‘’Yüreğimde sakladığım, bir damla gözyaşısın!
Sana kıyamam...
Ağlayamam...”
…
Bir hırka...
Ve bir lokma...
…
Yürüdüğüm, çözdüğüm, kördüğüm yollar!
Şikayetçi değilim...
Nesin sen aşk?
…
Şimdi uzun uzun anlatsam, hayat bu kadar kısayken...
Ne bulutlar dağılır gönlümdeki...
Ne sen anlarsın?
Olsun varsın!
…
Bir zamanlar...
İnsanlar hayatla ve ölümle barışıkken; mezarlıklar da yanıbaşlarındaymış...
Şimdi şehrin dışında bir yerlerde...
Güya ölüm gibi: gözden ırak!
Gönülden ırak!
Ve bu zamanlar...
İnsanlar hayata yabancı...
Ölüme de...
Bir hırka...
Ve bir lokma...
Lazım olan ve üstelik yanında götüremediğin...
O zaman bu telaş niye?
…
Biliyorum uzun olmadı; ama anlarsın...
Yüreğinde biriktirdiğin gözyaşı kadarsın.
Ve soracaklar hayatının hesabını...
Boş yere ağlarsan;
Yanarsın...
…
Hayat işte...
Karşına ‘kocaman adamlar çıkar’; adından uzun ünvanları olan...
Uzun uzun konuşurlar; hani kitap gibi...
Umursamazsın!
Ama gün gelir,
Ucuz bir cikletin içindeki mani,
Yerle bir eder hayallerini...
…
Bir hırka ve bir lokma...
Sonra?
Sakla gözyaşını...
Ölüm var...
