40 Yazı Prof. Dr. Sefa Saygılı

Yazar Profili »

Bir Yaprak Alıp Baktığınızda...

Şubat 2019, 506 381 Görüntülenme Eklenme Tarih: 01 Şubat 2019 01:26 Prof. Dr. Sefa Saygılı

 

Eline bir yaprak alıp incelemek, evirip çevirip detaylarını keşfetmek ne zevkli bir iştir… Hele de mevsim mevsim tazelenen renkli manzaralar… Yapraklar dünyaya renk olur. Âlemler Rabbi dünyayı yapraklarla boyar… Tabiatın tüm renkleriyle yaratılan yapraklar, harikulade tablolar seyretmemizi sağlar.

Dünyanın güzelliğine güzellik katan yapraklar sadece renkleriyle değil, her birindeki farklı desen ve motiflerle de dikkat çeker, estetikten biraz nasibi olanı mest eder.

Evet, yapraklar bize çok şey anlatır, ama yaprakların görünmeyen başka yönleri de vardır.

Yapraklar, güneşten ışığı alıp hayata dönüştürmek için yaratılmışlardır.

Yaprak; bitkilerde gövde ve dallara bağlı, yeşil renkli, fotosentez yapan ve yüzeyi geniş ve canlılara besin kaynağı da olan harika bir bitki organıdır. Ancak onların sade görünüşlerinin ardında, iletim kanalcıklarıyla dolu mükemmel ve karmaşık bir yapı vardır.

Bir yaprakta çok sayıda odacık bulunur. Yaprak bu odacıklarla ışık toplar. Bu ışıltılı odalarda fotonlar sağa sola çarpar; yaprak da onların enerjisini yakalayıp bunu bitkilerin, hayvanların ve uygarlıkların temel taşı olan şekere yani enerjiye dönüştürür. Yaprakta bu fonksiyonları güneş ışığı, su, karbondioksit ve besine ihtiyaç duyan kloroplastlar üstlenir. Kloroplastlar yeşil avuçlarını iki yana açar ve ışığı yakalarlar.

Böylece yapraklar güneş enerjisini fotosentezle enerjiye çevirirler. Ve Allah, yapraklarla canlara can, hayata heyecan katar…

Yapraklar büyük, küçük, kalın, ince, bileşik, basit, kıvrımlı veya loblu olabilirler. Birbirinden çok farklı da olsalar güneş ışığını mükemmel bir biçimde yakalayacak şekilde yaratılmışlardır.

Sözgelimi çölde yapraklar genelde küçük, kalın yüzeyli, mumlu veya dikenli olur; tuzlu topraklarda veya zorlu şartları olan bölgelerde de böyledir. Yağmur ormanlarındaki bitkilerin yaprakları ise genelde dar yapıda ve fazla suyun akıp gitmesi için uzun, ince uçlar taşırlar.

Peki, ama bu kadar farklı geometrik şekillerde olan yapraklar, nasıl oluyor da güneş ışığını mükemmel bir biçimde yakalayabiliyorlar?

Dıştan bakıldığında sadece yeşil bir cisim olarak düşündüğümüz yaprakların her milimetrekaresinde kusursuz bir düzen vardır. Bitkiler için son derece önemli yapılardan biri olan gözenekler de bu düzenin önemli parçalarındandır. Yaprakların üzerinde bulunan bu mikroskobik delikler (gözenekler) ısı ve su transferi sağlamak ve fotosentez için gerekli olan karbondioksiti (CO2) atmosferden temin etmekle görevlidir.

Gözenekler aynı zamanda açılıp kapanabilecek bir yapıya sahiptirler. Gözenekler açıldığında yaprağın hücreleri arasında bulunan oksijen ve su buharı, fotosentez için gereken karbondioksit ile değiştirilir. Böylece üretim fazlalıkları dışarı atılırken, ihtiyaç duyulan maddeler değerlendirilmek üzere içeri alınmış olur.

Yapraktaki gözeneklerin ilgi çekici yönlerinden biri, yaprakların çoğunlukla alt kısımlarında yer almalarıdır. Bitkideki suyu dışarı atan bu gözeneklerin altta olması, yaprakların aşırı terlemesi sonucu bitkinin su kaybından zarar görmesini engeller. Bu sayede, güneşin olumsuz etkisinin en aza indirilmesi sağlanmış olur.

