TR EN

Dil Seçin

Ara

Sohbet

Mutluyum... Bana bir saat verdin. Ben de mutluyum; senden bir saat aldım. Ödeştik!..

Mutluyum... Bana bir saat verdin. 

Ben de mutluyum; senden bir saat aldım. 

Ödeştik!..

♦

Kâğıttan uçaklar gibi neden uçup durmakta gönlüm? 

Gürültüsünü duyduğum bütün uçakları neden yakalamak, yere yaymak ve “üzerindeki yazıları okumak” isterim?.. 

Ve neden bulutları koklamak gelir içimden? 

Ve neden, “neden” derim?

♦

Sohbetlere koşmak gelir içimden. Ufku dörtnala döven atların kuyruğu gibi süzülür içim... Savrulur başım başına doğru; sana bir saat vermek… 

Senden bir saat almak için. 

♦

Bir bütün ekmek gibi koyduk zamanı ortaya. 

Yarısı senindi, yarısı benim… 

Bölüştük. 

♦

Bir pastayı keser gibi, ömründen bir bölüm ayırdın; “al” dedin. 

Bu... inanılmaz!.. 

Bu… 

...sevgi. 

Bana “senin” olanı verdin! 

Nedir bende “en değerli” olan? 

Ne isterdin benden?.. 

Vaktimin kıymetini saatler söyler… 

İşte önünde; 

“Al…” 

♦

Sohbet noktaları; “bizim rengimizdeki” şamandıralar gibi… 

Ve istasyonlar gibi; yorgun yolların dinlendiği… Susuz yolcuların serinlediği. 

Sohbet yerleri; salkımsöğüt gölgeleri… 

Hudut çizen bir suyun başında... Şırıltılı bir türkü dinleyerek... Ve akarak engine doğru, yürekten yüreğe… 

Öfkelerin artık yavru kediler gibi mırıldandığı… 

Ve sükûnet; 

Göz kapaklarının yelini yüzümde duyarcasına! 

♦

Mutluyum... Bana bir saat verdin. 

Ben de mutluyum; senden bir saat aldım. 

Ödeştik!.. 

Bir bütün ekmek gibi koyduk zamanı ortaya. 

Yarısı senindi, yarısı benim… 

Bölüştük. 

Aramızdan hudut suyu geçse de, 

Yürekler başka lisan bilmez; 

Konuştuk. 

Şükür; 

Görüştük.