ARAMA SAYFASI

Kime Dürüst Diyoruz?

Kime Dürüst Diyoruz?

“Hiç kimsenin doğru yolu izlemekle, yolunu şaşırıp kaybolduğunu görmedim.” Bu söz eğitimcilerin çocuğa dürüstlüğü anlatırken söyledikleri bir sözdür. Doğru yolu izlerken neyin doğru, neyin yanlış olduğunu belirleyen rehberler vardır. Bu rehberler; biyolojik eğilimler, kişinin vicdanı ve toplumun çizdiği sınırlardır.

 

“Hiç kimsenin doğru yolu izlemekle, yolunu şaşırıp kaybolduğunu görmedim.” Bu söz eğitimcilerin çocuğa dürüstlüğü anlatırken söyledikleri bir sözdür.

 

Doğru yolu izlerken neyin doğru, neyin yanlış olduğunu belirleyen rehberler vardır. Bu rehberler; biyolojik eğilimler, kişinin vicdanı ve toplumun çizdiği sınırlardır.

Adalet ve dürüstlük birbirini tamamlayan değerlerdir. Çocuklar üzerinde yapılan deneyler, adil paylaşım eğiliminin doğuştan geldiğini doğrular niteliktedir. Freud’un çok doğru tanımladığı vicdan kavramı, toplumun, egomuzun bir bölümünü geliştirmesi ile ilgilidir. Hangi normların ahlaki olduğunu, toplumun kültürel standartları belirler.

Ahlaki vicdanın oluşması suçluluk ve pişmanlık duyguları ile yakından ilgilidir. Dürüst bir davranışın arkasında ahlaki vicdan her zaman olmayabilir. Ahlaki vicdanı olmayan dürüst davranış, satın alınabilen bir vicdanın göstergesidir. 100 lira rüşveti reddeden ama 100 bin lira rüşvet karşılığında direnemeyen memur bu tipe uyar.

 

Dürüstlüğün taviz vermeye tahammülü yoktur!

 

İnsanoğlu hatalı bir davranışı haklı ve mazur göstererek bahaneler bulmaya her zaman hazırdır. Küçük bir hata başka bir hatayı davet eder. Bunun için, dürüstlüğün taviz vermeye tahammülü yoktur. İlkelerden taviz vermek, onların zamanla yok olmasına sebep olur. Tekrarlar alışkanlığa dönüşür ve doğal kabul edilmeye başlanır. Rüşvet almayan kişiye “Namussuz herif, verdiğim parayı almadı” denildiğini duymuşsunuzdur. Herkeste olması gereken bir değer olan dürüstlüğün günümüzde “meziyet” haline gelmiş olması düşündürücü değil midir?

 

Gerçek dürüstler, dürüst görünenler ve durum dürüstleri

 

Gerçek dürüstler, çıkarlarına ters olsa da sözlerinde dururlar. İnanmadıkları şeyi yapmazlar. Her türlü etki karşısında sonuna kadar direnirler. Niyetleri, düşündükleri, söyledikleri ve yaptıkları hep uyum içindedir.

Dürüst görünenler, başkalarını aldatmak için maksatlı bir şekilde doğru davranış sergilerler. Bu tip insanları günlük yaşamda hemen fark edemeyiz ama herhangi bir hatalarında suçluluk, pişmanlık duymamaları sebebiyle kolayca tanınabilirler. Yahut alışmadıkları ve beklemedikleri bir durum karşısında kolayca çözülmeleri nedeniyle diğer insanlardan rahatça ayırt edilebilirler. İnsanlarda kolayca güven uyandırarak onları aldattıkları için bu kişiler uzun süreli ilişkilerde kendilerini ele verirler. Sık sık dürüstlük mesajları veren kişilere bu nedenle dikkat etmek gerekir. Çünkü böyle insanların iç dünyalarında ayartıcılık, baştan çıkarıcılık ve ikiyüzlülük önemli rol oynayabilir. Baskıcı ortamlarda bu tip dürüstlük daha yaygındır.

Durumsal dürüstler ise, içinde bulundukları ortam başka türlüsüne imkân vermediği için dürüst davranırlar. Yaşadıkları yerde ödül ve ceza mekanizması iyi yapılandırılmıştır. Bunlar şartlara göre ahlaklı davranışlar sergilerken, şartlar elverdiği takdirde dürüstlüğü hiçe sayan davranışlarda bulunabilirler.

 

Doğruyu söylemek, dürüstlükten farklıdır

 

Sevdiğin bir insana toplum içinde “nefesin kokuyor,” “dişlerin kirli” demek gerçeği söylemektir ama doğru değildir. Böyle durumlarda niyet ve nezaket etkenlerini sorgulamak gerekir. Eğer karşınızdaki kişiyi üzecek bir gerçeği dile getirecekseniz, bu davranışınız dürüstlükten öte art niyetlilik olarak adlandırılır. Kişinin söylediği doğru olsa da söyleme şeklinin de dürüst olması gerekir.