ARAMA SAYFASI

Matisse Ve İslam Sanatı

Bazen kendinizi tanımakta geç kaldığınızı farkedersiniz.

 

Bazen kendinizi tanımakta geç kaldığınızı farkedersiniz. Kaderin garip bir cilvesi sizi ait olmadığınız veya arzu etmediğiniz bir yaşama sürükleyebilir. Ancak bunu farketmişseniz ve hâlâ yaşıyorsanız hiç birşey için geç değildir. Bir amaç yolunda ölmek bir hiç uğruna yaşamaktan daha iyidir. Hakikati aramak tutkusu gibi. Avrupa’da Oryantalizm adı ile tanımlanan İslam ve Doğu sanatına ve kültürüne hayranlık, aslında bir açıdan hakikati arayışın tanımı ve sembolüdür. Bunun bir örneği olan Henri Matisse (1869-1954) 20. yüzyılın en önemli ressamlarındandır. Renkleri büyük bir ustalıkla kullanışıyla Picasso ile birlikte, modern sanatın en büyük sanatçılarından biri kabul edilir.

Gençlik yıllarında hukuk eğitimi alan ve sanata ilgisini geç farketmesine rağmen sanat eğitimi alarak aradaki zaman farkını kapatan bir gönül insanıdır.

1906 yılında Matisse, Cezayir’e giderek Biskra Vahası’nını ziyaret etti. Buradan resimlerinde faydalanacağı çiniler, kıyafetler ve diğer yöresel nesnelerle döndü. İslam ve Doğu sanatının onun üzerinde güçlü bir etkisi olmuştu. Zaten Akdeniz’in zengin renk ve biçim kültürünün etkisi ile kullandığı canlı renkler, klasik resim anlayışına uygun bulunmadığından ona ve yakın arkadaşları Derain ve Vlaminck’e fovist (vahşiler) adını takmışlardı. Bu onların temsil ettiği bir sanat akımının adıydı artık. Afrika ve Arap kültürü ile tanıştıktan sonra kabile sanatlarına olan ilgileri de bu isimlendirmede etkili olmuştu tabiki.

1911 ve 1912 yılları arasında Fas’ta yaşayan Matisse, bu coğrafyanın ve iklimin etkisiyle daha canlı ve ışıklı renkler kullanmaya başladı. Sadece çinilere değil, Doğu halılarına da ilgi duymuştur. Doğu halılarındaki dekoratif unsurlar, saf renkler, soyut biçimler ve düzeyler önem taşımaktaydı. Matisse’in resimlerinde iki boyutluluk vardı, dekoratif unsurlar artmıştı ve çalışmaları oryantalist sanat anlayışının bir devamı niteliğindeydi.

Bilhassa yaşlandıktan sonra renkli kâğıtlardan keserek çıkardığı motifler İslam sanatının onun üzerinde ne kadar etkili olduğunu daha iyi göstermektedir. Hazırladığı kolaj motifler vitraylara, duvar resimlerine ve dokumalara uygulandı. İslam sanatından ilham alarak bağımsız biçimlerden oluşan bu motifleri elde etmişti. Bilhassa Arap dokumalarından edindiği deneyimle geliştirdiği dekoratif anlayış, resim sanatında hâlâ etkisi devam eden önemli bir akım ve anlayış olmuştur.

Matisse, sanatçı gözüyle görmenin önemini ve niteliğini şöyle açıklar:

“Görmek, çaba gerektiren yaratıcı bir eylemdir. Günlük hayatımızda gördüğümüz her şey, alışkanlıklarımız yüzünden, az ya da çok bir biçim bozukluğuna uğrar. Bu özellikle içinde yaşadığımız çağda böyledir; çünkü sinemanın, reklamların, dergilerin her gün hazır olarak karşımıza çıkardığı yığınla görüntü, önyargılar, zekâmızı nasıl etkilerse, görüşümüzü de öyle etkiler. Bütün bunların etkisinden kurtulmak için gereken şey çaba cesarettir. Gördüğü her şeyi ilk kez görüyormuş gibi görmesi gereken bir sanatçı için bu cesaret vazgeçilmez bir şeydir. Sanatçı, hayatı boyunca gördüklerini çocukluğundaki gibi görmek zorundadır.” (Lynton, Norbert, Modern Sanatın Öyküsü, s. 212. Remzi Kitabevi, 1991)

İslam sanatında tecrübe ettiği arabesk motiflerdeki pozitif ve negatif biçimler, varlık ve yokluk, güzellik ve çirkinlik, ışık ve karanlık gibi kontrast ve zıtlık kavramlarının gelişmesine ilham kaynağı olmuştur. İlahi sanatın ilkesi olarak tanımladığı bu kontrastlığın kalıcı ama görünmez gerçeklik olduğunu simgeler. Bunun kendi üzerindeki etkisini şöyle özetler: “Ben kendi üzerimde yüksek bir gücün yardımını hissediyorum. Görünmeyen mucizevi bir sihir gibi beni yönlendiriyor.”

 

 

Kaynaklar:

1. http://nfsa.gov.au/collection/film-australia-collection/program-sales/search-programs/program/?sn=9040

2. http://riadzany.blogspot.com.tr/2013/06/lecture-on-morocco-and-matisse-today-in.html