27 Yazı Ömer Sevinçgül

Yazar Profili »

Hırsı Terk Edemem ki…

Eylül 2018, 501 341 Görüntülenme Eklenme Tarih: 01 Eylül 2018 18:53 Ömer Sevinçgül

 

Deneme sınavlarından birinden beklediğim puanı alamayınca hırsımdan ağladım. “Bu kadar hırslı olmak tehlikelidir” falan dedi bir arkadaşım. Hırsı terk edemem ki… Nasıl başarılı olurum o zaman! Üstelik, sınava gireceklerin hepsi öyleyken… Bana bir şeyler söyle. Bunun bir orta yolu olmalı. Nedir? Nasıldır?

 

Kaynağını bilemediğimiz, adını koyamadığımız acılarımızın sebebi ruhi, manevi, deruni yaralarımızdır.

Sen de gecelerin insanısın. Sırtında saplı bir bıçakla yaşayanlardansın.

Nur pınarından bengisular içmedikçe huzura kavuşamazsın. Benim işim tattırmak. Gerisi sana kalıyor.

Evet, ben de aynı şeyi söylüyorum sana, hırsı bırak! Yani olumsuz hırsı. Fakat önce tanı onu.

Sanki bir meziyetmiş gibi algılanıyor bu terim. Oysa bir hastalıktır, ruhu kemiren bir yarasadır. İnsana dünyayı zindan eder. Üstelik başarıyı da engeller.

Nedir hırs?

Kişinin bir şeyi kendini paralarcasına aşırı istemesi, açgözlülük, kanaatsizlik, bir şeye aşırı düşkünlük.

Böyle olana ‘haris’ derler. Haris insan tatminsiz olur, bu yüzden de mutsuz…

Hırsın zıddı, kanaat. Bitmez tükenmez bir hazinedir kanaat. Çalışmasının sonunda eline geçene razı olmaktır, payına düşeni kabullenmektir.

Her ikisinde de çalışma var ama birincide doymazlık, ikincide razı olma söz konusu.

Maksada ulaşmak için çaba sarf etmekle haris olmak birbirine karıştırılmamalı.

Hırs, kalbe özgü bir sıfat, olumlu yönde kullanılmazsa kişinin ruh dünyasını harap eder. Sonu zarardır.

Helal bir maksat için çok çalışmak ise bir ameldir, bir eylemdir. Sebeplere güzelce teşebbüs etmektir. Buna ‘olumlu hırs’ da diyebilirsin, sakıncası yok.

Çok çalışan kişi, eğer kanaatkârsa, çalışmasının sonucuna razı olur, daha çok çalışma arzusu hisseder.

Haris insan ise, eline geçene asla şükretmez, hep huzursuzdur, bu nedenle de mutsuzdur. 

İnsanın elde ettikleri her zaman hedefinin beri tarafında kalır. Bunu gören haris kişi kendini hiçbir zaman başarılı saymaz. Bu yüzden de şevki kırılır.

Gözü yükseklerdedir onun, oraya çıkamayınca bırakır gider her şeyi.

‘Mektubat’ kitabındaki örnekler çok güzeldir. İki tanesini kısaca anlatayım.

İki dilenci var… Biri sakin, sessiz, duruyor. Öteki kendini paralarcasına istiyor, seni zorluyor.

Kalbinde birinci dilenciye verme arzusu hisseder, öbüründen rahatsız olursun.

İşte başka bir örnek… Uyumak istiyorsun ama uykun yok. “Hemen uyumalıyım” der, hırs gösterirsen uykunu daha çok kaçırırsın.

Olumsuz hırsın zararını bir iş için birini beklerken de görürsün. 

“Bak hala gelmedi. Bekle babam bekle. Yok, gelmeyecek galiba” diye sabırsızlık gösterir, kalkar gidersin. 

Biraz sonra o adam gelir ama iş işten geçmiştir artık. 

Kendi hayatına bak, başına gelenleri düşün, görürsün olumsuz hırsın zararlarını.

Evet, iste, arzu et, çalış, hem de çok çalış, emeğini esirgeme fakat menfi hırsı bırak.

Sonuca razı ol, daha iyisini elde etmek için de yine çalış. Bir işi bitirdin mi boş bırakma kendini, hemen başka bir işe koyul. 

Haris insan tutkuludur. Ruhun enerjisidir tutku. Sanırım sende bir hayli var. Sana tavsiyem, tutkunu müspet hedeflere yönlendir.

 

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

Deprem Kader Değil mi?

Bediüzzaman Hazretleri, bir risalesinde, “insanların ağzından çıkan ve küfrü işmam eden kelimeler var,” der ve inananların bu kelimeleri “bilmeyerek” kullandıklarını söyler. Küfrü işmam eden, yani “koklatan, kendilerinden küfür kokusu gelen” kelimeler... Bu tesbiti okuduktan sonra ben de kelimeleri koklamaya çalışıyorum. Gün geçmiyor ki böyle bir sözle karşılaşmayayım. İşte onlardan biri: “Deprem kader değildir!”

Devamı »

Ruh Nereye Gider?

“Merak ediyorum, ölüm nasıl gelir, bedenden ayrılan ruh nereye gider, sonra neler olur? Bunları aşama aşama anlatır mısın bana!”

Devamı »

“Allah Nerede?”

Merakının bütün derinliğini sesine yükleyerek, “Söyler misin bana” dedi, “kâinatın sınırı var mı?”

Devamı »

Süslü Suretler Sergisi

Kuşa nasıl iki kanat gerekiyorsa mana âlemine yükselmek isteyen insana da iki kanat gerek. Bunlar kalp ve akıl kanatlarıdır. Kişi, kalbiyle yaratıcısını severken aklıyla da yaratılışın ince sırlarını, hikmetlerini, maslahatlarını tefekkür eder, kavrarsa hakiki marifeti kazanır, kâmil insan olur.

Devamı »