9 Yazı Mehmet Dikmen

Yazar Profili »

Hz. Zeynep Kocasının Müslüman Olmasını Nasıl Sağladı?

Aralık 2018, 504 114 Görüntülenme Eklenme Tarih: 01 Aralık 2018 23:56 Mehmet Dikmen

 

Hz. Zeynep, Peygamber Efendimiz’in en büyük kızı idi. Efendimiz’e nübüvvet görevinin verilmesinden hemen sonra annesi Hz. Hatice ile beraber Müslüman olmakla şereflendi. Kuzeni Ebü’l-As bin er-Rebi ile 15 yaşında hayatlarını birleştirmiş ve çok güzel bir evlilik sürdürmekteydiler. Zeynep’in İslam’ı seçmiş olması Ebü’l As’ı pek etkilememişti. Zeynep her fırsatta sevgili kocasına İslam’ın faziletlerini anlatmaya çalışsa da kocası bir türlü eski inançları ve geçim kaynağı olan ticaret ile ilişkili bâtıl dinini terk etmek istemiyordu. Zira o dönemde Müslümanlar müthiş bir mahalle baskısı görüyordu. Bütün Kureyşli müşrikler onları bir cüzzamlı gibi dışlıyorlardı. Ebü’l As da bu durumdan etkilenmek istemiyordu.

Hicret ile beraber Müslümanların Medine’ye gitmesi Zeynep açısından zorlu bir dönemi de beraberinde getirmeye başlamıştı. Bir yanda babası ve din kardeşlerinin oradan ayrılığı, öbür yanda ise çok sevdiği kocası…

Kader, Zeynep’in kocasından ayrılmasına ve Medine’ye, babasının yanına gelmesine hükmetmişti. Bu şekilde birkaç yıl kocasından ayrı kalan Zeynep’in kulağına ilginç bir haber gelecekti...

Hicretin 6. yılında, Kureyş’e ait bir kervanın Şam’dan çıkıp Mekke’ye doğru gitmekte olduğu öğrenildi. Bu kervan, müşriklerin ekonomik yönden güçlenip tekrar Müslümanlara saldırmalarına vesile olabilirdi.

Allah Resûlü, Zeyd bin Harise komutasında 70 kişilik bir askerî birliği, bu kervanı ele geçirmekle görevlendirdi. Zeyd, Medine’ye dört mil uzakta bulunan Ays (İs) denen yerde Kureyş kervanını yakaladı. Kervandaki mallara el koydu, adamları da esir aldı.

Esirler arasında, Zeynep’in müşrik kocası Ebü’l-As da bulunuyordu.

Zeynep’in kocası Ebü’l-As, dürüst ve güvenilir bir insandı. Bu yüzden Kureyş’ten bazıları, ona mallarını teslim etmişler, o mallarla ticaret yapması için Şam’a göndermişlerdi. Yani ele geçirilen kervanda, Ebü’l-As başkalarına ait mallara nezaret ediyor, bir çeşit emanetçilik yapıyordu.

Ebü’l-As, o günün seher vakti, ayrıldığı eski eşi Zeynep’e:

“Babandan bana eman (dokunulmazlık hakkı) al. Serbest kalayım,” diye haber gönderdi.

Peygamberimiz Müslümanlara sabah namazını kıldırdığı sırada, Hz. Zeynep, başını odasından çıkararak:

“Ey insanlar! Ben Resûlullah’ın kızı Zeynep’im. Eski kocam Ebü’l-As’ı himayeme aldım,” diye seslendi.

Peygamberimiz selam verince ashabına döndü:

“Ey insanlar! Benim işittiğimi siz de işittiniz mi,” diye sordu.

Sahabiler:

“Evet, duyduk yâ Resûlallah,” dediler.

Peygamberimiz bunun üzerine:

“Sizin işittiğiniz konuda, şu ana kadar ben de bir şey bilmiyordum. Kadın-erkek bütün mü’minler birbirine eşit olup tek vücut ve tek el hükmündedir. Zaten kadın-erkek tüm mü’minlerin, yakın akrabalarını, fikrine ve inancına bakmadan himaye etmeleri onlara yakışır,” buyurdu.

Bir kimseyi himayesine alarak ona eman yani dokunulmazlık sağlamak, o devirde çokça yapılan toplumsal bir haktı. Ama cahiliye devrinde bu hakkı sadece erkekler kullanır, kadınlar için geçerli olmazdı. Peygamberimiz, kızı Hz. Zeynep’in şahsında, bu siyasal hakkı, ilk defa bütün imanlı kadınlara da tanımış oluyordu.

Peygamberimiz mescitten çıkınca, doğruca kızı Zeynep’in yanına gitti.

“Senin eman verip himayene aldığın kişiyi, biz de himayemiz altına aldık,” dedi.

Ebü’l-As serbest kalınca hemen Mekke’ye dönmedi. Zeynep’e tekrar başvurarak kervanla birlikte ele geçirilen malların da kendine geri verilmesini istedi. Çünkü o mallar kendisine emanetti. Eski karısından son olarak bu konuda da aracı olmasını talep etti.

