151 Yazı Selim Gündüzalp

Yazar Profili »

Derdim, Tasam, Şu Son Demde Ne Yapsam?

Ekim 2020, 526 552 Görüntülenme Eklenme Tarih: 22 Eylül 2020 17:13 Selim Gündüzalp

 

Belki bir yaz akşamında, belki de serin bir sabahta… Tam da yaşamanın altın çağında… Güzelliklerin tadı damağında… Belki de bir eylül akşamında ya da bir sonbahar sabahında…

Ecel denen misafirim. Biliyorum geleceksin…

Gözünün değdiği yerde çiçekler açacak. Bir el uzanacak bana doğru. Bir sahilden diğerine geçeceğim. 

Kocaman bir bahçedeki bir gül gibi… Açıldıkça açıldım, son noktasındayım. Akşam ezanlarının arasından bir veda çekiyorum: “Uğurlar olsun…” diyorum güne, ömre, hayata…

Hiçbir şey zamansız değil. Her şey vaktinde. Yazılmış ne varsa güzel kaderde. Bilemediysem, göremediysem, fark edemediysem, kusur bende. 

Gülden daha kırmızı, gülden daha canlı bir sevda büyüyor içimde. Bu sevdam Sanadır Allah’ım…

Bir elçidir Senden gelecek ve bana vaktimin bittiğini bildirecek. Bilmiyorum… Çok sürmeyecek…

Dünya ıssız bir çöle dönüyor. İçinde o kadar insan, onca mahlûkat varken bir anda gözden siliniyor her şey. Sevdanın yolları Sana çıkmıyorsa, Sana ulaşmıyorsa, siliniyor her şey.

“Ömrümü kış sardı” dersem de bahara…

Sevdan içe boşalıp taşanlardanız…

Diyar-ı gurbette coşanlardanız…

İçte ateş, başta duman tütenlerdeniz

Biz Allah aşkıyla yananlardanız.

Ne diyeyim, ne söyleyeyim Allah’ım? Her demde imdadıma yetişen Allah’ım… Ben daha istemeden istediğimi veren Allah’ım… 

Her bir yanı kuşatmış güldür rahmetin. Yerde meyveden, gökte yıldızdan, ne varsa her şey Senden bir mektup, Senden haberci. 

Gün oldu, aşamadım perdeleri. Gün oldu çekemedim, taşıyamadım dertleri. İnlememe, erimeme razı olmadın. 

Her demde imdadıma koştun Allah’ım… 

İlticam da, sevdam da Sanadır Allah’ım!..

Eğilip içecek mecalim kalmadı bir çeşmeden, bir hayır sahibi uzattı da bir tası, gönlümün dindi susuzluğu, tasası. Öyle bir su içtim ki o çeşmeden, Kevser misali, kana kana… Artık hiç susamam, artık hiç karanlıklarda kalmam diyorum. Bundan böyle hayatım, karanlıkları eritmekle geçecek. Elimde tas, yolda kalmış susuzlara su vermekle geçecek. Aşkınlığım bundan; sönük bir gece lambası yok önümde. Lambaların lambası Kur’an Güneşi üstümde. 

Gayretim, sevdam Sanadır Allah’ım…

İçimde bir memnuniyet var; bir teşekkür, bir şükür hali var… Verdiğin, hatta vermediklerin için de… Hayatı doğmamla değil sadece, her nefeste hayat verdin bana.

Biliyorum, geleceksin ey güzel ölüm… Bilirim, ellerine ne bıraksam, hayatı verenin uğruna yaşanmamışsa eğer, kabul etmeyeceksin. Bilirim, dünyaya ait ne atılsa ellerine, almayacaksın, imandan başkasına bakmayacaksın…

Rabbim, ecel misafirine karşı mahcup etme beni. İmanla göçmeyi nasip eyle bu dünya memleketinden ahiret memleketine. Görevini yapmış, hizmetini tamamlamış kullarından biri olarak göçmeyi nasip eyle.

