139 Yazı Selim Gündüzalp

Yazar Profili »

Kar yağıyorsa, bahar yakındır

Aralık 2017, 492 1803 Görüntülenme Eklenme Tarih: 25 Ocak 2018 16:00 Selim Gündüzalp

 

Yumuşacık bir yorgandır kar.

Bembeyaz, tertemiz...

Toprak için ve toprağın üzerindeki yorgun düşmüş çiçekler için, çimenler için bembeyaz ve tertemiz bir yorgandır kar.

Üşümesinler diye onları sımsıkı sarar. Kış boyunca o beyaz yorganın altında çiçekler mışıl mışıl uyurlar. Biz üşürüz ama onlar üşümezler. Neden? Onları da koruyan sonsuz bir rahmet var. O engin rahmet, kar örtüsünü yorgan yapar, onları sarıp sarmalar.

***

Bir gün gelir, bir diriliş müjdesiyle üzerlerindeki yorgan alıverilir. Uyanıverirler çiçekler, çimenler ve toprak. Yani kar yağıyorsa bahar yakındır.

Bazıları acele eder. Oysa her şeyin vakti vardır. Bir tebessümle yarıverir karları çiçekler, başlarını uzatıverirler yattıkları yerden. Kardelen mi dersiniz siz onlara? Çiçeklerin gülücüklerine, o sıcaklığa karlar bile dayanamaz. Güzel eserlerin güzel yüzlerinde güzelliği seyretmek de apayrı bir güzellik. 

Karlar eridikçe topraklar suya doyar. Kana kana içerler âb-ı hayatı çiçekler. İçtikçe serpilirler. Serpildikçe güler, neşelenirler. Tesbihlerini güzel yapmanın dersini verirler. Ormanlar, tarlalar, bahçeler şenlenir…

Çiçekler bahara hazırlanır o bembeyaz yorganın altında… Rahmetin en güzel, en nadide hediyelerini, renkleriyle, kokularıyla göstermek için heyecan duyarlar.

Çiçeklerde bizi çeken ne var? Yağan karda bizi çeken ne var? Gülümseyen bir çocuğun yüzünde bizi çeken ne var? Ne olduğu belli: Rahmetin tebessümü var.

Biz de tefekkürümüzü, hamdimizi, şükrümüzü o yüzlerin yüzünde takdim ediyoruz Rabbimize…

Güzellikleri yaratan Allah’a (cc) hamd olsun. 

Haktan bahar fermanı geliyor, karlar eriyip gidiyor. Kış bitiyor, bahar geliyor ve çiçekler merhaba diyor. Sarı, beyaz, pembe, mor, rengârenk çiçekler... Bir halı gibi süslüyorlar yerin yüzünü. Her mevsimde ayrı bir halıyla kaplıyor Rabbim yeryüzünü. Kışın beyaz, ilkbaharda yeşil halıları seriyor. Belli ki halıları seren biri var... Yürüyelim o bahar halılarının üzerinde diye halılar seriyor yere Rabbimiz. Farkında mıyız acaba?

Hangi çiçekten bahsetsem ki size? Erguvanlardan mı, güllerden mi, papatyalardan mı, yoksa sarı lalelerden mi, gelinciklerden mi? Hepsinin yüzünde aynı tebessüm var. Bir yeri değil, her yeri şenlendiriyorlar. Belli ki, her yerin sahibi bir. Belli ki bütün yüzlerde tebessümü yaratan bir.

Dağlar dile geliyor onların tebessümüyle. Ovalar zikre başlıyor onların tebessümüyle. Gökte yıldızlar, yerde çiçekler… O güzel yüzlerdeki tebessüme hayran olmayan kim var ki? Melekler bile hayran. Biz de geri düşmeyelim, katılalım bu koroya…

O sessiz zikirleri duyuyordu eskiden annelerimiz, ninelerimiz. Onun için ilgi gösteriyorlardı çiçeklere. Çiçekler de karşılıksız bırakmıyordu ilgilerini. Sadece su vermek, toprağı eşelemek değildi onların işi. Saçtıkları kokudan tesbihlerine, rengârenk hamdlerine şahitlik ediyorlardı maşallah diyerek, barekallah diyerek…

Evet, kalp kulağıyla bu zikirler dinlenir. Saksıdaki çiçekten bahçelere geçilir. Bahçelerdeki her bir ağaç ayrı bir kitap olur, ağaçlardaki her bir yaprak ayrı bir ses olur, satır olur okumasını bilen insan için.

