28 Yazı İsmail Çolak
Tarihçi, Araştırmacı

Yazar Profili »

Osmanlı Su Medeniyeti

Temmuz 2019, 511 585 Görüntülenme Eklenme Tarih: 01 Temmuz 2019 16:48 İsmail Çolak

 

 

Osmanlı Devleti’nde başta şehirler olmak üzere yerleşim yerlerinin su ihtiyacının karşılanmasına büyük önem verilmiştir. Suyun kaynağından alınıp, kullanım yerine getirilmesine ve dağıtılmasına kadar yapılan tüm tesisler, “su yolları” ismiyle anılmıştır. Bu tesisler, kanallar, tüneller, su kemerleri, su terazileri, maksemler, su depoları ve arıtma havuzlarından oluşmuştur.

 

1550’li yıllarda etrafı sularla çevrili tarihi yarımada ortasındaki İstanbul. Osmanlı burada muhteşem bir su medeniyeti de kurmayı başarmıştı. Osmanlı İstanbul’unda sadece Fatih’te (Süheyl Ünver’in tespitine göre) 800 çeşme vardı.

 

MUHTEŞEM SU MEDENİYETİ

Bir yerleşim yeri ve oradaki tesislerin su ihtiyacını karşılamak için önce etrafındaki arazide inceleme yapılır, kaynak suların yeterli olup olmadığı tespit edilirdi. Suyun nereden akıtılacağı, nerelere kemer veya tünel inşa edilmesi gerektiği belirlendikten sonra su yolunun yapımına başlanırdı; kanal açılır, tünel kazılır, kemer dikilir ve künk döşenirdi. Sular, dinlendirme, durultma, çökeltme, havalandırma ve aktarma gibi işlemlerden geçtikten sonra arıtılırdı. Bu amaçla savaklar, bacalar, filtreler ve arıtma havuzları bina edilirdi.

 

İstanbul’da bir su bendi

 

İstanbul, Edirne, Selanik, Bursa, Manisa, Konya, Şam gibi büyük şehirlerde yapılan su yolları, Osmanlı Devleti’nin en kıymetli su yapı ve yatırımlarındandı. Mimar Sinan tarafından planları çizilip inşa edilen İstanbul’daki Kırkçeşme ve Süleymaniye Su Yolları ile Edirne’deki Taşlımüsellim Su Yolu, Osmanlı su medeniyetinin en muhteşem tesislerindendi.

 

Mimar Sinan tarafından yapılan Süleymaniye Su yollarının orijinal çizimleri-1,2,3

 

Süleymaniye Su Yolu’nun uzunluğu 50 km olup, 1550-1557 seneleri arasında yapılmıştır. Bu su yoluyla hem İstanbul’un Rumeli yakasının hem de Süleymaniye Camiinin su ihtiyacı giderilmiştir. 1555-1563 yılları arasında 50 milyon akçe sarf edilerek inşa edilen Kırkçeşme Su Yollarının toplam uzunluğu da 50 km idi. Buradan getirilen su, 94 çeşme, 13 hamam, 7 saray, 4 şadırvan olmak üzere 158 farklı tesiste kullanılıyordu. Edirne’deki Taşlımüsellim Su Yolu ise 1530’da tamamlanmış, beş saatlik mesafeden, tüneller ve kanallar ile Edirne’ye getirilerek şehre dağıtılmıştır.

 

Mimar Sinan’ın Kanuni zamanında İstanbul’a hediye ettiği tarihî Kırkçeşme Su Yolları

 

Kırkçeşme Su Yollarından günümüze kalan bir bölüm

 

SU YOLLARININ TEMİZLİĞİ VE KORUNMASI

Osmanlı’da su yollarını, künkler ve sarnıçları inşa etmek, yerleşim bölgelerine su getirmek ve bunu künk ve kanallara dağıtmak, kanalları temiz tutmak, gereken tamir ve bakımı yapmakla mükellef görevlilere “su-yolcu” denirdi. Bunlar, şer'î, örfî ve divanî gibi tüm vergilerden muaf tutulmuşlardır. Ayrıca su işleriyle ilgilenen bir de su-yolcu adlı teşkilat mevcuttu. Su işleri önceleri, Su-yolcu Başı veya Su-yolcu Ağası idaresinde yürütülmekteyken, 1566’dan itibaren Kanunî döneminde kurulan “Su-yolcu Nazırlığı” aracılığıyla yürütülmüştür. İlk su yolu nazırı olarak ise Hasan Ağa tayin edilmiştir.