Ağaç, yaprak verir, sır vermez rüzgâra. Ölüm, beden verir, ruh vermez toprağa.

Gel, gidelim sonsuza açılan pencereden. Dalda açan bir güldü gençliğimiz; onu yanımıza aldık. Kederi, tasayı geride bıraktık. Ellerimiz boş değildi. Dünya tarlasının hasadından topladık. Artık yuvaya dönme zamanı. Alışıyor insan. Alıştırıyor güzel kader. Gidişi kolaylaştırıyor. Aceleye gerek yok; gelecek nasıl olsa… Çok sürmeyecek şu dünya gurbeti. Ama derdim, tasam, şu son demde ne yapsam?

İçimin susuzluğunu dindirmez, geçirmez hiçbir şey. Pişmanlığım içimde büyür. Ne varsa benden kalan silinecek; bir sevdam kalacak geride. Belki de bir tek o sermayem kalacak. Sana olan Sevdam Allah’ım…

Yerden göğe yağan yağmurdur sevdam. Kabul edeceğin ne varsa, o sevdanın içinde olsun. Sonunda isterse bir damla yaş olsun. Yeter ki, kabul edeceğin bir sevdam olsun Allah’ım…

Ey dost! Ey hayatımın ikiz kardeşi ölüm… Biliyorum, geleceksin. Sevdamı ikiye bölmeyeceksin. Belki iki ayrı parçayı bütünleyeceksin. Hayat ölümde, ölüm hayatta var olmaya devam edecek. Bu sevda bitmeyecek. Bu hayat ölmeyecek. 

Biliyorum, geleceksin. Rabbimden diliyorum, boş ellerle değil, güllerle karşılamayı seni. Güller gibi şahadetlerle, sevdamı dillendirecek kelimelerle karşılamayı diliyorum. 

Rabbim… 

Ümidim Sendendir. 

Ümidim Sanadır. 

Dualarım Sanadır. 

Sevdam Sanadır. 

Verdiğin emaneti hakkıyla yaşayamadım; affına sığınıyorum.

Tevbem Sanadır… 

Sevdam Sanadır…

Seni sevmek ne güzelmiş Allah’ım…

 

 


Ekim 2020, 526 Sayısı Tüm Yazıları


YAZARIN DİĞER YAZILARI

Hastalığı Sevdim…

Bir söz vardır, “İnsan bir kitaba girdiği gibi çıkmaz” diye. Hastane de öyledir aslında, insan hastaneye girdiği gibi çıkmaz. Çıkmamalı da. Hastalık nasıl bizden bir şeyler alıp götürüyorsa, biz de ondan bir şeyler alabiliriz, almalıyız.

Devamı »

Bir Cam, Bir Can, Bir Cihan

Camsız duvarlara zindan derler. Cam, duvarları ev yapar. Evin içi ve dışı, iki dünyanın kesiştiği yerdir cam. Gündüz, evin güneşi; gece ay’ı, yıldızı olur cam…

Devamı »

Sonbahardan Özür

Yalanmış meğer. Hem de esaslı... Sonbahar şarkılarda söylendiği gibi değilmiş, yemyeşil bahçeler de varmış, tarlalar da. Üstelik sayısız meyveler bu mevsimde geliyormuş…

Devamı »

Derdim, Tasam, Şu Son Demde Ne Yapsam?

Belki bir yaz akşamında, belki de serin bir sabahta… Tam da yaşamanın altın çağında… Güzelliklerin tadı damağında… Belki de bir eylül akşamında ya da bir sonbahar sabahında… Ecel denen misafirim. Biliyorum geleceksin… Gözünün değdiği yerde çiçekler açacak. Bir el uzanacak bana doğru. Bir sahilden diğerine geçeceğim. Kocaman bir bahçedeki bir gül gibi… Açıldıkça açıldım, son noktasındayım. Akşam ezanlarının arasından bir veda çekiyorum: “Uğurlar olsun…” diyorum güne, ömre, hayata…

Devamı »