ELMA NEREYE DUŞTU?
Rivayete göre, Isaac Newton 1610 yılında İngiltere’nin kırsal bir bölgesi olan Lincolnshire’da bulunan evinin civarındaki bahçelerde dolaşırken bir elma ağacının altına oturur, derin derin düşünmeye başlar. Newton böyle derin derin düşünürken tepesindeki ağacın dallarında asılı duran elmalardan biri küt diye kafasına düşer. Sarsıntının ve acının etkisiyle Newton kâinatta yerçekimi diye bir kanun olabileceğini farkeder.
Meşhur olmuş rivayet böyle... Ama, ciddi araştırmacılar Newton’un yerçekimi kanununu keşfetmesine sebep olan olayın böyle olmadığını söylüyorlar. Onlara göre, olay şu şekilde gelişti:
Newton oturduğu ağacın altından gökyüzünü seyrediyor, bir yandan da kâinata dair kafasında birikmiş binlerce sorunun cevabını düşünüyordu. Derken, ağaçlardan birinden gerçekten bir elma yere düştü. Bu, Newton için, ‘jetonun düştüğü’ andı. Elmanın düşüşüyle birlikte gökteki Ay’ı beraberce düşünen Newton, elmayı yere çeken güç her ne ise, Ay’ı yörüngede tutanın da aynısı olabileceği fikrini edindi.
Newton’un yerçekimini keşfediş öyküsünü bu şekilde açıklayan tarihçiler, şu kaydı da düşmeden edemiyorlar:
“Eğer meşhur rivayette olduğu gibi elma Newton’un kafasına düşmüş olsa idi, yapacağı tek keşif o ağacın altından kalkıp başka bir ağacın altına geçmek olurdu!”
(bkz. Merlin’s Book of Universe)
***
Kral penguen, babaların kralı
Canlılar dünyasında yavru dünyaya getirmek, kuluçkaya yatmak ve doğan yavrulara bakmak gibi şeyler genelde annelerin işi diye bilinir. Öyledir de. Ama babaların hakkını da yememek gerekir. Hele, söz konusu olan kral penguenler ise..
Kral penguenler her yıl Mart sonlarında üreme yerlerine gelirler. Dişi penguen tek bir yumurta yumurtlar ve kendisini besleyebilmek için gider. Çünkü, doğacak yavrunun kış şartlarında yaşayabilmesi için bu zamanda yumurtadan çıkması gerekmektedir. Etrafta buzdan başka hiçbir şey yoktur. Okyanus kilometrelerce ötededir. Anne penguenin geri gelişi aylar sürer. Bundan sonra, baba penguen, Temmuz ortasına kadar süren ve -30°C’ye varan soğuklarda ve hızı 120 kilometreyi bulan rüzgârlarda hiçbir şey yemeden kuluçkaya yatar. Bu dört aylık kuluçka süresinin sonunda baba penguen açlıktan ağırlığının yarısını kaybeder. Dişinin geri dönmesinden sonra da, yavrulara nöbetleşe bakarlar.
***
YUNUSTAN AL TEKNİĞİ!
Yunusların sevimliliğine sevimlilik katan kubbe biçimindeki kafa çıkıntılarının ‘damla’yı andıran biçiminin suyu çok daha iyi yardığı anlaşılmış ve gemilerin çoğuna, yunus kafasına benzeyen bir pruva şekli verilmiştir. Bu da hızın yükseltilmesini ve yakıttan yaklaşık yüzde 25 oranında tasarruf yapılmasını sağlamıştır.
***
AYI DEYİP GEÇMEYİN
Malûm, ayılar pek de sosyal bir yaratık sayılmazlar. Fakat, anne ayılar bazen yavruların yetiştirilmesi noktasında birbirleriyle işbirliği yaparlar. Bu uzun ve hassas dönemdeki, yeni doğmuş bir ayı yavrusunun kendi başına yaşayabilecek hâle gelmesi en az iki yıl alır—anneler birbirlerinin yavrularına bakarlar, yiyecek kaynakları hakkında bilgi alışverişinde bulunurlar, hatta birbirlerinin yavrularını evlat edinirler! Bu, gerçekte insanlara bile parmak ısırtacak bir özveridir.
Herhangi bir sebepten dolayı ebeveynlerini kaybetmiş yavru ayılar besin bulmak, avlanmak, korunmak gibi becerileri öğrenmek için mutlaka bir yetişkinin eğitimine ihtiyaç duyarlar. Yoksa hayatta kalmaları pek mümkün olmaz. İşte böyle durumlarda diğer ayılar yetim yavruyu kendi yavruları arasına katarlar; yani onu evlat edinirler.
Ayıların bu imrenilesi özelliklerini öğrendikten sonra, ‘ayı’ kelimesini hakaret için kullanmaktan vazgeçmemiz gerekmiyor mu acaba?
***
“İNSANLAR KUŞLAR GİBİ UÇABİLMEYİ ÖĞRENDİLER. BİR DE ONLAR KADAR SESSİZ UÇABİLSELER.”
— Bili Vaughan
***
“SOĞUK MU, YOK CANIM”
Kıllı tırtıl öylesine soğuk iklimlerde yaşar ki, kılları onu sıcak tutmaya yetmez. Ama harika yaratılışı sayesinde yılın on ayını -50°C’de kaskatı, tam anlamıyla ‘donmuş’ bir halde geçirebilir. Bu canlı, donmuş halde iken ne soluk alır, ne de başka bir hayat emaresi gösterir. Ama ölü de değildir.