Osmanlı padişahları ve idareciler, şehre gelen içme sularını, su havzalarını ve su yollarını korumada da büyük hassasiyet göstermişlerdir. Suların şehre geldiği yol güzergâhının her iki yakasında en az 3-4 metrelik alana yerleşim birimleri yapılmamasını ve ziraatla uğraşılmamasını temel esas olarak benimsemiş ve bunu titizlikle tatbik ve takip etmişlerdir. 1567’de Haslar Kadısına yazılan hükümde, Kırkçeşme Suyu ve diğer suların geçtiği güzergâhlara bağ, bahçe yapılması, ev inşa edilmesi yasaklanmıştır. 1570’de İstanbul, Haslar ve Galata kadılarına da bu hususlarla ilgili benzer hükümler gönderilmiştir.

 

İstanbul Kâğıthane Deresi

 

1559’da neşredilen Galata Suyu’nun temizlenmesine ilişkin irade: “Şehr-i Şâbân’ın yirminci gününde Galata Suyu’nun levâzımâtı içün üç bin sikke-i hasene Galata Ağası Firuz Ağa’ya teslim olundu ve harç-ı florisinden dâhi bin beş yüz hasene mezkûr su yolunun mühimmâtı içün Oda Bâşı’na teslim olundu, 1559.”

 

II. SELİM’İN SULTANİYE SU YOLUNU KORUMASI

Konuyla alakalı Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde bulunan ve Sultaniye’ye (Karapınar’a) gelen su yolunun korunmasıyla ilgili, Sultan II. Selim dönemine ait 21 Şubat 1570 tarihli belge oldukça çarpıcıdır:

II. Selim, şehzadelik döneminde 20 Haziran 1560’da gönderdiği hükümle, Konya ile Ereğli arasındaki harabe bir köy yerine cami, imaret, han, hamam ve dükkânlardan oluşan, projesini Mimar Sinan’ın hazırladığı, mimarlığını Halep’li Cemaleddin’in yaptığı bir külliye, bunun etrafına da Sultaniye ismiyle bir kasaba tesis ettirmişti. Hatta yeni kurulan bu kasabayı şenlendirmek amacıyla, ilk gelip yerleşecek 120 hanenin vergiden muaf tutulacağını belirtmişti.

 

Matrakçı Nasuh’un Beyan-ı Menazil-i Sefer-i Irakeyn adlı eserinde bulunan Karapınar Su Yolu çizimi

 

Fakat 21 Şubat 1570 tarihli hükümde, Su Yolu Nazırı Hasan Paşa, Sultaniye İmareti ve Camiine gelen suyun geçtiği yerlere bazı şahısların ev yaptığını, bağ dikip bahçe kurduğunu, hatta ziraat yaptıklarını, bu sebeple su yolunun tamamen zarar gördüğünü; hâlbuki su yolunun yaklaşık 5,3 metre boş bırakılması gerektiğini belirterek durumu Divan-ı Hümayun’a iletmişti.

Bunun üzerine, merkezden, Sultaniye’nin bağlı olduğu eski il kadısına gönderilen hükümde, su yolunun kenarına ev yaptırılmaması, evlerle su yolu arasında her iki taraftan yaklaşık 5,3 metre mesafe bırakılması; bahsedilen mesafe içinde bağ ve ziraat işi yaptırılmaması, şayet bağ dikilmiş ise sökülmesi emredilmiştir. Ayrıca, işi engellemeye kalkışacak şahıslar çıkarsa, bunların Divan-ı Hümayuna bildirilmesi ve emrin gereğinin, o civarda bulunan su yolu bölükbaşısı tarafından sürekli olarak tatbiki istenmiştir.

 

Sultan III. Ahmed’in annesi Gülnuş Valide Sultan’ın Üsküdar’da yaptırdığı cami, imaret, çeşme ve sebillere gereken suyun, padişaha ait Çamlıca’daki kaynaktan karşılanması için III. Ahmed’in 17 Kasım 1714’de verdiği tuğralı bir Su Mülknâmesi

 

II. ABDÜLHAMİD HAN’IN SU KAYNAĞINDAKİ YAPILAŞMAYI ÖNLEMESİ

Sultan II. Abdülhamid zamanında ise, İstanbul Sarıyer Bendler mevkiindeki üç köyün su kaynaklarını kirlettiği tespit edilmiş; padişahın emriyle Meclis-i Vükela (Bakanlar Kurulu) 1891’de derhal toplanarak, halkın başka yerlere yerleşmesini karara bağlamıştır.

