TR EN

Dil Seçin

Ara

Göç Yollarının Başında Mitokondriyel Havva

Göç Yollarının Başında Mitokondriyel Havva

İnsanlığın bu büyük anneannesi ‘Mitokondriyel Havva’ veya ‘Genetik Havva’ olarak adlandırılıyor. Şu anda insan ırkının ilk Afrika’da dünyaya gözlerini açtığı ve bunun sanılandan çok daha yeni olduğu bilimde de geniş kabul görüyor. Afrika’da, bütün dünyanın tamamı kadar genetik çeşitliliğin olduğu biliniyor. Afrika’dan uzaklaştıkça genetik çeşitlilik azalıyor.

Angela kızıl saçlı, beyaz tenli bir Yunanlı, Linet ise çekik gözlü, yanık tenli bir Kızılderili. Angela ve Linet Chicago’da bir araştırma için DNA dizilimleri yapılan 5 kişiden ikisi. DNA’ları, bir araştırma için bir araya gelen bu iki kişi için, aslında bir aile birleşiminin gerçekleştiğini gösteriyor. Fakat 30,000 yıl sonra…

O dönemde Rusya’nın ortalarına yerleşen bir ailenin kızlarından birinin DNA’sında bir işaret, X, meydana gelir. X’in takibinden anlaşıldığına göre, bu kızın kızlarından biri batıya, Avrupa’ya doğru, diğeri ise Sibirya’ya, oradan da torunları Bering Boğazından Amerika’ya doğru ilerler. Angela ve Linet dünyanın iki farklı tarafından Amerika’ya gelmişlerdir. 

1987 yılında 3 bilim insanının Nature dergisinde yayınladığı bir makale (1) insanın evrimi düşüncesi üzerine bir yıldırım gibi düşer. O zamanın hipotezine göre, insanın atası Homo erectus Afrika’dan farklı yerlere göç etmiş ve oralardaki şartlara göre adapte olarak, 2 milyon yıl içerisinde, farklı ırklara evrimleşmişti.

Bilimde bir çığır açan makaleye göre ise, dünyada yaşayan tüm insanlar hücrelerindeki mitokondride bir DNA taşıyor, ve bu DNA hepimizi 200,000 yıl önce Afrika’da yaşamış olan bir büyük anneanneye bağlıyordu.

Mitokondri

 

Bu ve daha sonra onu takip eden araştırmalarla elde edilen verilerin en basit yorumu ise şu: Tarih boyunca yaşanan onca eşitsizlikler, ırkçılık, sömürgecilik, ve savaşlara rağmen aslında hepimiz Afrikalıyız. 

Avrupa’da aydınlanma çağı olarak bilinen 18. yy’da Afrikalılar, farklı bir tür ve insan-altı bir canlı olarak düşünülmeye başlandığı için, Nature’da yayınlanan makalenin nasıl bir sansasyon oluşturduğunu tahmin etmek zor değil. Makalenin yazarlarından Rebecca Cann, yayının çok ilgi çektiğini, şaşırtıcı tepkiler aldığını, hatta kendi dayısının ona: ”Bu ne cüret! Anneannenin zenci olmadığını biliyorsun.” diye yazdığını anlatıyor. 

İnsanlığın bu büyük anneannesi ‘Mitokondriyel Havva’ veya ‘Genetik Havva’ olarak adlandırılıyor. Şu anda insan ırkının ilk Afrika’da dünyaya gözlerini açtığı ve bunun sanılandan çok daha yeni olduğu bilimde de geniş kabul görüyor. Afrika’da, bütün dünyanın tamamı kadar genetik çeşitliliğin olduğu biliniyor. Afrika’dan uzaklaştıkça genetik çeşitlilik azalıyor. 

 

Genetik Havva kim ve neden evrimin hikayesini sildirip en baştan yazdıracak kadar önemli?

 

İsmini Hz. Havva’dan almış olsa da, zamanında yaşayan tek insan değil. Onunla beraber ve ondan önce yaşamış insanlar var. Çünkü dünya üzerindeki herkesin, en son ortak anneannesi. 

DNA, fosiller, antropoloji, ve bilgisayar teknolojileri ile Discovery Kanalı için yapılan Genetik Havva modeli ise şu şekilde:

 

Peki neden onunla beraber yaşayan diğer kadınların DNA’ları günümüze ulaşmamış? 

