ARAMA SAYFASI

Ruhsal Şifa

Ruhsal Şifa

 

Soru:

13 yaşındayım. Özel bir okulda okuyorum. Çevremdeki tüm kızların erkek arkadaşı var. Aralarında konuştukları konular hep bununla ilgili oluyor. Onların yanında kendimi çok yalnız hissediyorum. Ben de mi bir gariplik var diye düşünüyorum. Annemle bu konuyu konuştuğumda, her şeyin zamanında yaşanması gerektiğini, vaktinden önce harcanan duyguların insana zarar vereceğini söylüyor. Bu beni biraz rahatlattı ama yine de emin değilim. Sizce sorun ben de mi, eğer bendeyse ne yapmalıyım?

 

Cevap:

Büyümek denen kavram, boy uzamasının durmasına kadar olan süreci kapsamaz. Hayat boyu devam eder. Adeta ölene kadar büyümeye ve öğrenmeye çalışırız. Allah her yaş diliminde insana yeni duygular ve yeni beceriler kazandırır. Oturmayı öğrenmeden, emeklemeye geçilmez. Yürümek için emeklemek ve sıralamak gerekir. Kademe kademe öğrenilir. Her yaşta daha önce bilinmeyen yeni davranış kalıpları ve duygusal beceriler kazanılır.

Çocukluk çağı çocukça yaşanması, doyasıya oynanması gereken bir yaştır. Sınırsız enerji ancak oyun oynamanın tadıyla harcanabilir. Çocukça koşmak, bir ağaca tırmanmak, evcilik oynamak, resim yapmak, topa hızlıca vurup sıkı bir şut atmak hep çocukluğun vazgeçilmez anılarından olmuştur.

Fakat günümüzde çocuklar yorgun, bezgin, oturacak yer arıyor. Az yürüseler yoruluyorlar. Vücutları yaşlarına uymayacak şekilde çabuk yorulduğu gibi duyguları da yaşlarının çok üstünde seyrediyor. Bir dönem yaşanmadan, tadına varılmadan, lezzeti alınmadan atlanıyor. Oturmayı öğrendiğinde televizyon karşısında hareketsiz saatler geçirmeyi de öğreniyor. Ne varsa seyrediyor. Seyretmekten tüm bilinçaltı kirleniyor. Yaşının üstünde henüz anlamadığı bir çok görüntü ve kavramla erkenden tanışıyor.

Bu sebeple ergenlik çok daha erken yaşlara kaymaya başladı. En azından ergenliğin duygusal boyutu çok erken yaşlarda yaşanır oldu. Anaokulu çocukları bile, aşık olmaktan, kıskanmaktan, kız arkadaşını elinden almaktan bahsediyor. Bunlar her ne kadar anlamına vakıf olunmayan, alıntı kavramlar olsa da çocuklarımızın hayatına tamamıyla girdi. Çocukluk çağı hırsızları diyorum ben buna… Onların oyun çağını, gençlik ve yetişkinlik çağının bilgileriyle bozdular. Tüm çocuk dizilerinde çocukların sevgilisi var. Hatta bu yüzden birbirlerine husumet bile besleyebiliyorlar. Sevgilisini elinden almak, kıskanmak, kıskandırmak gibi yaşlarının üstünde kavramlara şahit oluyorlar. Zamanla bunları kanıksayıp, normalleştiriyorlar. Asıl tehlike de burada başlıyor. Eskiden tepki verdiğimiz şeylere artık tepki vermeyi bırakın, normal bile sayabiliyoruz. Bu dizilerdeki çocukların hiçbir aktivitesi yok. Ürettikleri, ilgilendikleri bir uğraşları, emek verdikleri becerileri bile yok. Kıyafetleriyle küçük kadınlar gibi ortalarda dolaşan bu çocuklar her şeyi vaktinden önce yaşayıp dillendiriyorlar. Kendilerine benzemeyeni de dışlıyorlar. Sizin yaşadığınız durum da bunun yansıması aslında…

Ergenlik dönemi, gençlik çağının başlangıcı olarak hormonların farklı çalıştığı, vücudun hızla büyüdüğü, ilgilerin farklılaştığı, duygusal olarak karşı cinsin farkedildiği bir dönem… Fakat bunun boyutunu aşacak şekilde yaşanması ve dejenere edilmesi, birçok duyguyu vakitsiz tüketecektir. Bu yaşlarda hoyratça sergilenen bu duygular, ondan ona gidip gelen ilgilenmeler, daha sonraki yaşlarda helal dairede yaşanması gereken süreçte güvensizliğe ve yıpranmışlığa yol açabilir. Aileniz sizi yetiştirirken belli hassasiyetlere dikkat etmiş. Annenizin cümlelerinden kızı konusunda dikkatli olduğunu fark ediyorum.

Malesef ki günümüzde iyilik, iyileştirilmesi gereken bir şey olarak algılanır oldu. Hatta biz bile kendimizden şüphe eder olduk. Normallik ve anormallik kavramları birbirine karıştı. Doğru bildiklerimizi yaşamak bazen yalnızlık gibi bir bedel isteyebilir. Sayısı az olsa da sağlam dostluklarınız olur inşaallah…