“Gerçek, sessizliğin ve devamlı düşünmenin ürünüdür.”
— Isaac Newton, sükûnete ve daimî bir tefekküre çağırıyor bizi..
***
ARILAR BİRBİRLERİNİ NASIL TANIR?
Almanca yayınlanan Bild der Wissenschaft dergisinin haberine göre, ABD’nin Ithaca kentindeki Cornell Üniversitesi’nde görevli bilim kadını Elizabeth Tibbetts, yaptığı araştırma sonucu, yaban arılarının, kraliçe ve işçi arıları yüzlerindeki şekillerden tanıdığını tesbit etmiş bulunuyor.
Tibbetts, eline son derece küçük bir fırça alarak, aynı kovanda yaşayan arılardan bazılarının yüzlerindeki şekilleri boyayarak değiştirmiş. Daha sonra kovanlarına geri salınan bu makyajlı anlar, kovandaki diğer arılar tarafından tartaklanmaya başlamışlar. Yüzü boyalı arılar gerçek kimliklerini iki saat süren bir tartaklamadan sonra zar-zor kabul ettirebilmişler. Bu da, arıların kokuları sayesinde olmuş.
Bilim adamları, şimdiye kadar yaban arılarının beyinlerinin arıları tek tek tanıyacak kadar gelişmiş olabileceğini düşünemiyorlardı.
***
NEDEN ACABA?
Soru: El ve ayak parmaklarımız uzun süren banyodan sonra neden büzüşürler?
Cevap: Derimiz, suyu emen protein ve yağdan oluşan corneum tabakası denilen koruyucu bir üst katmana sahip. Corneum katmanının temel fonksiyonu, alt deriyi yaralardan korumaktır. Yüksek mekanik kullanımları ve sürtmelerde, corneum tabakası kalınlaşır ve daha koruyucu hale gelir. Bunun sonucunda, derinin bu bölgesi daha çok su emer. Genişlemek için az bir alan kalır ve bu yüzden ıslandığı zaman deri büzüşmeye daha eğilimli bir hal alır. Yıkanılan suyun tipi el ve ayak derisinin büzüşme hızını etkiler. Yüksek seviyede minerallere sahip deniz suyu, suyun deriye sızmasını engeller. Diğer taraftan, minerallerden yoksun ev suyu, deriye nüfuz eden su miktarını artırır. Bu yüzden, Akdeniz’de yüzerseniz deriniz evde duş almaktan daha yavaş büzüşür.
Bu arada, uzun süre suya maruz kalmakla oluşan kırışıklığın yaşlanmanın neden olduğu kırışıklıktan farklı olduğunu belirtelim. Yaşlanmadan dolayı oluşan kırışıldık derinin corneum tabakasının iki tabaka altındaki elastik dokuların kaybolmasından dolayıdır ve kuruyunca düzelmez.
(Cevap, Iowa Tıp Fakültesi Dermatoloji Bölümünden Richard Sontheimer’a aittir.)
***
YALANLAR VE KUYRUKLU YALANLAR
Massachusetts Üniversitesi’nden psikolog Robert S. Feldman’a bakılırsa, “Doğruya bağlanma eğilimimiz o kadar yaygın ki, kendimizi bile aldatıyoruz.”
Feldman ve meslektaşları, birbirini tanımayan 121 çift kolej öğrencisinin birbirleriyle yaptıkları on dakikalık sohbetlerini kameraya çektiler. Araştırmacılar, her çiftten birisine kaydı seyrettirdi ve ne zaman yalan söylediklerini bulmalarını istedi. Bant kaydı gösterilmeden önce, bütün denekler tamamen dürüst olduklarını söylemişlerdi. Fakat, deliller gösterildiğinde, yüzde 60’ı en az bir kere yalan söylediklerini farkettiler. Ortalama olarak, sohbet boyunca üç kez yalan söylendi.
“Yalan seviyesinin yüksek olmasına öğrenciler gibi biz de şaşırdık.” diyor Feldman. Ayrıca, erkek ve kadınların aynı oranda ama değişik sebeplerden ötürü
yalan söylediklerini tesbit ettiklerini belirtiyor. “Kadınlar, konuştukları insanların kendilerini beğenmeleri için yalan söylüyorlar. Erkekler ise daha iyi görünmek için yalan söylüyorlar.”
Meselâ, bir erkek öğrenci, bir bayana bir rock grubunun şarkıcısı olduğunu ve kaset çıkarmak için kontrat imzaladıklarını söylemişti. Halbuki, böyle bir rock grubu yoktu.
