TR EN

Dil Seçin

Ara

Kâinattan Haberler

250 bin santigrat derecede doğmak

Güneş benzeri yıldızların ömürleri bittiğinde bünyelerinde bulunan gazı uzaya boşaltırlar. Bin ilâ on bin yıl gibi bir sürede sona eren gaz boşaltma işlemi sırasında, uzayda gösterişli cisimler oluşur. Bu dev cisimlere nebula (bulutsu)” ismi verilir. Nebulalar aynı zamanda oluşacak yeni yıldızların da tohumlarıdırlar.

Uzayda bilinen yaklaşık 1600 nebuladan sadece birisi olan Bug Nebulası Akrep burcu takımyıldızının güneyinde bulunuyor. Bug nebulasının şekli tıpkı dev bir kelebeğin kanatlarını andırıyor. Nebulayı oluşturan gaz, dev kanatların kesişim noktasında bulunan ölü yıldızdan çıkıyor.

Bug Nebulası, diğer adıyla NGC 6302, bilinen en parlak ve en büyük nebulalardan biri. Hubble’ın bu sene çektiği resim muhteşem kozmik kelebeğin ayrıntılarını açık bir şekilde gözler önüne seriyor.

Bug Nebulasının bu resmi NASA/ESA Hubble Uzay Teleskopu tarafından çekildi. Bu resim nebulanın etrafındaki gazı açıkça gösteriyor. Bu kargaşanın kalbinde bilinen en sıcak yıldız bulunuyor. Yıldızın sıcaklığı en az 250 bin santigrat derece olmasına ve oldukça parlak bir şekilde ışık saçmasına rağmen etrafındaki toz bulutu onu görülmesi zor bir şekilde saklıyor. Güneşimizin sıcaklığının 5 bin santigrat derece olduğunu hatırlarsak bu yıldızın sıcaklığının gerçekten olağanüstü olduğu ortaya çıkıyor.

Bug nebulası kimyasal bileşimi açısından da uzayın en ilginç cisimlerinden biri. ESA (Avrupa Uzay Ajansı) Kızılötesi Uzay Gözlemevinin araştırmasına göre nebulanın etrafındaki toz bulutunun içinde, kristal şeklinde hidrokarbonlar, karbonatlar, buz tanecikleri ve demir bulunuyor. Manchester Üniversitesi Uzay ve Teknoloji Enstitüsünde (UMIST) bir grup astronomla birlikte bu devasa cismin sırlarını araştıran Albert Zijlstra Bug Nebulasında asıl bizim ilgimizi çeken nokta, bu cehennem sıcaklığında mineraller ve buz kristallerinin birlikte bir karışım oluşturması. Bu şekilde karışık bir kompozisyon oluşturan çok az cisim vardır.” diyor.


 

***


 

İnsan beyni ve ceviz

Bir cevizi elinize alınca, en dışında bir yeşil kabuk, sonra tahta bir yapı, daha sonra ince bir zar ve en içte de tartışmasız şekilde insan beynini hatırlatan beyaz bir yapıyla karşılaşırız. Ceviz, dışındaki yeşil kabuğu ile kafa derisine, sert kabuğu ile kafatasına, içindeki zarı ile beyin zarına, asıl meyvesi ile de beyine benzeyen harika bir gıdadır. Beynimizin küçültülmüş bir modeli olan ceviz meyveler arasında gümüş iyonu ihtiva eden tek meyvedir. Ve insan vücudunda, gümüş iyonuna ihtiyaç duyan yegâne organ ‘beyin’dir.


 

***


 

Çikolata öksürüğün en iyi ilacı!

