78 Yazı Prof. Dr. Sefa Saygılı

Yazar Profili »

Refleks Mucizesi

Eylül 2018, 501 670 Görüntülenme Eklenme Tarih: 01 Eylül 2018 18:37 Prof. Dr. Sefa Saygılı

 

Elimiz sıcak ütüye dokunduğu anda geri çekeriz. Vücut sıcaklığımız biraz yükselince terlemeye başlarız. Loş bir ortama girince göz bebeklerimiz hemen büyürken, ışığa bakınca aniden küçülürler veya gözümüze doğru gelen bir şey karşısında göz kapaklarımızı otomatik olarak kapatırız. Yine göz kapaklarımız aslında tipik birer araba sileceği gibi çalışırlar ve gözlerimizi sürekli temizlerler.

Bütün bunlar vücudumuzdaki belli durumlara karşı belli faaliyetlerin açığa çıkmasına dayanmaktadır. Bu tepkilere genel anlamda “Refleks” adını veriyoruz.  Reflekslerin gayesi, vücudu belirli bir iç dengede tutmak ve dıştan gelen etkilere karşı bedenimizin zarar görmesini engellemektir.

 

Ani durumlara ani tepkiler

Bir şeyden çok aşırı kızgınlık veya korku duyduğumuz zaman, sinir sistemimiz durumu tartışmaya vakit ayırmaz; hemen faaliyete geçer. Bu şekilde vücudun zarar görmesini önlemeye çalışır. Sinir sistemi nabzımızı yükseltir, nefesimizi sıklaştırır, kana şeker sağlar; adrenalin hormonunu salınarak tansiyon yükseltilir. Böylece vücudumuz zorlu bir dış etkene karşı silahlanmış duruma gelir. Bizim düşünerek alabileceğimiz tedbirlerden çok daha iyisini vücudumuz anında almış ve hazır hale gelmiştir.

Biz farkında olmasak da reflekslerimiz hayatımızın her anında görev başındadır. Düşünmeye bile fırsat kalmadan, sürekli ve seri bir biçimde işleyerek vücudumuz tehlikelerden korunur.

Vücudumuz bir açıdan bakıldığında aslında son derece ileri ve mükemmel işleyen bir makine gibidir. Her şeyiyle kendi kendine yetmeye, kendini tehlikelerden korumaya ayarlanmıştır. Uykuda olsun, uyanıkken olsun bu sebeple daima tetiktedir.

 

Refleks kontrol merkezi

Merkezî sinir sistemi beyin ve omurilikten oluşmuştur. Merkezî sinir sistemi; kararların verildiği, çevreden gelen verilerin yorumlandığı, algılamanın ve diğer bütün zihinsel fonksiyonların yerine getirildiği bölgeleri içeren karmaşık bir sistemdir.

Refleksler omurilikten kontrol edilir. Ani refleks gerektiren durumlar omurilik tarafından yönetilir, beyne ulaşmadan gerekli tepki verilmiş olur. Böylece vakit kaybı olmaz. Ayrıca göz kırpmak gibi sürekli refleksler irademizden bağımsız bir şekilde yaşam boyu sürdürülmüş olur.

 

Düşünmeye gerek kalmadan yapılan işler

Refleks dediğimiz ani hareketler bilinçsiz ve hızlı bir biçimde gerçekleşir. Bilinçsizdir çünkü hareket kararı beyinden değil, omurilikten gelir; hızlıdır, çünkü beyne gidip geri dönmeye kıyasla çok daha kısa bir yol izlenmiş olur.

Eğer bu mekanizma omurilikten değil de beyinden yönetilseydi, mesela yanlışlıkla bir ütüye dokunduğumuzda, belki de elimizi ancak ciddi biçimde yandıktan sonra oradan çekebilecektik! Mevcut tehlikenin anında tanınması, farklı durumlara ait reflekslerin ayrı sinir yollarından, birbirine karıştırılmadan sinyal olarak ulaştırılması son derece karmaşık ve mükemmel işlemlerdir.