Dış ortamın tüm etkileri göz önüne alınarak düzenlenmiş olan gözeneklerin yapısında çok ince detaylar vardır. Bilindiği gibi dış ortam koşulları sürekli değişir. Nem oranı, sıcaklık derecesi, gazların oranı, havadaki kirlilik… Yapraklardaki gözenekler tüm bu değişken şartlara uyum gösterebilecek yapıda yaratılmışlardır.

Kısacası yaprakların son derece özel bir yapıya sahip olan gözenekleri, görevlerini en hassas şekilde yerine getirecek tarzda tasarlanmışlardır. Bu sayede birkaç milimetre kalınlığındaki bir yaprak adeta mükemmel bir fabrika gibi iş görür: Bitkinin solunumunu sağlar, fotosentez yapar, terleme görevini yerine getirir, güneş ışığını tutarak hiç durmadan hücrelerin yararlanabileceği besine çevirir… Bu tıkır tıkır işleyen mükemmel bir sistemdir.

Üstelik yapraktaki dokular; güneş ışığını maksimum oranda toplayacak, her türlü dış etkiye dayanabilecek, en az malzemeyle en fazla işlem yapabilecek tarzda tasarlanmıştır. Ayrıca yaprak, bir kâğıt inceliğinde olmasına rağmen içine sığdırılmış milyonlarca özel hücreyi koruyacak ve içindeki kompleks ve yoğun trafiği kontrol edecek yapılarla donatılmıştır. Bu yapısıyla da tesadüfü ve dolayısıyla evrim teorisini çürütür.

Bitkiler kökleri vasıtasıyla suyu topraktan alır ve taşıma sisteminin bir parçası olan ksilem boruları ile suyu yukarıya doğru yani gövdelerinden yapraklarına iletir ve fotosentezde kullanır.

Yaprağın her parçası inanılmaz bir uyum ve işbirliği içinde çalıştırılır. Bitki içinde hücreler arası haberleşme ve hücrelerin nasıl farklı dokular oluşturduğu ise henüz tam olarak çözülememiştir.

Evet, her yaprak harika görünümüyle, muhteşem yapısıyla, mükemmel işleyişiyle, sayısız fonksiyonuyla yaratıcıyı anlatan bir kitap gibidir. Aslında bütün varlık âleminde yaratılan eserler, okuyana kitap, dinleyene dil olur. Âlemler Rabbinin ilmini, iradesini ve kudretini anlatırlar… Ne mutlu okuyan ve dinleyenlere…

 

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

Şaşırtan Organımız: Talamus

ARA BEYNİN bir parçası olan talamus, ceviz büyüklüğünde yaratılmış bir sinir dokusudur. İnsan beyninin orta kısmındadır. Koku duyusu dışında tüm duyu organlarının bağlantı yeri talamusta yer alır.

Devamı »

Beynimizin Şaşırtan ve Yeni Anlaşılan Esnekliği: Nöroplastisite

Nöroplastisite kavramı; gelişim, öğrenme, büyüme, yaşlanma, bozulma, hasarlanma, iyileşme, tedavi, terapi ve rehabilitasyon gibi farklılaşmanın yaşandığı tüm süreçlerde ortaya çıkan değişim ve düzenleme mekanizmalarının yönlendirdiği tüm ‘yeni’ veya ‘yeniden’ yapılanmaları ifade eder.

Devamı »

İnsan Beynine Özgü Heyecan Verici Keşif: Kuşburnu Nöronları

Beyinde keşfedilmemiş farklı hücre tiplerinin olması da muhtemel. Örneğin, araştırmacılar yakın bir zaman önce şeklinin adeta kuşburnu ağacını andıracak şekilde çok sayıda dallanmalar içermesi sebebiyle kuşburnu nöronu olarak adlandırdıkları yeni bir tür beyin hücresi keşfettiler ve bu hücrenin sadece insanlarda olduğunu tespit ettiler.

Devamı »

Tedavi İçin Yaratılan Canlı: SÜLÜK

Sülük insanlık tarihi kadar eski geleneksel bir tedavi şeklidir ve asırlardır pek çok hastalığa şifa vermeye devam ettiği gibi günümüzde de öneminden bir şey kaybetmiş değildir.

Devamı »