ARAMA SAYFASI

En Gelişmiş Yoğun Bakım: Anne Karnı

Ağır hastaların ve ameliyat sonrası kritik vakaların tedavi edildiği yoğun bakımlar bu hastaların tedavisi noktasında çok kritik bir işlev görürler. Örneğin doğumsal kalp hastalıkları ile ilgili ameliyatlar sonrası hastanın yoğun bakım dönemi, hastanın şifa bulmasında ameliyatın kendisi kadar hatta belki daha fazla önem taşır. Yeterince iyi şartlar barındıramayan yoğun bakımlarda ise bu tür hastaları kaybetmek çok kolaydır.

En modern şartların, en iyi yetişmiş doktor ve hemşirelerin bulunduğu yoğun bakımlar, adeta bir uzay üssü gibi çok iyi tasarlanmış olmalıdır ve bu konuda iyi yetişmiş sağlık personeli tarafından yönetilmeleri gerekir. Hastaların her an yakın takip altında olmaları gerekir. En ufak bir dikkatsizlik hastanın hayatına mal olabilir.

Doğumsal kalp hastalıklarının ameliyatından sonraki ilk günleri veya kalp hastalığı ile doğan bebeklerin ameliyatına kadar olan dönemdeki yoğun bakım şartları son derece kritiktir. Bu tür bebeklerin ilk doğduğu andan itibaren sürekli değişiklik gösteren ciddi tedavi yöntemlerine ihtiyaçları vardır. Yoğun bakımdaki böyle bir hastayı bir an yalnız bıraksanız o sırada olan bir değişiklik zamanında tespit edilemezse sonuçları çok ağır olur. Hatta böyle ağır doğumsal kalp hastalıklarını anne karnında iken yani fetal hayatta ultrasonla teşhis ederek hastanın yaşama şansını artırmak için önceden önlem alırız. Böyle bebekler doğduğu andan itibaren yukarıda özetlenen yoğun bakım şartlarına bağımlı yaşarlar. Tabii bu arada bazıları her türlü tedbire rağmen kaybedilir.

Burada çok ilginç bir durum aslında genelde gözden kaçar. Bu kadar kritik müdahaleler gerektiren bu tür bebekler, nasıl anne karnında iken, hiçbir ilacı almazken, hiçbir hekim veya hemşirenin gözetimi altında değil iken, hayatta kalabilmektedir? Hatta öyle ki, bu bebeklerin sorunu doğar doğmaz başlar ve doğmadan önce aylarca anne karnında son derece rahattırlar. Aynı ağır hastalık aynı bebekte daha önce de varken, anne karnındaki gelişimine ve yaşamına nasıl bu kadar rahat devam edebilmektedir?

“...Sizi annelerinizin karınlarında, üç karanlık içinde, bir yaratılıştan sonra (bir başka) yaratılışa (dönüştürüp) yaratmaktadır. İşte Rabbiniz olan Allah budur, mülk O’nundur. O’ndan başka ilah yoktur. Buna rağmen nasıl çevriliyorsunuz?” (Zümer Suresi, 6)

Anne karnındaki bebeğin beslenmesi, gelişmesi özel bir kan dolaşımı yoluyla gerçekleşir. Bebeğin kalbindeki ve damarlarındaki kan dolaşımı doğduktan sonrakine göre oldukça farklıdır. Akciğerler fonksiyon yapamadığı için, kan, göbek kordonundaki damarlar vasıtasıyla oksijenlenmek üzere anneye gönderilir ve annede oksijenlenen kan, tekrar göbek kordonundaki farklı damarlar vastasıyla bebeğe döner. Tabii bu göbek kordonu dolaşımı sadece kanın oksijenlenmesi için değildir. Faydalı besin maddeleri de bebeğe bu şekilde iletilir. Çünkü başka türlü beslenme mümkün olmaz. Tabii bazı maddeleri de vücuddan atma görevini yapan böbrekler de aktif olmadığı için yine bu vazife de anneye yüklenir. Bebeğin kanından temizlenmesi gereken maddeler de annenin böbreğinde temizlendikten sonra göbek kordonundan dönen kan dolaşımı ile tekrar bebeğe iletilir. Bu da bir nevi diyaliz makinasının yaptığı işlevdir. Bebek aylarca anne karnında kaldığı halde diyalize bağımlı hastalarda görülen yan etkilerin hiçbirisi görülmez.

Embriyolojik hayattaki bu mükemmel yoğun bakım yaşam şeklinin olabilmesi için, yukarıda bahsedilen mekanizmaların arka planında, moleküler düzeyde, doğum sonrası hayata göre çok önemli farklılıklar mevcuttur.

Bunlardan sadece birisine örnek verelim:

Hemoglobin oksijeni taşıyan proteinin adıdır. Bunun embriyolojik hayattaki şekli ile sonraki şekli çok farklıdır. Genetik olarak düzenlenen hemoglobin yapımında bu farklılık olmasaydı, embriyolojik gelişim bildiğimiz şekli ile olamazdı. Anneden oksijeni alabilmek için hemoglobinin erişkin hemoglobininden çok daha farklı olması gerekir. Dolayısıyla genlerimiz öyle fonksiyonlar icra eder ki bunlar embriyolojik hayat sırasında ve sonrasındaki bu tür gelişimsel olayları destekleyecek şekilde planlanmıştır.

Yeni bir insanın yaratılış aşamasında gerçekleşen olayları tıp halen tam olarak çözebilmiş değildir. Her aşamasında olağanüstü yönleri olan embriyolojik hayata hayranlık ve şaşkınlıkla şahitlik ediyoruz. Bu konudaki bilmediklerimiz bildiklerimizden çok daha fazla ve anlaşılan o ki bu olayları irdeledikçe hayretimiz daha da artacak.