ARAMA SAYFASI

Canlılığıyla Şaşırtan Kemiklerimiz

Canlılığıyla Şaşırtan Kemiklerimiz

İskeletimizi oluşturan kemiklerimiz, gerçekten inanılmaz özelliklerle donatılmış yapılardır. Dıştan baktığımızda belki de beyaz renkte, kırılabilen, cansız olduklarını düşünüyoruzdur. Fakat sanıldığının aksine vücudumuzdaki kemikler, diğer organlarımız gibi canlıdır.

Bir iskeletin temel fonksiyonları arasında, canlıyı desteklemek, iç organları korumak ve kasların hareketine imkân veren bir çerçeve sağlamak bulunur. Yine iskelet, insanların dik durabilmelerini ve yerçekimine karşı koyabilmelerini sağlar. Kemiklerimizin yapısı İskeletimizi oluşturan kemiklerimiz, gerçekten inanılmaz özelliklerle donatılmış yapılardır. Dıştan baktığımızda belki de beyaz renkte, kırılabilen, cansız olduklarını düşünüyoruzdur. Fakat sanıldığının aksine vücudumuzdaki kemikler, diğer organlarımız gibi canlıdır. Kemikler çok sert bir maddeden yapılmıştır ama bu maddenin içinde pek çok hücre bulunur. Ayrıca çok sayıda kan damarı içerdiği için renkleri pembedir. Kemikler, çok miktarda kalsiyum içeren sert bir mineral karışımı ile proteinden meydana gelir. Bu sebeple son derece sağlamdır, demir kadar serttir ama kırılgan değildir; ve bir kemiği kırmak hiç de kolay değildir. Kırıldığında ise, hücrelerle ve kan damarlarıyla dolu canlı bir yapı olduğu için, zaten kendini onaracak bir sistemle yaratılmıştır. Kırık kemik uçlarını sabitlemek iyileşme sürecine yardımcı olur; işte bu yüzden doktorlar kırılan bir kolu ya da bacağı alçıya alır. Birkaç hafta sonra yapılan yeni kemik, kırık parçaların birbirine yapışmasını ve kaynaşmasını sağlar. Sürekli bir değişim Kemikler içeriden ve dışarıdan sürekli değişim halindedir. Mesela çocuklar büyürken kemiklerin şekli ve boyutları değişir. Çünkü kemikler vücutla birlikte büyümeye devam eden ve kendini iyileştirebilen sistemle donatılmış, canlı dokular olarak yaratılırlar. Hatta erişkin çağa ulaşıldığında bile yenilenmeleri az da olsa devam eder, çünkü kemiklerde canlı hücreler vardır. Bu hücrelerden osteoblast adı verilenler yeni kemik maddesi üretirler. Osteoklast denilen diğer kemik hücreleriyse kemik maddesini parçalar. Osteoblastlar ve osteoklastlar birlikte çalıştırılır, yani bir taraftan inşa, bir taraftan da tıraşlama diyebileceğimiz faaliyetler devam eder. Böylece kemiklerimiz sürekli olarak, gereken biçim ve boyutlarda şekil alırlar. Kemiklerimiz çok dayanıklıdır İnsanlarda kol ve bacak kemikleri uzun kemik grubundandır. Bu kemikler güçlü ve ağırlığa dayanıklı kemiklerdir. Kemik uçları birbiriyle bağlantı kuran ve büyüyen epifizle sonlanır. Bu kısımlar taşıma işlevine sahiptir. Diz ve dirseklerdeki eklemler, iki boyutlu harekete imkân vermektedir. Uzuv kemikleri büyük miktarda basınca karşı koyabilecek güçtedir. Bacak kemikleri (ayrıca kalça, diz ve ayak bileği eklemleri) ise vücudun dik durmasını sağlayabilmek için güçlü olmak zorundadır. İnsan uyluk kemiği (femur) bu yüzden vücudun en büyük ve en güçlü kemiğidir. Gerek femur gerekse etrafındaki kaslar yürümek, koşmak, zıplamak ve diğer hareketlerin yoğun baskısını kaldırabilecek kadar dayanıklıdır. Kemiklerin basınca dayanma gücü, granitin iki katı kadardır. Meselâ bir insan yavaşça yürüyüş yaparken ayaklarının her biri, yere vücut ağırlığının yaklaşık üç katı kadar büyük bir kuvvetle vurur. Tempoyu biraz artırır veya koşarsak bu darbe vücut ağırlığının beş-altı katına çıkacaktır. Bu da 68 kg ağırlığındaki birinin alt uzuvlarının, normal fiziksel aktiviteler sırasında 200-400 kg’lık kuvvete maruz kaldığı anlamına gelir. Bir yetişkinin iskeleti, toplam vücut ağırlığının yalnızca %14’ünü oluşturur. Fakat buna rağmen kemikleri güçlendirilmiş beton kadar sağlamdır ve muazzam ağırlıkları kaldırabilirler. Kalsiyum ve fosfor gibi sert mineral birikintileri kemiklerin sertleşmesini sağlar. Kemiklerimiz gerçekten inanılmaz mükemmellikte yapılardır ve iskeletimiz, insan şeklinde olmamızı sağlayan çok büyük bir nimettir.