Karlar konuşur; insan dinler.

Gökler, yıldızlar konuşur; insan dinler.

Çocuk konuşur; insan dinler.

Dağlar, ovalar konuşur; insan dinler.

Çiçekler konuşur; insan yine dinler, yine dinler…

Dinlediklerini ve işittiklerini kendi diliyle, kendi zikriyle sunar Rabbine.

“Ey Rabbimiz” der, yerde hiçbir çiçek, gökte hiçbir kar tanesi yoktur ki, Senin rahmetinden bir müjdeci olmasın. Güneş, Senin rahmetinle doğar. Tohum, Senin rahmetinle çatlar. Çiçek, Senin rahmetinle açar. Ağaçlar, Senin rahmetinle donanır; Senin rahmetinden meyveler sunar bizlere. Sen yaratmasaydın, kuru dallar ne verecekti ki bizlere?

Bir sofra kaldırılır, ardından binler sofralar serilir... Sen Rahman’sın! Misafirlerini en güzel ağırlayansın. Rezzak’sın! Rızkımızı en güzel şekilde verensin. Rahîm’sin! Hannan’sın! Mennan’sın! Bizi aziz bir misafir gibi ağırlayan Sensin ey Rabbimiz! Senden başka kim yapabilir ki? Bizi terbiye edip, hücreden insan mertebesine çıkaran, küçücük tohumları terbiye edip ağaçları yaratan, meyveleri çıkaran Sensin. Yağ tabakası gözümüzden bu güzellikleri gördüren Basîr de Sensin.

Senin hidayet nimetin olmasaydı, bizim taşlardan farkımız kalmazdı ki... Gökyüzünü yıldızlarıyla süsleyen Rabbim... Yarattığın ne varsa her şey, her birimiz Senin kullarınız. Ancak Sana kulluk ederiz ve ancak Senden yardım dileriz ey Rabbimiz…

Bir isteğimiz daha kaldı Senden. Şu dünya günlerinden geriye ne kaldı bilemiyoruz. O gün geldiğinde adını anarak gitmek isteriz şu güzel gezegenden. “Rabbim Allah, Peygamberim Hz. Muhammed Mustafa (asm)” diyerek gitmek isteriz bu misafirhaneden. Dünyadayken tattırdığın bu nimetini son olarak bir kez daha, son nefeste tattırır mısın Rabbim?..

Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve Rasûlü

 

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

Haydi Bakalım

Neyi dinlesen, kendine özel bir dille konuşur. Her şey ses verir anlayana, geçip gitmeyene… Yıldızı dinlesen, dereyi dinlesen; ağacı dinlesen, kuşu dinlesen… “Nerede beni dinleyen, nerede sesimi duyan?” der adeta. Ve bin bir gecenin içinden bir ses gelir: “Ben seni dinliyorum.” der. Ve açılır sırlar, hikmetler… Dinleyen anlar!.. Düşünün bir yayla başındasınız, bir gece vakti bir ağacın tepesindesiniz, herkesten uzak, her şeye yakınsınız… Yalnızlık! Dışı yalnızlaştıkça, içi kalabalıklaşıyor

Devamı »

Rabbimizin Nimetleri Saymakla Biter mi!

Dün neredeydik, bugün nerede… Günbegün ağacın başındaki bir meyve gibi olgunlaşan hayatımız, dört bir yandan akıp gelen nimetler. Neler neler… Saymakla bitmez. Hangi birini sayabiliriz ki? Rabbimizin bizi yok iken yaratıp var ettiğini mi, bitki ya da hayvan değil bir insan olarak yaratmasını mı?.. Hayat verip sürdürmesini mi? Belki her gün ne kazalar, ne hastalıklardan korunuyoruz da haberimiz bile olmuyor…

Devamı »

Tohumdan Çınara

Ne acayip değil mi! Cenab-ı Hak tohumu ve ağacı bir makine gibi yapmış. Bir küçücük tohum, koca ağacı içinde saklıyor; adeta bir ağaç makinesi gibi çalışıp ağaç üretiyor. Ağaç da meyve makinesi gibi çalışıp lütf-u ilahi ile meyve üretiyor.

Devamı »

Rabbim, Her İşine Hayretteyim

Beyaz ve tatlı meyveleri olan bir dut ağacının altındayım. Sanki tüm varlığın odak noktasındayım...

Devamı »