Sarıyer Bendler mevkiindeki yapılaşmanın durdurulması için alınan kararın sadeleştirilmiş metni şöyleydi:

“Bendler suyu endişe edilecek bir halde değilse de, Belgrad köyünün vermekte olduğu zararlar, Allah korusun, bu köyde kolera salgını halinde vahamet kazanacağından, bu konuda acil tedbir olmak üzere, adı geçen köy ahalisi ile yine orada bulunup aynı şekilde zararlar vermekte olduğu iddia edilen Bahçecik köyü ahalisinin ayrı ayrı Büyük ve Küçük Çekmeceler dâhilindeki köylere nakil ve dağıtımıyla; düşünülebilen mahzurların doğmasına meydan vermemek üzere, Bâb-ı Âlî’ce zaman kaybedilmeyerek ve kış mevsimine bırakılmayarak gerekenin yapılması Şehremaneti’nden bildirilmiş olup, meydana gelen zararların kaldırılmasıyla her türlü bozukluk ve bulaşmadan kurtarılması lüzumu tekrara muhtaç ve izah olunmasından ötürü, belirtilen köyler ahalisinin orada tasarruf ettikleri emlak ve arazileri istimlâk kanunu hükümleri uyarınca devletçe satın alınarak ve bedelleri ellerine verilerek, ahaliden arzu edenler istedikleri mahalde mesken sağlamak ve talip olanlarına uygun yörelerde boş araziden yerler göstermek ve tahsis edilmek suretiyle köylerin bir an önce oradan kaldırılması şart olduğundan ve fakat ahalinin kalplerinin kırılmaması ve beddua etmemeleri için, ahalinin memnunluk ve hoşnutluğu göz önünde ve özende tutulmak üzere yarınki Vükela Meclisi’nde etraflıca müzakere edilerek, kararı içeren tutanağın akşamdan önce saraya arz kılınması padişahın yüce fermanları icabı olmakla, bu konuda emir ve ferman emir sahibinindir.”

 

II. Abdülhamid Han devrinde Rumeli’de 1901’de bir çeşme açılışı. Çeşmenin kitabesinde “Padişahım çok yaşa” yazıyor.

 

Kaynakça:

1. Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA), MD, c.9, s.4, hüküm 9, 21 Şubat 1570 tarihli belge.

2. BOA, Meclis-i Vükela (MV), 9 Teşrinievvel 1309/1891 tarihli mazbata.

3. Osman Ergin, Türk Şehirlerinde İmaret Sistemi, İstanbul, 1939.

4. Abdullah Martal, “XVI. Yüzyılda Osmanlı İmparatorluğunda Su-Yolculuk”, Belleten, C.LII, Sayı: 205, Aralık 1988.

5. Cengiz Orhonlu “XVI. Yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nda Su-Yolcu Kuruluşu”, Osmanlı İmparatorluğu’nda Şehircilik ve Ulaşım, Derleyen: Salih Özbaran, İzmir, 1984.

6. Kazım Çeçen, Süleymaniye Suyolları, İTÜ İstanbul Teknik Üniversitesi Bilim ve Teknoloji Tarihi Araştırma Merkezi, İstanbul, 1986.

7. Hasan Basri Karadeniz, “Sultaniye (Karapınar)’ye İçme Suyu Getirilmesi, Suyollarının Tahribi ve Tamiri (1568- 1582)”, Afro-Avrasya Özel Sayısı, Aralık 2016.

8. Mehmet Bildirici, Konya Tarihi Su Yapıları, Ankara, 1994.

9. Türk ve İslam Eserleri Müzesi. Envanter No: 2386.

10. Topkapı Sarayı Müzesi, Envanter No H1524147b, 148a.

11. https://www.mimarsinan.gen.tr/mimar-sinan-suleymaniye-su-yollari-istanbul/ Erişim: 03.03.2019

 

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

Osmanlı'da İlginç Vakıflar

OSMANLI ÜLKESİ, akla hayale gelmedik envai çeşit vakıfla bezenmiş bir Vakıf Cenneti gibiydi. Yedi iklim, üç kıtaya adeta çil çil serptiği, nakış nakış işlediği on binlerce hayrat müessesesiyle diğerkâmlığın zirvesini yakalayan Osmanlı insanı, cümle mahlûkata hizmet etmeyi kendisine ulvî bir gaye edinmişti. Prof. Ziya Kazıcı’nın kanaatine göre bu durum; “Müslümanların fazilet, cömertlik, diğerkâmlık ve vatanperverlik gibi millî ve manevî ruh ile heyecanın kuvvetli tezahüründen başka bir şey değil

Devamı »

Bir Mübarek Proje Hicaz Demiryolu

Devamı »

Osmanlı Su Medeniyeti

Osmanlı'da içme suyu ve havzalarını koruma bilinci

Devamı »

Osmanlı Devleti'nde Dünyanın İlk Mükemmel Çevre Düzenlemesi

Devamı »