ARAMA SAYFASI

Karga İle Kurbağa

Bir Hatıra

 

İnsan pek çok şeyi dinleyerek öğrenir. Büyüklerinden dinledikleri hayat tecrübesi yerine geçer. Çocukluk yıllarının en tatlı hatıralarıdır bunlar, hiç unutulmaz...

Rahmetli dedem bir öykü anlatmıştı; karga ile kurbağa öyküsü.

Bunlar arkadaş olmuşlar. Kırlarda çayırlarda dolaşıp sohbet etmişler, derken ikisi de yorgun düşmüş, bir dere kenarında dinlenmeye çekilmişler. Kurbağa sırt üstü yatmış güneşlenirken, kargaya demiş ki: ''Karga kardeş ben tam 35 metre atlarım. Ben bir uzun atlamacıyım.''

Karga bıyık altından gülerek cevap vermiş: ''O kısa bacaklarla mı?''

Kurbağa da ''Elbette'' demiş. ''Bunu atalarım yapmış; bu belgeli, şahitli bir olaydır.''

Karga ise ''Kurbağa kardeş işte meydan, geniş çayırlık, atla da göreyim.'' demiş.

Kurbağa bu sefer de ''Zıplarım da benim gözlerim en fazla 15 metreyi görüyor...''

Kurbağanın yan çizdiğini gören karga ''Görmeye ne gerek var'' demiş, ''Her yer düz alan, çayır çimen...''

Bunun üzerine kurbağa ''Yok yok karga kardeş'' demiş, ''Ben, düşeceğim yeri görmeden atlamam; ne olur ne olmaz, fuzuli kahramanlığa gerek yok...''

Rahmetli dedemin sesi hala kulaklarımda çınlar. Bu öyküyü anlattıktan sonra, ''Evladım'' demişti, ''Kurbağa yapamayacağı bir şey söyleyerek hem yanlış yaptı hem de mahcup oldu. Ama son söylediği de doğru idi; insan da bir yolun sonunu görmeden o yola girmemeli yani sonucu belirsiz ve tehlikeli olan işler yapmamalı...''