Vücudumuza baktığımızda istem dışı çalışan organlara ait, otomatik olarak kendini koruyan, iyileştiren ve hiç şaşmadan işleyen kusursuz bir tasarımın en güzel örnekleriyle karşılaşırız. Refleksler de işte bu kusursuz sistemin çok önemli bir parçasıdırlar.

 

Pek çok refleksimiz vardır

Her tehlikeli duruma özel reflekslerimiz vardır. Öksürmek de çok faydalı bir reflekstir. Böylelikle solunum yollarımız temizlenir. Öksürmeyi sevmeyenler vardır; ama onları öksürüğün yararlarını düşünmeye davet ediyoruz. Ayrıca uyuşturucu ilaçlarla öksürüğü kesmeye çalışmak son derece tehlikeli bir yoldur. Böyle yapılırsa mikroplar atılamaz ve solunum yollarımıza iyice yerleşmelerine sebep olunur.

Buna benzer bir refleks de aksırmaktır. Burun yoluna giren yabancı bir maddenin varlığı, aksırma refleksinin devreye girmesine sebep olur. Nefes alırız, karın ve göğüs kaslarımız gerilir ve patlama tarzında hava çıkışıyla aksırma gerçekleşir. Gözler kapanır, ağız ve burun yolları açılır, yabancı madde dışarıya atılır. Burnun temizlenme yolu da budur.

Hayal kırıklığına uğradığımız zaman yüzümüzün damarları kapanır, bembeyaz oluruz. Gayri ahlakî bir söz duyduğumuz, kötü bir duruma düştüğümüz ya da sıkıldığımız zaman ise bunun tam tersi olur: damarlar iyice açılır kıpkırmızı oluruz.

Bazen rahatsız olsak da kızarmak, aksırmak, esnemek, soğuktan titremek, öksürmek ve buna benzer refleksler bizi huzursuz etmelidir! Bunları engellemeye de çalışmayalım, tam tersine böyle reflekslere sahip olduğumuz için sevinelim. Bütün bu refleksler, vücudumuzun son derece iyi korunması için tedbirler alındığını, her an tetikte bir savunma sistemimiz olduğunu ve bu sayede de zararlı şeylerden korunduğumuzu gösterir. Bu sebeple reflekslerimizden rahatsız ve huzursuz olmak bir yana memnun olmamız gerekir.

Omurilik bağlantılı çalışan bu sistemdeki bütün elemanların gelen mesajları algılayıp uygulamaya geçirebilmeleri akıl ve plan gerektiren bir durumdur. Kas veya sinir hücrelerinin bu beceriyi gösteremeyecekleri açıktır. Öyleyse bedenimizde refleks sistemini yaratarak bizi ani tehlikelerden koruyan, böylece bize olan rahmetini, şefkatini, sevgisini gösteren Allah’a ne kadar teşekkür etsek azdır.

 

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

Ay ve İlginç Yaratılış Özellikleri

Kur'an-ı Hakîm'de, Ay’ın ölçülü yaratıldığı ve hareket ettirildiği ve ayrıca hayata hizmet edecek şekilde takdir edildiğine dikkatimiz çekilir. Biraz incelediğimizde, Ay’ın yapısı ve hareketleriyle ayetleri açıkladığını görürüz.

Devamı »

Dünyamız Dev Gezegenle Nasıl Korunuyor? / Jüpiter

Neredeyse sonsuzluğa uzanan büyüklükteki kâinatımızda, içinde bulunduğumuz Samanyolu galaksisi gibi yüz milyarlarca galaksi mevcuttur.

Devamı »

Darwin, Tavus Kuşlarını neden sevmezdi?

Darwinistler, canlıların hayatta kalabilmek için değişim geçirdiklerini ileri sürerler. Peki, öyleyse tavus kuşları neden yırtıcı hayvanların birkaç kilometre öteden bile görmesine sebep olan parlak, canlı renklere sahip oldular?

Devamı »

Alzheimer'dan Korunan Beyin Bölgesi

Demans hastalıklarının en önemli sebebi beyin hücrelerinin ve dokularının hasarlanmasıdır. Hasarlanma ise hücreler arası haberleşmeyi imkânsız kılar ve normal beyin işlevlerinin yeterince sağlıklı yapılamamasına sebep olur.

Devamı »