Yaşlı kadın huzurevindeki odasında, pencereden dışarıyı seyrediyordu. Cama yansıyan görüntüsünde bir zamanlar dillere destan olmuş güzelliğini hatırladı. Fakat şu halini o dönemleri bilmeyen biri görse, böyle bir şeye ihtimal dahi vermezdi. Yaşlılık ve hastalık el ele vermiş tamamen silmişlerdi yüzünden o güzelliği.
Bir yandan da kulağı kapıdaydı. Misafirinin gelmesine çok az bir zaman kalmıştı. Heyecanlıydı. Heyecanlıydı çünkü yıllardır ziyaretine kimse gelmemişti. Üstelik gelecek olan kişi çok genç yaşta olmasına rağmen ülkenin en ünlü şarkıcılarından biriydi. Ziyaret nedeni ahde vefa olarak açıklanmıştı. Fakat daha önce tanıştıklarını hatırlamadığı için, neyin ahde vefası olduğunu da merak ediyordu.
O da tam 60 yıl önce 17 yaşındayken bir müzik grubu ile birlikte verdiği bir konserden sonra tırmanmaya başlamıştı şöhret basamaklarını. Hayallerini süsleyen o zirveye hiç ummadığı kadar kısa bir sürede ulaşmış olması kendisini bile şaşırtmıştı. 25 yaşına kadar satış rekorları kıran bir çok albüme imza atmış, hasılat rekorları kıran bir çok filmde başrol oynamıştı. Müzik ve film sektörüne yıldız kazandıracak yarışmalarda jüri başkanlığı yapacak kadar büyük bir üne sahip olmuştu daha otuzuna varmadan. Plak ve film yapımcıları peşinden ayrılmıyor, o güne kadar görülmemiş rakamlarla anlaşmalar teklif ediyorlardı. Genç yaşında bir çok sevgilisi olmuştu. Hepsi de uzun süre peşinde koşan ve çapkınlığı ile tanınan zengin erkeklerdi. Üstelik bunların bazıları evliydiler. İlginç olan toplumda bu ilişkilere sıradan insanlar için olumsuz bakılırken, zengin ve şöhretli olanlar için magazin değeri olan konular olarak bakılıyor, fazla eleştirilmeden haberleştiriliyordu. Fakat son sevgilisinin eşi epeyce bir çirkefleşerek basına olmadık demeçler vermiş, toplumdaki imajını biraz zedelemişti.
Ancak bu bile reklamının yapılmasına ve daha çok gündemde kalmasına neden olduğu için yapımcıların sahne ve film tekliflerini artırmıştı.
Böylesine şaşaalı bir dönemde çekimine başlayacakları yeni film için kendisine gelen NAHİDE isimli senaryo onu çok şaşırtmıştı. Senaryo bir filmden çok onu uyarmak için yazılmış bir mektup gibiydi. Hikaye kendisinin de hayranı olduğu, hatta çocukluğundan beri çevresindeki herkesin ona çok benziyorsun dediği film yıldızı Nahide Birgül’ün gerçek hayat hikayesiydi. Ve bu hikaye, yemeği altın tabaklarda yediğine dair haberleri bile basında yer alan, her yaptığı ile ülkede gündem olan bir kadının, baş döndürecek kadar şaşaalı bir hayat yaşadığı o zirveden, alkol bulunamayınca kolonya ve ispirtonun tüketildiği bir çöp eve kadar uzanıyordu. Onun akıbetinin böyle olduğunu tamamen unutmuştu. Senaryoyu okuduğunda ise kendi hayatı ile benzerlikleri olduğu dikkatinden kaçmamıştı. O da şu an zirvedeydi, fakat bir sorun yoktu. Üstelik alkol bağımlısı da değildi. Kendisini istediğinde bırakabilecek durumda görüyordu. Sadece, onun da şu an birlikte olduğu insan evli ve iki çocuğu olan birisiydi ve eşi boşanmamakta direniyordu. Garip olan tam da burasıydı. Senaryo gerçek hayat hikayesinden birebir uyarlanmıştı ve Nahide Birgül’ün evliliklerinde ve evlilik dışı ilişkilerinde hep kavgalar, sorunlar ve düşmanca yaşanan ayrılıklar söz konusuydu. Hatta aldatılan kadın intikam almak için evini ateşe vermiş, Nahide Birgül sigortası olmadığı için nerede ise tüm servetini kaybetmişti.
Bir an kendisinin de başına böyle bir felaket gelmesinden korkmuştu aslında.