 

Mitokondri DNA’sı (mtDNA) anneden çocuğa geçen bir DNA. İstisnaları olsa da çoğunlukla babadan kalıtım yolu ile alınamıyor. Yani Genetik Havva ile aynı dönemde yaşamış ve çocuğu olmayan veya sadece oğlu olan hanımların mtDNA’sı o noktadan sonra geleceğe aktarılamıyor. Genetik Havva ise devamlı kızları olan bir zincirin başı. Aynı zamanda yaşadığı dönemde bir felaket olup pek çok insanın öldüğü, az sayıda hayatta kalanlardan biri olarak da onun DNA’sının günümüze kadar ulaştığı düşünülüyor.

 mtDNA’ nın anneden geçişi (Biologos)

3 farklı çiftten gelen nesiller. Sonuçta sadece 3. Hanımın mtDNA’sının yeni nesillerde devam etmesi (Biologos)

 

Genetik Havva tam olarak ne anlama geliyor?

 

İnsanlığın ortak atasını bulabilmemiz için Allah’ın Hafiz ismi ile Levh-i Mahfuz’dan bir numune koyduğu, nesilden nesile, çoğunlukla değişmeden aynı kalan, bazı DNA kısımlarını takip etmemiz gerekiyor. Erkekler için bu, babadan oğula geçen Y kromozomu. Kadınlar için ise anneden hem oğluna hem de kızına geçen, çekirdek yerine mitokondride bulunan dairesel DNA. 

mtDNA insanın bütün genetik maddesi içerisinde küçük bir bölümünü oluşturur. Çekirdekte 20-25 bin civarı protein kodlayan kısımlar yerine, mitokondride sadece 37 gen var. mtDNA   çekirdektekinden bağımsız bir şekilde eşlenerek çoğaltılıyor ve annenin yumurtasından yeni nesle aktarılıyor.

 

Çekirdekleri maviye, mitokondrileri yeşile boyanmış fare hücreleri (D. Burnette, J. Lippincott-Schwartz/NICHD)

 

mtDNA’nız annenizle, ve anneannenizle aynı. Farklılıklar sadece düzenli olarak, belli bir oranda ortaya çıkan mutasyonlarla meydana geliyor. Mutasyon olursa, bu mutasyon anneden kızına, ve yeni nesillere geçiyor.

Bir enerji fabrikası olan mitokondriler spermde, özellikle kuyruk kısmında çok sayıda bulunuyor. Döllenmeden önce sperm yumurtaya doğru yüzerken, enerji ihtiyacını karşılıyorlar. Döllenme sırasında kuyruk kısmı dışarıda kalıyor. Yumurtaya herhangi bir mitokondri, spermden gelirse, yumurta hücresi tarafından imha ediliyor. Eğer edilmezse çeşitli hastalıklara, ve çoğunlukla böyle kişilerden neslin devam etmemesine neden oluyor. 

mtDNA’da zaman içinde biriken küçük, zararsız mutasyonlar takip edilerek hangi insan gruplarının daha yakın akraba oldukları, hangi göç yolları ile ne zaman nerelere yerleştikleri ortaya çıkarılıyor, ve Genetik Havva’nın geçmişte ne zaman yaşadığı tahmin ediliyor. Araştırmalar dünyanın çok farklı köşelerinden alınan numunelerle yapılmasına rağmen, mtDNA’da bulunan farklılıkların beklenenden çok az olması da, şu an dünyada yaşayan tüm insanların ortak atasının düşünüldüğünden çok daha yakın bir geçmişte yaşadığına bir delil olarak alınıyor.

Bu sayede insan ırkının farklı yerlerde, farklı şartlara uyum sağlayarak evrimleştiği hipotezi çürütülmüş oluyor. Eğer böyle olsa idi Genetik Havva’nın yaşı çok daha fazla, en az birkaç milyon yıl olmalı idi. 

Yapılan araştırmalarla, Y kromozomu yoluyla ulaşılan Bilimsel Adem ile, mtDNA ile takip edilen Genetik Havva’nın büyük bir ihtimalle yaklaşık aynı tarihlerde yaşadıklarının matematik hesapları da yayınlandı.(2,3) Y kromozomu ile yapılan araştırma ve hesaplarla çizilen insanların göç haritaları ile, mtDNA ve fosillere dayalı olarak çizilen, göç yollarını gösteren haritalar ise birbiri ile örtüşüyor.

 

İnsanların Afrika’da başlayan göç yollarını gösteren harita. (National Geographic Society)

Mavi çizgiler: Y kromozomunda çeşitli mutasyonlar (M-) takip edilerek çizilen göç yolları.

