TR EN

Dil Seçin

Ara

Kâinattan Haberler

Q (QWERTY) YANILGISI

Piyasada satılan bilgisayar ve daktiloların ?’unda harflerin belli bir biçimde dizilişi dünyanın her yerinde kabul görüyor. Eğer QWERTY klavye kullanıyorsanız, bu harflerin en üst sırada soldan sağa böyle sıralandığını görürsünüz. Bu sıralama yazarken en büyük hıza ulaşabilmek için böyle yapılmıştır. İnsanlar bunu hiç sorgulamaz. Çünkü QWERTY 120 yıldan beri var olan bir şeydir. Ama aslında QWERTY, düşünebileceğiniz en verimsiz sıralamadır. Başlangıçta QWERTY, insanların yazma hızını yavaşlatsın diye böyle tasarımlanmıştır, çünkü makineler henüz çok yavaş çalıştığı için, aşırı hız bazı takılmalara ve tıkanmalara yol açar diye korkulmuştur. 120 yıldan bu yana QWERTY “hız” kelimesiyle eşanlama gelmeye başlamış, hiç kimse bu referansı sorgulamadığı için, geçerli olup olmadığı ortaya çıkarılamamıştır.

 

***

 

Karıncanın gözlerindeki pusula

Yön bulabilmek için pusulaya bir de haritaya ihtiyaç vardır. Harita insana nerde olduğunu pusula ise nereye gideceğini gösterir. Tunus’un Akdeniz kıyısındaki Mohore’s yakınlarında yaşayan siyah çöl karıncası ise, bunlardan hiçbirisini kullanmamasına karşın yönünü hatasız olarak bulabilmektedir. Karınca sabah güneşinin yükselmesiyle birlikte 70 dereceye kadar yükselen çöl kumunun sıcağında, besin aramak için yuvasından çıkar.

Çöl karıncası yuvasından 200 m. uzağa kadar varabilen bir alanda sık sık durarak ve olduğu yerde dönerek dolambaçlı bir yol izler. Ama bu zikzakların bütün karmaşıklığına rağmen, yiyeceğini bulduğunda, hemen yuvasına doğru düz bir çizgi şeklinde bir rota izleyerek yola koyulur.

Karıncanın bu yolculuğu, boyu ile kıyaslandığında, bir insanın çölde 30-40 km. dolaştıktan sonra, pusula vs. kullanmadan başladığı noktaya doğrudan dönmesine denk bir yolculuktur. Bugüne kadar bunu yapabilen bir insan var mıdır bilemiyoruz ama, karıncalar bunu hep yapıyorlar.

 

***

 

GÖKYÜZÜNÜN BASAMAKLARI

Dünya yüzeyine her3 saniyede bir yıldırım düşmekte ve 10.000 amperlik elektrik yükü boşaltmaktadır; her ne kadar bazı kuramlar var olsa da gökbilimciler bu olgunun nasıl gerçekleştiğini tam olarak kavrayabilmiş değiller. Buluttan yere düşen yıldırımın nedeni fırtına bulutunun altındaki toprakta elektron eksikliği bulunması ve atmosfer tarafından dengeyi düzeltmek için gönderilen elektron selidir. Bu durumda, bulutta boşalmayı bekleyen elektronlar yere doğru birkaç basamaklı bir yol açarlar. Buna basamaklı öncü adı verilmektedir. Saniyede 150 km. hızla yere yaklaşan öncü, genellikle kıvrımlı ya da dallı bir yol izler. İlk öncü toprağa doğru yaklaştığında topraktan ona doğru bir ışık sütunu yükselir ikisi birleştiğinde, parlak, Ana yıldırım öncünün açmış olduğu boşalım kanalından saniyede 11.500 km. hızla geri döner.

 

***

 

EN ESKİ KAYIK GÜN IŞIĞINA ÇIKARILDI

Londra Üniversitesi’nden Robert Carter, Kuveyt’in kumları altında tarihin belki de en eski deniz taşıtını, 7000 yıllık bir kayığı buldu.

Kayığın çıkarıldığı bölge olan As-Sabiyah, Euphrates Nehri’nin ağzına yakın bir yarımadada bulunuyor ve burası binlerce yıl önce balıkçılık yapılan bir yerdi. O döneme ait Orta Doğu kalıntılarına bakılırsa İran Körfezi ve Mezopotamya’yla ticaret yapılıyormuş.

Ticaretin karadan mı yoksa denizden mi yapıldığına dair arkeologlar farklı görüşlerdeydiler. Carter’a göre insanların eski zamanlarda deniz aşırı seyahat ettiklerini söyleyebiliriz çünkü Avustralya’da yerleşik hayat 15.000 yıl önce başladı. Carter ve ekibi kazılarında ayrıca, su geçirmezliği sağlamak için kullanılan, asfalt benzeri bir maddeden yapılmış küçük katran tabakalarına rastladı. Her tabakanın bir yüzünde, bot yapmak için birbirine sıkıca bağlanmış kamış demetlerinin üzerini katranla kapladıkları için, kamış izleri vardı. Tabakaların diğer yüzleri midye kabuklarıyla kaplanmıştı. Carter ayrıca, üzerinde direkli bir kayık gibi görünen bir desen çizilmiş seramik bir disk buldu. “Eğer bu desen gerçekten de bir kayığı betimliyorsa” diyor Carter, “bu, denizciliğin en eski kanıtıdır.”

 

***

 

AĞ YAPMAYAN ÖRÜMCEK

Şu ana kadar tespit edilmiş 35.000 tür örümcek içinde Wolf diye adlandırılan örümcek, avını yakalamak için sabırla ilmik ilmik ağ örmekte biraz tembellik ederler, neden mi?

Bir örümceğe nispetle oldukça uzun bacakları sayesinde toprak üzerinde, ağaç kabuklarında, kayalar üzerinde çok hızlı koşarak avlarını yakalarlar. Türdaşları gibi kendine ev edindiği belirli bir yerleri olmadığından dişi wolf örümceği, beyaz ağ kozasını her zaman vücudunun altında taşır.

 

***

 

Yeni Bir Böcek Sınıfı Bulundu

1914’ten beri ilk kez yeni bir böcek sınıfı bulundu. Sürekli olarak yeni böcek türleri bulunmasına rağmen, bulunan türler kınkanatlı, yusufçuk gibi mevcut bir sınıfa uyuyordu.

Fakat Almanya’nın Plön kentindeki Max Planck Limnoloji Enstitüsü öğrencisi Oliver Zompro, amber içinde doğal olarak muhafaza edilerek bu güne kadar gelmiş eski bir kanatsız böcek fosilini sınıflandırmaya çalıştığında fosilin hiçbir sınıfa uymadığını farketti. Daha sonra Zompro, elindeki örneği iki adet müze örneğiyle karşılaştırdı ve örneklerin hepsinin yepyeni bir sınıfa ait olduklarını buldu. Örnekleri Danimarka Kopenhag’daki Zooloji Müzesi’nden böcek uzmanı Klaus-Dieter Klass’a gönderdiğinde oradan da şüphelerinde haklı olduğu yanıtını aldı.

“Bu, bir astronomun bir gezegen keşfetmesi gibiydi.” diyor Klass. Yeni grup, müzelere sığmıyordu: Nambiya'dan, ender böcekler bulunduğu haberi geldiğinde Zompro ve diğerleri bu ülkenin dağlık bir bölgesine doğru bir sefer düzenledi ve canlı Mantophasmatodea örnekleriyle geri döndü. Daha sonra Güney Afrika ve Tanzanya’da da canlı örnekler bulundu.