TR EN

Dil Seçin

Ara

Satır Arkası

Satır Arkası

Bir çocuğun, bir yetişkine her zaman öğretebileceği üç şey vardır:

  • Hiç sebepsiz yere mutlu olmak,
  • Her zaman meşgul olabileceği bir şey bulmak,
  • Elde etmek istediği şeyi var gücü ile ısrar edip istemek.

​               — Paulo Coelho

 

***

 

ÖZGÜRLÜĞE VE ZENGİNLİĞE AÇILAN KAPI

Ekonomi, son yüzyılda insanların hayatına bir din olarak girdi ve onlara, tek bir hayat amacı gösterdi:

TÜKETİM!

Ve insanlar tüketmeye başladılar.

Reklamlarıyla kuşattı insanları bu yeni din. Televizyonlarıyla kıskıvrak yakaladı. bir süre sonra insanlar tüketmekten başka birşey düşünemez hale geldiler.

Ömürler tükendi, değerler tükendi, çevre tükendi.

Tarihin bu en amansız diktatörlüğünden kurtulmanın bir yolu var:

Fazlalıkları atmak. Gürültüden, parazitlerden kurtulmak. Hız düşürmek.

Sonrası, hem dış dünyanın, hem iç dünyamızın güzellikleriyle baş başa, alabildiğine renkli ve zengin bir hayat...

           — Ümit Şimşek, zamane insanının nasıl yapay bir yaşamda koşturulduğuna dikkat çekiyor ve çıkışı gösteriyor. Cehalet mutluluktur diyenler, en kötü                şaşkınlığın uyanıkken görülen rüyadan uyanınca yaşandığını biliyorlar mı acaba?

 

***

 

Su akarken testiyi doldurmalı.

           Atasözü

 

***

 

ZONARO'NUN FETİH RESİMLERİ KİMİNMİŞ?

Saray ressamı Zonaro'ya ait olduğu düşünülen, Fatih Sultan Mehmed'in İstanbul'a girişini ve gemilerin karadan yürütülmesini tasvir eden resimler, Balkan Savaşları'nda şehit olan ressam Hasan Rıza'ya aitmiş. Bu bilgi, ressam Hüsnü Tengüz'ün 'Sanat Hayatım' adlı hatıratının ortaya çıkması ile kesinleşti.

Eski Silahlar Müzesi Komisyonu'nda Zonaro ile birlikte görev yapan ressam Hüsnü Tengüz'ün, orijinali Deniz Müzesi koleksiyonunda bulunan hatıratında, ''Bir gün Hoca Ali Rıza ve Ahmet Ziya ile Zonaro'nun Beşiktaş'ta, Akaretler'de oturduğu daireye gittik. Biz içeriye girdiğimiz zaman Fatih'in Dolmabahçe'den gemileri karaya çekişinin tablosunu yapıyordu. Bu tablonun orijinali rahmetli Hasan Rıza Bey'indir. Zonaro yağlıboya ile yapmakta olduğu tabloda Fatih'in bindiği atın resmiyle meşguldü. Bu tablo gibi aslı Askeri Müze'de bulunan Fatih'in Büyük Topları Edirne'den İstanbul'a Nakli adlı tablosu da Hasan Rıza'nındır ve Zonaro tarafından kopya edilmiştir.'' yazıyor.

Sanat eleştirmeni Ömer Faruk Şerifoğlu ise, ''90'lardan beri bu tabloların aslında Hasan Rıza'ya ait olduğu, Zonaro'nun onun eserlerini kopya ettiği iddiası vardı. Ama elde bunu ispatlayacak belge yoktu. Tengüz'ün hatıratında yazılanlar Zonaro'nun Hasan Rıza'dan tabloları kopya ettiğini doğruluyor. Artık olayın bir şahidi var.'' şeklinde değerlendirdi.

Şehit ressam Hasan Rıza, Edirne Erkek Sanat Okulu Müdürlüğü de yaptı. 28.3.1913 Cuma günü evini yağmaya giren hunhar Bulgar askerleri tarafından vahşice parçalanarak şehit edildi.

 

***

 

GEMİLER NEDEN KARADAN YÜRÜTÜLDÜ?

Bizim medeniyetimizde, suçsuz, masum insanlara zarar verilmez; savaşın bile çok incelikli, kılı kırk yaran bir hukuku vardır bizde.

Tek bir örnek vereyim: Fatih, İstanbul'da, gemileri neden karadan yürüttü sanıyorsunuz? Şeyhülislâm, Fatih'e ''Toplarınla döveceğin yerde yoğun bir sivil nüfus yaşıyor. Şeriat, senin toplarla o masum insanları dövmene asla cevaz vermez. Başka bir yol bulunmalı.'' demesi üzerine.

Nereden nereye.

           — Yusuf Kaplan

 

***

 

Bir şey bilmeyen hiçbir şeyi sevmez.

Hiçbir şey yapamayan, hiçbir şeyden anlamaz.

Hiçbir şeyden anlamayan kişi değersizdir. Oysa anlayan hem sever, hem her şeye karşı uyanık olur, hem de görür.

Bir şeyde ne kadar çok bilgi varsa, o kadar çok sevgi vardır.

          — Paracelsus, damaktan başka kalbe giden bir yolun da 'bilmek' olduğunu veciz ifadeleriyle anlatmış.

 

***

 

''Batılılar geldiklerinde ellerinde İncil, bizim elimizde topraklarımız vardı. Bize gözlerimizi kapatarak dua etmeyi öğrettiler. 

Gözümüzü açtığımızda, bizim elimizde İncil, onların elinde ise topraklarımız vardı.''

           — Kenya Kurucu Devlet Başkanı Jomo Kenyatta (1894-1978)

 

***

 

İNSANLAR DEĞİŞTİ Mİ?

Sokrates'in evine bir gün çok sayıda misafir gelmiş. Yemeğe kalmaları gerekince, hanımı Sokrates'i mutfağa çağırarak:

''Görüyorsun, çok az yemeğimiz var. Bunlar misafirlere yetmeyecek. Acaba ne yapsak?'' diye sormuş. Sokrates düşünmüş ve şöyle demiş:

''Gelen misafirler tok gözlü ve alçakgönüllü ise, çok az yemeğin de olsa çok kişiye yeter. Fakat aç gözlü ve kendini beğenmiş kimselerdense, yemeğin çok olsa da yetmez; ne yapsak, yine yetmez.''

           — İnsanlar çok değişti diyenlerin kulakları çınlasın. O zamandan bu yana açgözlüyü doyuracak sofrayı kimse kuramamış.

 

***

 

Huzuru özgürlükten ayıramazsınız;

çünkü hiç kimse özgürlüğüne sahip olmadan huzur içinde olamaz.

          — Malcolm X