Zeynep, sevdiği eski eşinin bu dileğini de kıramadı. Babasının yanına gitti. Ebü’l-As’ın emanet mallarının kendisine verilmesini ondan rica etti.

Peygamberimiz, bunun üzerine kervanı ele geçiren askerlere haber gönderdi. Allah Resûlü’ne gönülden bağlı askerler, hiç Onun bir ricasını geri çevirirler miydi? Nitekim:

“Hayır, yâ Rasûlallah! Sizin arzunuz bizim için emirdir. Tüm dünyanın servetinden daha değerlidir. Biz Ebü’l-As’a, mallarını hemen iade edeceğiz,” dediler.

Her biri, almış olduğu en küçük eşya parçasını bile tereddüt etmeden geri verdiler. Böylece bir ilk daha gerçekleşmişti.

Ebü’l-As, gördüğü bu bağlılık ve itaat karşısında, şaşkınlığı ve o nispette de hayranlığı artmıştı. İslâmiyet hakkında artık hiçbir tereddüdü kalmamıştı. İslâm’a girmek için kesin kararını vermişti. Ancak İslâm’ı kabul ettiğini ilan etmeden evvel, yapacağı son bir iş daha vardı. O da geriye aldığı emanet malları sahiplerine vermekti. Mekke’ye büyük bir sevinç ve huzur içinde döndü. Üzerindeki emanet malların sahiplerine teslim işini tamamladıktan sonra:

“Ey Kureyş cemaati, herhangi birinizin bende bir alacağı kaldı mı?” diye sordu. Kureyşliler:

“Hayır, vallahi kalmadı,” dediler.

“Size olan sözümü böylece yerine getirdim mi?” diye sordu.

“Evet, vallahi sözünü tam yerine getirdin. Hayırla mükâfatlanasın. Biz seni şerefli ve onurlu bir insan olarak bulduk,” dediler.

Ebü’l-As rahatlamıştı. Artık Medine’deyken verdiği kararı açıklayabilirdi:

“Allah’a yemin ederim ki, ben daha size gelmeden önce İslâm’a girmiş, Medine’de kalmaya kesin niyetlenmiştim. Fakat mallarınıza el koymak için Müslüman olduğumu sorgulamanızdan endişe ederek, şu ana kadar bu kararımı gizli tuttum. Artık Müslüman olduğumu açıklamak için bir engelim kalmadı,” dedi.

Kureyşlilerin gözü önünde açıktan şehadet kelimesini söyleyerek İslâm’ı kabul ettiğini herkese ilan etti. Medine’ye döndüğünde, Peygamberimiz onu, bu faziletli davranışından dolayı iltifatla karşıladı.

Onun, kızı Zeynep’le olan eski nikâhlarını yeni bir nikâh yapmadan geçerli saydı. Çünkü din farkından dolayı araya giren ayrılık bir boşanma değildi. Aradaki din farkının ortadan kalkmasıyla eski nikâh yeniden geçerli hale gelmişti.

 

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

Hz. Zeynep Kocasının Müslüman Olmasını Nasıl Sağladı?

Hz. Zeynep, Peygamber Efendimiz’in en büyük kızı idi. Efendimiz’e nübüvvet görevinin verilmesinden hemen sonra annesi Hz. Hatice ile beraber Müslüman olmakla şereflenmişti.

Devamı »

Allah Bize Yeter!

Peygamberimizin ve mü’minlerin bu sabırlı hallerini Allah (cc), indirdiği ayette şöyle haber vermektedir: “Halk onlara: ‘Düşmanınız olan insanlar, size karşı ordu topladılar. Bu (büyük ordu)’dan korkun,’ dediler. Bu haber, onların imanlarını artırdı da: ‘Hasbünallah ve ni’mel-vekil (Allah bize yeter. O ne güzel vekildir)’ dediler.” (Ali İmran, 173) Bu ayet hakkında İbn-i Abbas şu açıklamayı yapmıştır: “Allah bize yeter sözünü ilk defa İbrahim Peygamber, ateşe atıldığı sırada söylemişti. Aynı

Devamı »

Üzülme!.. Allah Bizimle...

Müşrikler, Allah Resûlü’nü ellerinden kaçırmanın gerginliğini yaşıyorlardı. “Bu nasıl olabilir?” diye düşünüyorlardı. Hz. Muhammed’i (asm) dört bir yandan kuşattıkları halde, o kuşatmayı nasıl yarıp çıktığına bir türlü akıl erdiremiyorlardı. Her yere adamlar gönderdiler. Mekkeli müşrikler tam kadro sıkı bir takip içine girdiler. Mekke ev ev, karış karış aranıyor; etraf didik didik ediliyordu.

Devamı »

Resulûllah'ın Dilinden Ramazan Ayının Güzellikleri

Peygamberimiz (asm), Ramazan ayının tüm özellik ve güzelliklerini beyan buyurmaktadır.

Devamı »