Yaşlı kadın o senaryonun kendisini uyardığını hissetmesine rağmen bu hislerine güvenmemiş ve boşanmayı kabul etmeyen eşine ve babalarına düşman olan çocuklarına rağmen çok uzun süre o adamla birlikte yaşamıştı. Fakat yıllar sonra bir mekandan çıkarken oğlu tarafından kurşun yağmuruna tutulduklarında sevgilisi hayatını kaybetmiş, kendisi de tekerlekli sandalyeye mahkum olmuştu. Bir süre, bu olaylar da onun gündemde kalmasını sağladı ve birkaç müzik albümü için gelen teklifleri değerlendirdi. Fakat sağlığı gittikçe elvermez hale gelmiş, ne yüzünün ne de sesinin o eski güzelliği kalmıştı. Sonrasında zaten arayanı soranı da olmamıştı.
O senaryonun hep bir uyarıcı olduğu aklına gelir, dinlemediği için kendisine çok kızardı. Fakat asıl pişmanlığı babasını dinlememiş olmasından kaynaklanıyordu. Kötürüm kaldıktan sonra servetinin büyük bir kısmını ihtiyaç sahiplerine bağışlayarak hatalarını telafi etmeye çalışmış, tövbeler etmişti fakat yine de şarkıcı olmasını istemeyen ve o şekilde kazanılan paranın hayrı da bereketi de olmaz diye onu her zaman uyaran babasını dinlemediği için duyduğu pişmanlık 40 yıldır dinmemişti. Bunda tartıştıkları zamanlarda ona ettiği kötü sözlerin de payı vardı, helalleşemeden ölmüş olmasının da… Oysa babasını çok severdi. Onu ne kadar da çok üzdüğü geldi aklına. Göz yaşlarına hâkim olamadı.
O sırada huzurevi müdürü kapıyı çalarak içeriye girdi ve beklediği misafirin geldiğini haber verdi. Daha sonra da onları odada yalnız bıraktı.
“Hoş geldin kızım” dedi yaşlı kadın. “Kusura bakma ben eskileri hatırlıyorum ama dün ne yediğimi hatırlamıyorum. Müdür bey senden bahsetti biraz. Hatta birkaç şarkını da dinletti. Maşallah çok güzel bir sesin var. Sen de çok güzelsin. Benim gençliğime de çok benziyorsun. Şimdi ben sana bu yol yol değil desem biliyorum ki senin beni anlaman mümkün olmayacak. Sahi seninle daha önce tanışmış mıydık?”
“Hoş bulduk” dedi genç kız. “Çok teşekkür ederim. Hayır daha önce tanışmadık. Fakat ben sizi tanıyorum elbette. Hatta sizin çok sıkı hayranınızım. Albümlerinizin hepsi var bende. Filmlerinizi de izledim. Hatta NAHİDE isimli filminizi defalarca izledim. O filmin senaryosunu benim dedem yazmış. O yüzden daha da çok ilgimi çekmişti. Dedem ben çocukken felç geçirmiş, bildim bileli hep yatalaktı. Benim şarkıcı olmamı hiç istemedi. Oradan kazandığın paranın hayrını göremezsin, yararı olmaz zararı olur kızım der dururdu. Ben onu dinlemedim tabi ki. İlginç bir rüya görmüş. Rüyasında ben çok yaşlıymışım ve huzur evinde kalıyormuşum. Benim ziyaretime sizin genç halinize çok benzeyen yeni şöhret olmuş bir kadının geldiğini görmüş. Sabah ilk işi benden sizi bulmamı ve ziyaret etmemi istemek oldu. Birkaç gün sonra kaybettik dedemi. İsteği benim için bir vasiyete dönüştü. Hemen araştırmaya başladım. Hem onun vasiyetini yerine getirmek hem de sizi görmek istediğim için buradayım.”
Yaşlı kadının gözlerinden birkaç damla yaş süzüldü. İnanıyordu ki asıl senaryoyu yazan zat, o en büyük senarist, bir rüyayla ve bu ziyaretle genç kadına bir uyarıda bulunuyordu.
Yaşadıklarını ve pişmanlıklarını ayrıntıları ile anlattı ona. Dertleştiler. Öğrendiği bir şey içini çok sızlattı yaşlı kadının: Nahide’nin ve kendisinin hikayesinde olduğu gibi misafirinin de şu sıralar birlikte olduğu adam evli ve iki çocuk babasıydı. Bu benzerlik genç kadının da kafasını epey bir karıştırmıştı.
Bundan sonra sık sık görüşmek konusunda anlaştılar. Yaşlı kadın bu döngünün devam etmemesi ve aynı hataların tekerrür etmemesi için çok dua etti, çok yakardı. Birkaç ziyaretten sonra dualarının kabul olduğunu görmek onu çok mutlu etti. Bu mutluluk kısa bir süre sonra vereceği son nefesini çok rahat bir şekilde vermesine vesile olacaktı.