Sarı Çizgiler: mtDNA’daki değişimler incelenerek çizilen göç yolları.

OKA: Ortak kadın ata / mtHavva

OEA: Ortak erkek ata / Bilimsel Adem

 

Bununla beraber Efendimiz’in (asm) neslinin kızından devam edeceğini söylemesi, tarihte ortaya çıkan gerçekler ile beraber farklı bir nüansı daha ifade ediyor. Müslüman bilim insanları için Hz. Fatıma kanalından gelen nesil üzerine araştırmalar yaparak bilinmeyenleri ortaya çıkarmak adına bir ilham kaynağı oluyor.

 

Siyahtan beyaza…

 

Folik asit embriyo gelişimi için oldukça önemli bir molekül. Güneşten gelen UV ışınları çok fazla olursa bu molekül yıkıma uğruyor. Ekvatora yakın, güneş ışığı bol bölgelerde Allah insanları yaratırken koyu tenli olarak yaratıyor. Deride bulunan melanin pigmenti deriyi daha koyu renkli yaparak UV ışınlarının süzülmesine ve embriyonun sağlıklı büyümesine bir sebep oluyor. Kuzeye gittikçe güneş ışığı azalıyor. Yaratılışta israf edilmeyerek, insanların ihtiyacına göre, kuzeye gittikçe insanların derilerinde melanin güneydekilere nazaran azaltılıyor. Çok soğuk bölgelerde yaşayan insanların vücut yapıları o ortamda hayatta kalmaları daha kolay olacak, ısıyı korumayı daha elverişli yapacak şekilde, biraz daha kısa boylu ve iri gövdeli olarak yaratılıyor. Bütün bunlar, hikmet kanunları ile zaman içinde ortaya çıkartılıyor. 

80,000 yıl önce küçük bir grup insan Kızıl Denizin tehlikelerini göze alarak büyük bir cesaret, gayret ve sebatla Afrika’dan çıkmışlar. 

 

Alttaki resimlerde, Hindistan yolu ile Avustralya’ya, Orta Asya yoluyla da Amerika’ya geçen insanların benzerlikleri ne kadar belirgin değil mi?

Afrikalı

 

Yemen, Hindistan, Malezya yolu ile Avustralya’ya kadar ulaşmışlar.

Yemenli (https://www.unocha.org/yemen2020)

 

Türkiye

 

Malezyalı

 

Aborijin

 

Bir kısmı kuzeye yönelerek Orta Doğu ve Orta Asya’ya yerleşmiş. Hatta daha da ilerleyerek Çin’e ve Bering Boğazından Amerika’ya geçmiş. Orta Asya’dan batı tarafına gidenler ise Avrupa’ya yayılmışlar. 

 

Kırgız

 

Moğol

 

Çinli

 

Sibirya’da yaşayan, ataları ilk Amerika’ya geçmiş olan Chukchiler:

 

Kızılderili

 

İnsanlar, aynı anne babadan tüm dünyaya yayılmışlar. Resimlere baktığımızda aslında birbirimize ne kadar benziyoruz değil mi?

 

Ademoğlu, Son 10,000 yıla kadar, 7000 nesil içinde, dünyada ulaşılmayan bir yer bırakmayacak şekilde dünyaya yayılmış, bulundukları yerdeki ihtiyaçlarına göre Rableri tarafından hem rızıklandırılmış hem de hikmetle ihtiyaçlarına göre cihazlandırılmışlar; peygamberler ile yol gösterilmiş. Dünyanın her yerini şenlendiren, onu imar edip bir anlam veren, şuurlu bir halife-i zemin ve koskocaman bir aile olmuşlar.

Bütün bunlar dünyanın aslında ne kadar küçük olduğunu, ve birbirimize aslında ne kadar çok benzediğimizi bize tekrar hatırlatıyor. İnternet ve uçaklarla beraber farklı kültürlerden evliliklerin artması benzerliklerimizi daha da artırmaya devam ediyor. 

 

Kaynaklar:

1. Mitochondrial DNA and human evolution, Cann et al. 

2. The ‘extremely ancient’ chromosome that isn’t: a forensic bioinformatic investigation of Albert Perry’s X-degenerate portion of the Y chromosome, Elhaik et al.

3. Alternatives to the Wright–Fisher model: The robustness of mitochondrial Eve dating, Cyran et al.