ARAMA SAYFASI

Sevemedim Kara Gözlüm...

Sevmenin yolu tanımaktan geçiyor.

 

“Muhammed adını duyunca gözleri yaşarıyor kimilerinin... İnsanlar üzerinde akıl almaz bir etkisi var bu ismin… Bende niye yok, diye düşünüyorum kimi zaman... Onu yeterince tanımıyorum da ondan mı?” 

Sevmenin yolu tanımaktan geçiyor. Seninkine eksik tanıma diyelim... Onu anlatmaya gücüm yetmez ama hiç söz etmemek de uygun düşmez... Denizden bir damla say şu söyleyeceklerimi...

Rahman, ezelî rahmeti sebebiyle kâinatı yarattı.  Sınırsız ilmiyle semayı bir tavan, arzı bir mekân yaptı. Sermedi hitabına şuurlu bir muhatap olsun diye insanı var etti. 

Zahirini göz, kulak, burun, dil, dudak, el, ayak gibi organlarla bezedi. Batınını akıl, kalp, hayal, ruh gibi manevi cihazlarla donattı. İyiyi kötüden ayırsın diye irade nimetini bahşetti. En güzel sureti verip yeryüzüne gönderdi. 

Hak yolu bulabilsinler diye peygamberler gönderdi. Hakikati öğrensinler diye sayfalar verdi, kitaplar indirdi. Hidayet ve dalalet yollarını gösterdi. 

Zaman yürüdü. Dünya ihtiyarladı. İnsanlık kemale erdi. Bir tek hocadan ders alabilecek düzeye erişti. Rab, son elçisini gönderdi. Eline en kâmil kitabı verdi. Bütün peygamberlerin ilmine vâris kıldı. 

Onun izini yegâne kurtuluş yolu tayin etti. Dilini hidayet nuruna vesile eyledi. Bütün insanlara örnek yaptı.  

Hikmet sarayına onun kapısından girilir. Hakikat ilmi onunla elde edilir. Teslimiyet bahçesine onun yolundan gidilir. Rıza mertebesine onun miracıyla çıkılır. 

Hakikî iman onun sayesinde kazanılır. Allah onunla tanınır. Muhabbet nuru onunla parlar. Kendi akıllarına güvenip onun nurundan mahrum kalanlar ise sapkınlık karanlıklarında debelenir dururlar.

Evet, onun yolunu yol edinen kurtuldu. Zira o yaşayan Kuran idi. Vahyin birinci muhatabıydı. Müfessirlerin ilkiydi. İbadetin zirvesindeydi. Takvada en ileriydi. Ahlâkın en güzeline sahipti. 

Çünkü bizzat Rabbi tarafından terbiye edilmişti. Emsalsiz ilmi sadece Hak’tandı. İnsanlık amellerin en mutedilini onda gördü. Hakikî fazileti onunla anladı. Merhameti, şefkati, feragati onunla tanıdı. İhlâsı, sabrı, şükrü ondan öğrendi. 

Cehalet karanlıklarında bunalanlar onun getirdiği nur ile nurlandılar. Karanlık iklimlerde hidayet kandilleri oldular. Medeni milletlere üstatlık ettiler. Bak, asırlar sonra biz de onun nuruyla aydınlanıyoruz.