28 Yazı Doç. Dr. Rasim Soylu
Doç. Dr. Rasim Soylu

Yazar Profili »

Sanatkâr Sultan Abdülhamid Han

Temmuz 2019, 511 147 Görüntülenme Eklenme Tarih: 01 Temmuz 2019 17:13 Doç. Dr. Rasim Soylu

 

Osmanlı Devleti yüzyıllar içerisinde pek çok alanda olduğu gibi sanat alanında da çok büyük eserler ortaya koymuştur. Günümüze miras kalan dev mimari eserler, sanata gönül veren ve sanatkârları himaye eden sultanlar, devletin mimari işlerini yürüten mimar ve sanatkârların bağlı bulunduğu Hassa Mimarlar Ocağı, Ehl-i Hiref Teşkilatı, farklı sanat erbabının bağlı bulunduğu esnaf ve ahilik loncaları, Osmanlı Devleti’nin sanat ve sanatkârları açısından ayrı ayrı incelenmelidir.

Osmanlı Devleti kuruluş ve büyüme sürecinde, Selçuklu Devleti ve Orta Asya’dan beri gelmekte olan Türk-İslam sanatının da gelişmesine ve büyümesine katkıda bulunmuştur. Yapılan camiler, medreseler, hanlar, köprüler ve çeşmeler birer sanat eseri olarak inşa edilmiş; taş ve ahşap adeta bir dantel gibi işlenerek günümüze sabrın ve estetiğin mirası olarak kalmıştır.

Bazı Osmanlı Padişahları edebiyat, şiir, müzik, resim ve Geleneksel Türk El Sanatlarıyla yakından ilgilenmiş ve divanları, besteleri ve eserleriyle Türk sanat tarihinde yerlerini en güzel şekilde almışlardır.

Sultan Abdülhamid Han’ın el emeği göz nuru eserlerinde birisi. İstanbul Üniversitesi kılıçlık Topkapı Salonunda bulunan kitaplık

 

Osmanlı Padişahları içerisinde hakkında olumlu ve olumsuz en çok konuşulan isim herhalde Sultan II. Abdülhamid olmuştur. Sevenleri kadar sevmeyenleri de ifrat içerisinde olan Sultan Abdülhamid Han uzun süren saltanatı boyunca eğitim, sağlık ve imar işlerinde çok önemli gelişmelere imza atmıştır.

Batılılaşma süreci içerisinde Avrupa tarzı resim ve müzik eğitimi veren kurumlar onun zamanında kurulmuştur. Sanat tarihi kitapları, ilk güzel sanatlar okulumuz olan bugünkü Mimar Sinan Üniversitesi’nin, yani o zamanki adıyla Sanayi-i Nefise Mektebi’nin Osman Hamdi Bey tarafından kurulduğunu üstüne basa basa yazar; ancak bu okulu Sultan Abdülhamid’in kurdurduğu bilgisine hiç yer vermez.

Topkapı Sarayının hemen çıkış kapısının karşısında yer alan Arkeoloji Müzesi de onun zamanında, onun teşvikleri ve gayretleri ile kurulur. Yine tarih kitapları Arkeoloji Müzesinin kurulma şerefini Osman Hamdi Beye vermekle beraber Sultan Abdülhamid Han’dan hiç bahsetmez.

 

Sultan Abdülhamid Han’a atfedilen fildişi ve sedef kakma dolap

 

Sultan II. Abdülhamid Han sanata ve sanatkârlara çok önem veren ve himaye eden bir sultan olarak sanat tarihi içerisinde, adı anılmaya layık bir kişiliktir. Kendisi de resim, müzik, şiir ve el sanatlarıyla yakından ilgilenmiş bilhassa ahşap sanatlarında çok nadide eserler üretmiştir. Yaptığı eserleri genellikle misafirlerine hediye eden sultanın bugün müzelerde yer alan çok sayıda eseri mevcuttur.

