151 Yazı Selim Gündüzalp

Yazar Profili »

Daha İyisi

Temmuz 2012, 427 201 Görüntülenme Eklenme Tarih: 27 Mayıs 2020 22:13 Selim Gündüzalp

 

Bir şair NewYork’ta, Brooklyn Köprüsü üzerinde yürürken kör bir dilenci dikkatini çeker. Dilencinin boynunda asılı küçük bir tabela vardır. 


Şair, dilenciye yaklaşarak günlük kazancının ne kadar olduğunu sorar.
 Dilencide de ‘yaklaşık sekiz dolar’ der. 
Bunun üzerine şair, dilencinin boynuna asılı tabelayı ters çevirerek birşeyler yazar ve “Tabelana senin kazancını artıracak birşeyler yazdım. Haftaya yanına geldiğimde sonucu söylersin” der ve oradan ayrılır.


Şair, bir hafta sonra dilencinin yanına uğrayıp kendini tanıtınca dilenci heyecanla,
 “Bayım size ne kadar teşekkür etsem azdır, kazancım ikiye katlandı. Ama çok merak ediyorum tabelaya ne yazdınız?” diye sorar. 
Bunun üzerine şair gülümser ve: 
“Tabelada ‘doğuştan körüm, yardım edin’ yazıyordu. Bense ‘Bahar
gelecek, ama ben yine göremeyeceğim’ diye yazdım” der. 


 

*****

Daha iyisini bulmak, bizi daha iyi yerlere götürür her daim.

Zafer Dergisi 36 yıldır sizlere en iyi olanı sunmak için çabalıyor.

Sizleri de Zafer Dergisine abone yapmaya çağırıyoruz.

Tâ ki, en iyi yerlere hepberaber ulaşalım.

 

 


Temmuz 2012, 427 Sayısı Tüm Yazıları


YAZARIN DİĞER YAZILARI

Hastalığı Sevdim…

Bir söz vardır, “İnsan bir kitaba girdiği gibi çıkmaz” diye. Hastane de öyledir aslında, insan hastaneye girdiği gibi çıkmaz. Çıkmamalı da. Hastalık nasıl bizden bir şeyler alıp götürüyorsa, biz de ondan bir şeyler alabiliriz, almalıyız.

Devamı »

Bir Cam, Bir Can, Bir Cihan

Camsız duvarlara zindan derler. Cam, duvarları ev yapar. Evin içi ve dışı, iki dünyanın kesiştiği yerdir cam. Gündüz, evin güneşi; gece ay’ı, yıldızı olur cam…

Devamı »

Sonbahardan Özür

Yalanmış meğer. Hem de esaslı... Sonbahar şarkılarda söylendiği gibi değilmiş, yemyeşil bahçeler de varmış, tarlalar da. Üstelik sayısız meyveler bu mevsimde geliyormuş…

Devamı »

Derdim, Tasam, Şu Son Demde Ne Yapsam?

Belki bir yaz akşamında, belki de serin bir sabahta… Tam da yaşamanın altın çağında… Güzelliklerin tadı damağında… Belki de bir eylül akşamında ya da bir sonbahar sabahında… Ecel denen misafirim. Biliyorum geleceksin… Gözünün değdiği yerde çiçekler açacak. Bir el uzanacak bana doğru. Bir sahilden diğerine geçeceğim. Kocaman bir bahçedeki bir gül gibi… Açıldıkça açıldım, son noktasındayım. Akşam ezanlarının arasından bir veda çekiyorum: “Uğurlar olsun…” diyorum güne, ömre, hayata…

Devamı »