun hâlıkı, çekirdeğinin hâlıkından başkası olması mümteni’dir.

 

İ’lem Eyyühel-Aziz! Bir insanı yaratan Hâlık’ın, âlemi müştemilâtıyla beraber yaratmasında bir bu’d, bir garabet yoktur. Zira bir insanın yaratılışı, içerisinde bulunan eşyanın (şeylerin) yaratılmasından ibaret olduğu gibi, âlemin de yaratılışı müştemilâtının yaratılışından ibarettir. Ve keza insan, âleme bir enmuzec ve küçük bir fihristedir. Çünkü kavunun hâlıkı, çekirdeğinin hâlıkından başkası olması mümteni’dir.

 

Açıklama:

Fatiha Sûresinin başında, bütün âlemleri terbiye eden Allah’a hamd ederiz. Zira, bizim terbiyemiz bütün âlemlerin terbiyesiyle yakından ilgili. İnsanı yaratan ancak bütün âlemleri yaratandır, insanı terbiye eden de ancak bütün âlemlerin Rabbi’dir. Güneşi terbiye eden kim ise gözleri terbiye eden de odur.

İnsanın yaratılması bütün iç organlarının yaratılmasından ve o haneye ruh verilmesinden ibaret olduğu gibi, âlemin yaratılması da onun içindeki varlıkların yaratılmasından ibarettir. Bu varlıklardan birisi de meskenimiz olan şu dünyadır. İnsanı yaratan, dünyanın Hâlık’ıdır, dünyayı yaratan kâinatın Hâlık’ıdır.

İnsanla kâinat arasındaki yakın ilgi bu şekilde nazara sunuluktan sonra, bu konuda iki ayrı misal veriliyor:

- İnsan kâinatın meyvesidir, meyveyi yaratan ancak ağacı yaratan olabilir.

- İnsan kâinattan süzülmüştür, kavun çekirdeğinin kavundan süzülmesi gibi. Çekirdeği yaratan ancak kavunu yaratan olabilir.

Nur Külliyatında insan-kâinat ilişkileri çokça nazara verilir. İnsanla bu âlem arasındaki ilgiye sıkça dikkat çekilir. Tâ ki kendimizi müstakil bir varlık olarak görmeyelim, arkamızda muhteşem bir âlemin bize baktığını, bize hizmet ettiğini, ihtiyaçlarımızı gördüğünü bilelim ve Âlemlerin Rabbi’nin bu ihsanlarından gaflet etmeyelim.

Âlem büyük insan (insan-ı ekber), insan küçük âlem. İnsan kâinatın bir enmuzeci, bir özeti gibidir. Üstadın ifadesiyle, “âlemde ne varsa numunesi mahiyet-i insaniyede vardır.”