TR EN

Dil Seçin

Ara

Satır Arkası

 

ÖĞRETMENİNİZ KİM!

Günlük hayatın problemlerini, açmazlarını yola koyabilmek için öğreticilerimizin çözüm için gittiği yollardan gideriz. Takip ettiğimiz öğreticiler de bize bir kimlik kazandırır. Buna göre bir insan ya Müslüman’dır, ya Hıristiyan’dır, Yahudi’dir, pragmatisttir, oportünisttir, ateisttir, deisttir, Makyavelist’tir, komünisttir vs. Bazen kimliklerin, düşüncelerin bazıları birbirinin içine geçebilir ve biz bir anda birkaç kimlik de taşıyabiliriz. Ama bu birkaç kimliğin birbiriyle taban tabana zıt olmaması, birbiriyle çelişmemesi gerekir. Yani hem adaletçi hem hırsız, hem ateist hem Müslüman olamayız.

Ömer Muhtar filminde izlemiştim. Bir çatışma sonucunda, kendi milislerinden birisinin, esir ettikleri işgalci İtalyan askerine kötü muamele ettiğini gören Ömer Muhtar kızıyor. Milis “Ama onlar bizi yakaladıklarında çok daha ağır işkenceler yapıyor” deyince Ömer Muhtar ona tarihî bir cevap veriyor: “Onlar bizim öğretmenimiz değil.”

Bu cevabın arkasındaki mesaj şudur:

“Bizim hayatı öğrendiğimiz ve kendisine inandığımız rehberimiz, esir aldıklarına işkence yapamazsın, diyorsa biz işkence yapamayız. Velev ki onlar bizi yakaladıklarında çok ağır işkenceler yapıyor olsalar bile... Biz çıkarlarımıza, sinirlerimize, tepkilerimize göre davranamayız. Bizim, bize dünyayı, insanlığı, Allah’ı öğreten bir öğretmenimiz var ve onun söyledikleri ile hareket ederiz.”

           — İnsan hayat yolunun yolcusudur. Eğer insan, yolculuğunu sağ salim tamamlamak istiyorsa elbette kimi rehber edindiğine dikkat etmelidir.  Mehmet Kamış yazısında doğru kılavuz bulmaya ve ona uymaya dikkat çekiyor.

 

***

 

KONFOR

Biz nereye kadar rahat ve konfor taliplisi olabiliriz? Efendimiz’in hatırlatmasıyla şunu apaçık olarak biliriz ki, ‘Dünyada rahat yoktur.’ Yani dünya rahat yeri değildir. Bu, kendimize eziyet edelim, bir lokma-bir hırka yaşayalım demek değildir. Yeryüzünde cennet olmaz, bu modernliğin aldatmasıdır. Ebedi sükun ve ‘huzur’ ‘Huzur’a çıkınca gerçekleşecek, bu dünya Huzur’a ‘hazırlık’tır. “Dünya müminin zindanıdır.” Bu da ruhumuzun asli vatanına dönme arzusuyla ilişkilidir. Dünya bir “fitne yurdu”dur. “Fitne yurdu” olması, insan için altın gibi saflaşması için zorluklardan, çetin sınavlardan geçmesi demektir.

           — Doğruları doğru yerde aramak gerek. Yeryüzünde cennet gibi yaşanabileceği modernliğin bir aldatması. Kesin bilgi o ki; cennet ahirette ve onun yolu da Allah’ın elçisini takip etmekten geçiyor. Bunun için de yolcu, öncelikle yolunu ve gideceği yeri düşünmeli. Ne mutlu gerçek ve ebedi rahat ve konfora ermek için çalışanlara.

 

***

 

Ya sus,

ya da susmaktan daha değerli

sözler söyle.

           — Pythagoras

 

***

 

Mutluluk ya da mutsuzluğumuzun olaylardan çok

bizim onları karşılama şeklimize bağlı olduğuna

giderek daha çok ikna oluyorum.

           — A. V. Humboldt

 

***

 

SÖZ

Bir konuşmaya

ilave yapmak

her zaman mümkün;

ama geri almak imkânsızdır.

           — W. Sasse, her ağzına geleni söyleme heveslilerini bu sözüyle sükûnete davet ediyor. Çünkü, bir sözü söyledikten sonra insan sözünün mahkûmu olur. Fakat söylemediği söz karşısında insan özgürdür; ister söyler, ister erteler, isterse söylemez... Ne demişler: söz gümüşse sükût altındır...

 

***

 

Yüreğin neredeyse hayatın oradadır.

           — Paula Ceolho

 

***

 

DİZİLERİ İZLERKEN HAYATI KAÇIRIYORUZ!

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nca geçtiğimiz yıl 12 bin aile üzerinde yapılan ‘Türkiye’de Aile Yapısı Araştırması’nda ortaya çıkan çarpıcı sonuçlardan birisi de Türkiye’de tv izleme oranıyla ilgiliydi.

İNTERNET üzerinden dizi izlenebilmesi sayesinde artık dizi bağımlılığı her yere taşınıyor. Verilere göre çalışanlar, kaçırdıkları dizileri mesai saatleri içinde izliyor. Dizi severler sabah işe geldikten sonra ilk olarak acil işlerini yapıyorlar. Biraz rahatladıktan sonra saat 10:30 gibi dizi izlemeye başlıyorlar. Öğlene doğru izlenme oranı gittikçe artıyor. Çünkü çalışanların önemli bir bölümünün bu dizileri daha rahat izlemek için öğle iznine bile çıkmadıkları görülüyor. Öyle ki gün içinde en fazla izleyici sayısına öğle tatili sırasında, 12:00-12:30 saatlerinde ulaşılıyor. İş çıkışı saatine denk gelen 17:00-20:30 saatlerinde ise izleyici sayısı düşüyor. Televizyon reytingleri yüksek olan dizilerin internette de en fazla izlenen diziler olduğu görülüyor.

Anlaşılan o ki; dizilerin internet üzerinden izlenebilmesi sayesinde çalışanların sevdikleri dizileri kaçırmamak için iş çıkışında koşa koşa eve gittikleri günler sona erdi. Dizilere verilen saatler de o nispette arttı. O saatler ki, toplamına hayatımız dediğimiz ve bir daha elimize geçmemek üzere kaybettiğimiz vakitler.