TR EN

Dil Seçin

Ara

Uyansın Diye!

Bir Hatıra

 

Büyükleri ziyaret etmenin ömrü bereketlendirdiğine inanır, bundan haz duyardı. Hele de baba dostları; onları ziyaret etmenin tadı bir başkaydı. Amca, dayı, hala, teyze ne büyük zenginlikti.

Bir yaz gününün ilk saatlerini halasına ayırmak düşüncesindeydi. Kısa sayılabilecek şehir içi yolculuğundan sonra koşar adım binanın merdivenlerini çıktı. Zili çalmasıyla kapının açılması bir oldu. Gür bir selam ile salona daha ilk adımı atar atmaz küçümsenmeyecek bir telaşın eve hâkim olduğunu fark etti. Halasının kucağında avazı çıktığı kadar bağıran torunu, gündemi tek başına belirlemişe benziyordu. Halası ve kızlarının çaresizlik içinde ancak bir kurtarıcıya yöneltilebilecek mazlum bakışların altında kendini suçlu gibi ezilmiş ve mahcup hissetti. Üç-dört aylık dünya güzeli, adeta bir meleğin insan suretindeki saflığı ile dolu bebeği bir anda kucağında bulması, şaşkınlığını büyüttü.

Halası; “tam zamanında, ne iyi yaptın da geldin, bu çocuk geceden beri ne uyudu, ne de bizi uyuttu. Ne olursun, şuna bir Kur’an oku da uyusun.”

Yeni bir kucağa geçmenin hâliyle olsa gerek, bebeğin sükunete bürünmesi, bu ağır talebin altında ezilme endişesini hafifletti. Bir o kadar da yüreklendirdi. “Halacığım” dedi. “Seni anlıyorum, ancak Kuran’ı insanı uyutmak için değil, uyandırmak için okuyoruz.”