12 Yazı Ömer Sevinçgül

Yazar Profili »

Tek Peygamber Yetmez miydi?

Nisan 2015, 460 156 Görüntülenme Eklenme Tarih: 14 Şubat 2018 12:43 Ömer Sevinçgül

Hayır, yetmezdi. Muhataba göre hitap önemli bir edebiyat kuralıdır. Talebenin durumuna göre hoca tayin edilir. Verilen dersin seviyeye uygun olması gerekir. 

Eğitimde yaşın büyük önemi vardır. Beş yaşındaki çocukla on sekiz yaşındaki delikanlı bir tutulmaz. 

Bu yüzden anaokulu var, ilkokul var, ortaokul var, lise var, üniversite var. Çocuk büyüdükçe okullar, kitaplar, hocalar da değişir.

Gerçi okutulan dersin adı aynıdır, mesela matematik. Fakat muhtevası, seviyesi, düzeyi farklıdır. İlkokuldaki çocuklara limit, türev, logaritma konuları anlatılmaz.

Hepsine aynı dersi vermek üzere ilkokul seviyesi esas alınsa bu sefer de ortaokullulara, liselilere, üniversitelilere uymaz. Bilimde, teknikte ilerleme olmaz.

İşte insanlık da böyle. Tarih boyunca bir çocuk gibi büyüdü, gelişti. Zamana, zemine, muhataba göre yeni resuller, nebiler gönderildi. Konunun bir yönü bu.

Gelelim ikinci yönüne. Eski zamanlarda iletişim, haberleşme, ulaşım imkânları son derece kısıtlıydı. Ne yol vardı ne de iz. Ne uçak vardı ne de tren, otomobil, telefon, mektup, posta, internet… Peygamber kendi muhitinde mahpustu. Başka yerlere gitmesine, mesajını iletmesine imkân yoktu.

Peygambere inen ilahi bilgiler bir süre sonra unutuluyordu. Şimdiki gibi koruma imkânları yoktu. Yazının bulunması bile çok sonraları oldu.

Mesajları kaydederek saklamak, daha sonraki nesillere aktarmak mümkün olamıyordu. İki bin yıl önceki İncil bile korunamamışken Âdem aleyhisselama gelen ilahi bilgiler nasıl korunacaktı?

‘Bütün insanlar için bir tek peygamber olsun’ demek ‘Âdem aleyhisselam kıyamete kadarki tüm insanların peygamberi olsun’ demekle aynı şeydir. Mümkün mü?

Elbette hayır! Ne zaman ki insanlık ilerledi, iletişim imkânları arttı, toplumların düzeyleri birbirine yakınlaştı, işte o zaman tek peygamber, tek kitap yetmeye başladı.

Bu nedenle Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem son peygamber, Kurán son kitap oldu. İlahi kitabımız iner inmez vahiy kâtipleri tarafından yazıldı, korundu, zamana ve mekâna yayıldı.

Fakat yine de toplumlar arasında bir miktar seviye farkı kaldı. Hepsi her konuda aynı düzeye erişemedi. İşte bu farkı da kitap ve sünnetin ayrıntı düzeyindeki hükümlerini zamana ve zemine göre yorumlayan mezhepler telafi ettiler.



YAZARIN DİĞER YAZILARI

Üç Yüzlü Dünya…

Hep işitirim ‘yalan dünya’ lafını. Kimi insanlar dünyayı kötülüyor, kalleş, alçak, aldatıcı, dönek falan diyorlar. Nitelikli Müslüman olmanın bir koşulu da dünya ile ilgilenmemekmiş bu anlayışa göre. İnsan nasıl bırakır dünyayı! Burada yaşıyorum ben. Niye pis, niye kötü olsun? Kimlerdir kötüdür, pistir diyenler? Neden?

Devamı »

'Ruhumdan Üfledim' Ne Demek?

“Allah insanı yaratmış, ona ruhundan üflemiş. Ruhu mu var yani, üflemesi ne demek?”

Devamı »

Niyet Öyle Bir İksirdir ki…

İyi niyetli... Kötü niyetli... Niyeti bozuk... Niyetim seni kırmak değildi... Dikkat ettim de, niyet kelimesini dilimizden düşürmüyoruz... Ne demektir niyet?

Devamı »

Peki, Bunca Çirkinlik Nereden Geliyor?

Evrendeki tüm güzellikler Onun isimlerinden yansıyor. Tıpkı su damlalarında, kar zerreciklerinde, deniz kabarcıklarında parlayan ışıltıların güneşten yansıması gibi. Peki, çirkinlik var mı? Evet, var. Nereden geliyor öyleyse?

Devamı »