Bilim adamları özellikle çocukların en büyük problemi olan öksürük ve öksürük şuruplarına oldukça lezzetli bir çözüm öneriyor. Londra Imperial College’da yapılan bir araştırma, çikolatadaki theobramine adlı maddenin öksürük şuruplarının ana maddesi kodein’e göre yüzde otuz oranında daha etkili olduğunu gösterdi. Bilim adamları yaptıkları deneyde on sağlıklı kişiye öksürüğe sebep olan capsaicin maddesi verdi. Daha sonra deneklere sırasıyla plasebo, kodein ve theobramine tedavileri uyguladılar. Sonuç olarak çikolatadaki theobramine adlı maddenin diğerlerine nazaran öksürük tedavisinde yüzde otuz daha etkili olduğu ortaya çıktı. Araştırmacılar theobramine’in bu etkisinin mide ve akciğer sinir aktivitelerini yavaşlatmasından kaynaklandığını belirttiler.

Diğer ilaçlarda tedavinin gelişimi verilen doza bağlıyken, theobraminede böyle bir durum söz konusu değil. Ne kadar çok çikolata yenilirse yenilsin hiçbir yan etkiye rastlanmıyor. Ayrıca klasik öksürük şuruplarının neden olduğu uyuşukluk hali theobramine tedavisinde görülmüyor.


 

***


 

Güvercinlerin manyetik hisleri

Kimi zaman evlerimizin balkonlarına misafir olan, kimi zaman da çatı aralarında yuva kuran güvercinlerin nasıl olup da milyonlarca apartman arasından yuvasını bulabildiği hep merak konusu olmuştur. Nature adlı aylık bilim dergisinde yayınlanan bir araştırmaya göre güvercinler yollarını Dünya’nın manyetik alanından faydalanarak buluyorlar. Yüzlerce kilometre uzağa gitseler bile, gagalarına yerleştirilmiş küçük manyetik parçacıklarla yeryüzündeki sinyalleri algılayarak yuvalarına rahatlıkla geri dönebiliyorlar. Şimdiye kadar koklama duyusuyla yollarını bulduğu bilinen kuşların manyetik pusulalarını” ispat etmek için Auckland Üniversitesi araştırmacıları birçok deney yaptılar. Bu deneylerin birinde güvercinler tahtadan yapılmış bir tünele yerleştirildi. Ardından tünelin bir ucuna manyetik halka, diğer ucuna da yiyecek koyuldu ve gözlemlemeye başlandı. Manyetik halkanın üzeri kapatıldığında, sinyalleri alamayan güvercinler yiyeceğe doğru meyletti. Halkanın üzeri açıldığında ise halkaya doğru ilerlediler. Bunun gibi birçok deneyden sonra manyetik alanın kuşlar üzerindeki etkisi kesinleşti. Bilim adamları güvercinlerdeki manyetik algılama sisteminin aynı şekilde göçmen kuşlarda da işlediğini savunuyorlar.


 

***


 

Unutturmayan beyin çipleri

Gelecekte sonu unuttum” diye biten cümleler kurmak tarihe karışacak. Southern California Üniversitesi’nden Dr. Ted Berger unutkanları, Alzheimer hastaları ve beyinsel rahatsızlığı olanları sevindirecek bir araştırmaya imza attı. Dr. Berger sinir hücreleri arasındaki iletişimi dinlemek için bir fare beyni üzerinde deneyler yaptı. 10 yıllık çalışma sonunda sinir hücrelerini uyararak tepkilerini dinlemeyi başardı. Bu yıl ise Dr. Berger kendi geliştirdiği bir çipi fare beyin hücreleriyle değiştirerek, bu çipin sinir hücrelerini aynı şekilde idare edebildiğini gösterdi. Berger önümüzdeki yıllarda bu çipi insan beyninde de denemeyi planlıyor. Eğer başarılı olursa çeşitli nedenlerden dolayı beyinlerinde hasar bulunanlar, unutma problemi çekenler bu çipler sayesinde eski sağlıklarına kavuşabilecekler. Sağlıklı insanlar ise Fransızca, kuantum fiziği, integral çözümleri gibi herhangi bir bilgiyi kolayca öğrenmek için bu teknolojiden faydalanabilecekler. Henüz çok daha yeni olan araştırma Amerika’da birçok kurumdan destek görüyor. Özellikle Pentagon askerlerinin eğitiminde kullanmak için bu çalışmaya çok önem veriyor.