Bu araştırma, Feldman’ın günlük sohbetlere karşı ihtiyatlı yaklaşmasına neden oldu: “Duyduklarıma karşı daha şüpheli yaklaşıyorum, söylediklerimde ise daha hassasım.”
***
KISA... KISA...
Değerli taşların çoğu birkaç elementten oluşur, sadece pırlanta tamamen karbondan oluşur.
•••
İnsan saçı, üç kilo ağırlık kaldırabilecek esnekliktedir.
•••
Bir kilo limonda, bir kilo çilekten daha fazla şeker vardır.
***
ÖNCE GÖZÜNÜZ DOYSUN
ABD’de, Brookhaven Ulusal Laboratuvarı’nda yapılan araştırmalar, yemekten önce yiyeceklere bakmanın, lezzet almamızı kolaylaştıran haz verici bir kimyasal madde olan dopamin salınımına neden olduğunu ortaya koydu.
Psikiyatrist Nora Volkow, bir grup denekten, yirmi saat boyunca bir şey yiyip içmemelerini istedi. Sonra, sevdikleri yiyecekleri koklamalarına ve görmelerine—fakat asla yememek şartıyla—izin verdi. Bu arada, deneklerin beyinlerindeki dopamin seviyesini ölçmek için PET tarayıcıları kullanıldı. Yiyeceğe daha istekli olanlarda, daha çok dopamin miktarı belirlendi. Sürpriz bir şekilde, bu kimyasal madde, beynin haz merkezinde değil, alışkanlıklar ve daha çok yemeyle ilgili bölgesinde yoğunlaştırılmıştı.
Yani, ortaya çıkan sonuç şu idi: Çoğu zaman, gerçekten aç olduğumuz için değil de, sırf canımız istediği için yiyoruz.
***
KEDİLER HER ZAMAN DÖRT AYAK ÜSTÜNE Mİ DÜŞERLER?
Herkes böyle duymuştur, böyle inanır. Bir de, konunun uzmanı birini, acil durum veterineri Debra Primovic’i dinleyelim. Primovic, petplace.com’da şöyle yazıyor:
Kedilerin hemen hemen her zaman dört ayak üstüne düştükleri doğrudur. Fakat, zannedildiği gibi, her nereden düşerlerse düşsünler ölmez ya da yaralanmaz değillerdir. Evet, belki bir apartmanın birinci katından ya da bodur bir ağacın tepesinden düşmüş olsalar—ki, kediler için bu bir bakıma aşağıya atlama mânâsına gelir—hiçbir şey olmamış gibi yollarına devam edebilirler. Ancak daha yüksek mesafelerden düşmeleri durumunda bütün canlılar gibi yaralanabilir, kemikleri kırılabilir veya ölebilirler.
İlginç bir araştırma, kedilerdeki kemik kırılmalarının ve yaralanmaların kat sayısı yükseldikçe arttığını gösteriyor. Ancak bir noktaya kadar! Kediler yedinci kat ve daha yüksek bir kattan düştükleri zaman, beşinci kattan düştüğünden aynı veya daha az yara alırlar. Açıkçası, beşinci katta kediler maksimum hıza ulaşırlar, beşinci kattan sonrasında ise hava akımı daha fazla ivmeyi engeller. Bu noktadan sonra, yere düşmeden önce hayvanın kendisini yönlendirmeye zamanı olur, kaslarını gevşetir ve vücudunu daha geniş bir alana yayabilir.
Kediler dört ayak üstüne düşme özelliklerini, iç kulaklarındaki hassas tüylerle kaplı sıvı dolu bir odacık şeklinde yaratılan organları sayesinde başarırlar. Kedi hareket edince, buradaki sıvı akar ve tüylerdeki sinirleri harekete geçirir ve kediler son derece seri bir şekilde, çarpmaya karşı en dayanıklı pozisyonu alırlar. Bu da, elbette, dört ayak üstüne düşmektir.
Kediler, ayrıca, ön bacaklarını çok rahat hareket ettirebilir ve vücutlarını olağanüstü bir şekilde eğip çevirebilirler. Bu kıvrak vücut yapısı sayesinde, orta kulaklarındaki sinir uçları bütün bedenleriyle eşsiz bir senkronizasyon örneği sergiler.
***
“Bilimsel düşüncenin amacı, özelin içinde geneli ve fâni olanın içinde ezelî olanı görmektir.”
— Alfred North Whitehead
***
KISA... KISA...
Tarih boyunca yeryüzünde bulunan altının iki yüz kat daha fazlası okyanuslarda bulunmaktadır.
•••
Salatalığın yüzde 96’sı sudur.
•••
Bir karıncanın koku alma yeteneği, en az bir köpeğin ki kuvvetli yaratılır.