Sultan Abdülhamid Han Yıldız Sarayında idare işlerini yürüttüğü ofisinde bunaldığı zaman kolayca geçebileceği yakın bir odada çok özenle işlenmiş estetik ahşap işlemeler yapıyordu. Dönemin boğucu ve yorucu politik işleri içerisinde sanat eseri üretmek onu hem rahatlatıyor hem de ruhunun inceliklerini dışavurmasını sağlıyordu. Hatta şehzadelerin de bir sanat dalı ile uğraşmasını şart koşmuştu. Aslında çok eskiden beri şehzadelerin eğitiminde sanat, edebiyat ve musiki her zaman yer almıştı.1

Sultan Abdülhamid’in Yıldız Sarayı’nda çalıştığı kişisel atölyesinin yanı sıra, Tamirhane-yi Hümayun adı verilen, fabrika niteliğinde büyük bir atölye daha kurdurduğu ve buradaki ustalara kendi tasarımı mobilyaları yaptırdığı da bilinmektedir. Hatta Topkapı Sarayı’nın Ehl-i Hiref Teşkilatı gibi, bu atölyede de çırak olarak girenler sanat eğitimi görerek usta diploması almaktaydılar.

Sultan Abdülhamid Han’ın kişisel atölyesindeki ahşap oyma ve işleme aletleri

 

Sultanın gerek kişisel olarak çalıştığı atölyesi, gerekse büyük mobilya siparişlerinin üretildiği fabrika atölyesi zamanının en modern alet ve edevatlarıyla donatılmıştı. Avrupanın fen ve bilim alanlarındaki gelişmelerini de takip eden Sultan her türlü teknolojik yeniliği en kısa zamanda memleketimize de getirtiyordu. Telgraf, telefon, elektrik, metro, tramvay, havagazı, otomobil, tren, uçak, denizaltı, tiyatro, sinema ve fotoğraf gibi her türlü gelişme kısa zamanda İstanbul’da da yer alıyordu. Sultan Abdülhamid Han bilhassa fotoğraf sanatıyla çok yakından ilgilenmiş ve bütün Osmanlı topraklarını fotoğrafla belgelendirmiştir. Kırk bin fotoğraftan oluşan Yıldız Albümleri çoğaltılarak dünyanın bazı önemli merkezlerine de gönderilmiştir.

 

Kaynak:

1. Ayşe Ersay Yüksel, Sanatkâr ve Sanat Hamisi Bir Sultan II. Abdülhamid Han, Ötüken yayınları, 2018)

 

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

En Pahalı Muz

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Miami şehrinde düzenlenen Art Basel Sanat Festivali kapsamında sergilenen ve sadece “duvara bantlanmış bir muzdan” oluşan ve “Komedi” adını alan sanat eseri 120 bin dolara satıldı.

Devamı »

Sanatın Sonu

Sanat, estetik haz ve kaygı olarak tanımlanır. İlk insanlardan itibaren sanatın temelleri güzellik, estetik ve mükemmellik gibi kavramlar üzerine bina edilir. İnsanın iç dünyası, ruhunun güzelliği, inançları ve ilhamları sanat eserlerine yansır.

Devamı »

Osmanlı Sanatkârlarının Ehl-i Hiref Teşkilatı

Osmanlı Devleti’nin kuruluşundan itibaren her kurumunun bir sisteme bağlandığı uzmanların dikkatini çeker. Mehter Takımı o dönem için müziğin bir sistem ve kurumsal yapılanmasının ilk örneğidir. Diğer sanatlarla uğraşanlar da Ehl-i Hiref adı verilen bir çeşit sanat loncası ile organize olmaya başlar...

Devamı »

“Memento Mori” / Sanatçı Gözüyle Ölüm

“Memento Mori”, “Fani Olduğunu Hatırla” veya “Öleceğini Unutma” sanat tarihinde bilhassa Orta Çağ Sanatında ve Barok Sanatında çok işlenen konulardır. Ölümün Sanatı olarak da adlandırılan bu akımın örnekleri pek çok sanatçının eserinde görülebilir.

Devamı »