“Bundan yirmi sene kadar önce, öğrencilerimi güldürmek istediğim zaman onlara dinden bahsederdim, ilgilerini uyandırmak istediğimde de siyasetten... Bugünlerde ise tam tersini yapıyorum. Onları güldürmek istediğim zaman politikadan söz açıyorum, dikkatlerini çekmek istediğimde de dinden.”
Frederic Lenoir ile Y. Tardan-Masquelier iki ciltlik dev bir “Dinler Ansiklopedisi”* hazırladı. İki profesör de, çağımız filozoflarından Michel Serres’in yukarıdaki sözünün Batı üniversitelerinde eğitim veren her profesörün karşılaştığı bir gerçek olduğunu hatırlatıyor.
Fransa’da yayımlanan bu ciddî eser, sosyalist eğilimli haftalık bir dergi olan Le Nouvel Observateur’de tartışıldı.
Profesör Frederic Lenoir, “Biz dinlerin aşılmış bir kültür biçimi olduğunu düşünenlerden değiliz.” diyor. Prof. Tardan-Masquelier de “Dinler her toplumun yaşayan dokusunu oluşturuyor.” diye ekliyor.
Uzun yıllarını verdiği bu çalışmanın neticesinde vardıkları sonucu Prof. Lenoir, şöyle açıklıyor: “19. asırdan beri Tanrı’nın öldüğü iddiası her perdeden tekrarlana gelse de, biz dinin insanın temel bir boyutu olduğunu düşünüyoruz.”
Kendisi daha sonra şu tespitlerde bulunuyor: “Modernitenin, dinin kökünün kazınmasıyla atbaşı gideceği zannedildiği, gerçi, kiliselerde gitgide daha az insanın bulunduğu doğrudur. Öte yandan, bilim ve ideolojiler dinin yerini almış gibi görünüyorlardı. Oysa din duygusu kaybolmadı, sadece başkalaşım geçirdi. Bilim, önemli varoluş sorunlarına cevap vermiyor, ideolojiler ise, sınırlarını gösterdiler. (Batı ’da) kaybolan, bir cemaatin hayatını bütünüyle biçimlendiren geleneksel dindir. Ortaya çıkan ise, kişisel özleme dayanan bireyselleşmiş dindir.”
Prof. Y. Tardan-Masquelier’nin vardığı sonuç ise şöyle: “Dinî duygu, herkes için değilse bile, insanoğlunun büyük çoğunluğu için temel bir boyuttur. (Dinî kurumlar parçalanıp dağıldığı zaman, geride, serbest olarak dolaşan, artık yönlendirilemeyen ve spora olduğu kadar, ideolojiye veya rock müziğine kayabilen bir din duygusu kalır.”
‘Dinler Ansiklopedisi’nin sorumlusu her iki profesör de, sapık tarikat kurucularının, dinlerin ‘bilgilerini, insan ruhuna etki eden sembollerini ve çarpıtılmaya müsait bazı kutsal metinlerini’ ustalıkla kullandıklarına dikkat çekiyor ve insanların şarlatanların eline düşmemeleri için bu dinleri çok iyi bilmeleri gerektiğini söylüyorlar.
“Fanatizme Karşı Din” başlığıyla dinden ve dinlerden bahseden, onunla da kalmayıp dinin insanoğlunun vazgeçilmez bir boyutu olduğunu savunan böyle bir ansiklopediyi sosyalist bir dergi niçin tanıtma ihtiyacı duyuyor?
Birincisi, biraz önce sözü edilen şarlatanlardan gençliği korumak için. Çünkü Batı’da sapık tarikatlar giderek daha fazla taraftar buluyor ve pek çok insanı sömürüyorlar.
İkincisi ve asıl önemlisi de, gençlikte ahlâkî değerlerin bütünüyle iflâs etmiş olmasından.
Laikliğin beşiği Fransa’da laik ahlâk anlayışı bütünüyle çöktü. Gençlik vurdum duymaz olup çıktı. Çalışmaya boşverir ve her şeyi devletten bekler hâle geldi.
Daha önce, Mitterand zamanında da ülkenin kaderine uzun süre hükmetmiş olan Fransa’daki sosyalist hükümet, gençliğe yeni bir canlılık kazandırmak için şimdi dinden imdat bekliyor. Zaten yetkililer çoktandır, din derslerinin okullarda okutulmasına karar vermiş bulunuyorlar. Ülkede bir değil, birçok din olduğu için de, her dinin okullarda zorunlu olarak öğretilmesini istiyorlar.
Bizde laikliği dinsizlik olarak algıladıkları için, okullardan zorunlu din derslerinin kalkmasını isteyenler, eğer ülkemizin iyiliğini ve mutlu geleceğini düşünüyorlarsa, meseleyi bir kere daha düşünsünler. Çürümüş pozitivist kafayı artık değiştirsinler.
Fransa başta olmak üzere bazı Batı ülkelerinde gençliğin ahlâken bozulması, Batı’yı harekete geçirirken, bizleri aynı uçuruma sürükleme yanlışından vazgeçsinler.
* Encyclopedie des religions, Frederic Lenoir et Yse Tardan-Masquelier, Bayard Editions, 1997, Paris. 2.500 sayfalık bu çalışma, 130 uzmanın kaleme aldığı 228 maddeden oluşuyor.
