24 Yazı İsmail Çolak
Tarihçi, Araştırmacı

Yazar Profili »

Matbaa Osmanlı’da Gecikti mi?

Kasım 2018, 503 98 Görüntülenme Eklenme Tarih: 02 Kasım 2018 17:12 İsmail Çolak

 

Osmanlı’nın ilmî ve teknolojik sahada gerektiği gibi ilerleme gösterememesinin pek çok sebepleri vardır. Malesef bu konuda gerek ard niyetli yaklaşılması gerekse mugalata, laf cambazlığı yapılarak konunun çarpıtılması, sağlıklı bir hüküm vermeye ve sonuca ulaşmaya engel olmaktadır.

Gerileme meselesini bir komplekse dönüştürenlere göre Osmanlı, Kanuni’den sonra gerileyip kendi içinde çürümeye başladı. Sonrasında ise Batı’nın gelişmesi karşısında bir tutulma ve şaşkınlık yaşadı; zamanla “modernlik trenini” hepten kaçırdı. Mesela Newton yerçekimi kanunuyla uğraşırken, bizim Kuyucu Murad Paşa, Anadolu’da Celalileri “kuyulamakla” meşgul oldu…

Ama bu cerbezeyi yapanlar, Newton’un bilim adamı, Kuyucu Murad Paşa’nın ise idari-askeri işlerden sorumlu bir sadrazam olduğunu nazarlardan gizleyerek eleştiri yapmaya çalışıyorlar. Oysa bu iki şahsiyet de kendi işini yapmıştır. Böyle ucuz ve tutarsız cümlelerle kendi geçmişini eleştirme heveslisi bilim insanlarımıza sormak lazım, Osmanlı Devleti’nin ardından bir asır geçmesine rağmen siz neden bilim sahasında bir varlık gösteremediniz?..

Osmanlı’nın gerilediği iddiası konusunda en bilinen örneklerden biri de “Osmanlı’ya matbaanın geç girdiği” oldu. Ve matbaanın ülkeye geç girişinde de padişahların, ulemanın, hattatların ve dinî yobazlığın menfi rol oynadığı öne sürüldü.

 

Batı’da kullanılan ilk modern matbaalardan biri

 

MATBAANIN AZ BİLİNEN SERÜVENİ

Osmanlı Devleti matbaanın, Avrupa’da kuruluşundan (1455) kısa bir süre sonra haberdar oldu. Osmanlı’ya matbaa bilinenin aksine 1727’de değil, daha erken tarihlerde geldi. Müslümanların eserlerini bastıkları ilk resmî matbaanın tarihi 1727’dir.

İlk matbaa, Museviler aracılığıyla II. Beyazıd zamanında yurda getirildi. Padişahın verdiği izinle 1488’de kitapların neşrine başlandı. Yani Osmanlı tebaası Yahudiler 1488’den, Ermeniler 1567’den ve Rumlar da 1627’den itibaren İstanbul’da matbaalarını kurdular.

 

1857’de kurulan Maarif-i Umumiye Nezareti’nin bir Ermeni yayınevine 19. yüzyılda verdiği kitap basma ruhsatı

 

Hatta matbaada basılan eserlerin kapağına “Sultan II. Beyazıd Han’ın himayesinde neşredilmiştir” ibaresi konuldu. II. Bayezid zamanında 19, Yavuz Sultan Selim zamanında 33 kitap basıldı.

III. Murad, Arap harfleriyle basılan geometriye dair “Usul’ül-Oklidis” kitabının basılması ve satılması için 1588 tarihli fermanla izin verdi. Enderun tarihçisi Ata’ya göre ilk resmî matbaa teşebbüsüne IV. Mehmed (1648-1687) zamanında başlandı.

IV. Mehmed devrinde bir matbaa kuruldu, hatta bazı kitaplar da basıldı. Fakat lâkin harfleri intizamlı olmadığından devam ettirilemedi.

 

16-20. Yüzyıllar arasında İstanbul’daki kütüphaneler hakkında bilgi veren 1907 tarihli Osmanlı Salnamesi

 

Salnamenin Latincesi

 

MÜTEFERRİKA’NIN RESMÎ MATBAASI

İbrahim Müteferrika’nın yazdığı, matbaa kurulmasının cemiyete sağlayacağı faydaları açıklayan Vesiatü’t-Tıbaa başlıklı risalenin, Sultan III. Ahmed ve Sadrazam Damat İbrahim Paşa tarafından beğenilmesi, resmî matbaanın kurulmasında belirleyici oldu.

 

Osmanlı’nın ilk resmî-devlet matbaasını kuran İbrahim Müteferrika

 

Matbaanın kurulması için dinen ve aklen hiçbir engelin bulunmadığını açıklayan layihadan sonra mesele Şeyhülislâm Abdullah Efendi’ye soruldu. O da hemen olumlu cevap verdi. Ulemadan ondan fazla kişinin de fikirleri alındı. Onlar da takdirle karşıladılar.

Padişah ve Şeyhülislam’ın da bu işi desteklemesi sebebiyle, fetva da ferman da kolayca çıkarıldı.

Fetvanın ardından, Temmuz 1727’de padişah fermanı çıktı. Matbaada ilk olarak 1729’da “Vankulu Lügati” basıldı.

 

Müteferrika’nın matbaasında bastığı ilk eser olan Vankulu Lügati’nin ilk sayfası

 

Vankulu Lügati’nin başka bir bölümü

 

Fermanda şimdilik tefsir, hadis, fıkıh ve kelâm kitaplarının basılmayacağı ifade edildi. Bu da, Müteferrika’nın dilekçesinde belirttiği; “Biz tefsir, kelâm ve fıkıh kitapları dışındakileri basmak istiyoruz” talebinin bir neticesiydi. Ferman, talebe göre düzenlendi.

 

Müteferrika’nın bastığı bir diğer eser olan Cihannüma’dan bir sayfa

 

Ayrıca ulemadan bazıları, ilk kitabın başına “takriz”ler (övgü yazıları) yazdılar. Hatta Şeyhülislam, Müteferrika’ya basması için iki kitap tavsiye etti.

Bunun da ötesinde devlet, hem maddi hem de manevi olarak matbaayı destekledi. İlk eserlerin basımı sırasında matbaadaki işçilerin ücreti devlet tarafından karşılandı.

 

1780’li yıllarda İstanbul’da bir kütüphane ortamı

 

Kaynakça:

1. İmre Karacson, “İbrahim Müteferrika”, Tarih-i Osmanî Encümeni Mecmuası, c.1, Sayı: 3, İstanbul, 1328/1910.

2. S. Nüzhet Gerçek, Türk Matbaacılığı, İstanbul, 1939, Müteferrika Matbaası.

3. Osman Ersoy, Türkiye’ye Matbaanın Girişi ve İlk Basılan Eserler, Ankara, 1959.

4. Adnan Adıvar, Osmanlı Türklerinde İlim, İstanbul, 1970.

5. İsmet Binark, “Türkiye’ye Matbaanın Geç Girişinin İçtimaî-Ruhî Sebepleri”, VII. Türk Tarih Kongresi, c.2, 1981.

6. İsmail Çolak, Osmanlı’nın Gizli Tarihi, 12. Baskı, Nesil Yayınları, İstanbul, 2013.

 

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

Osmanlı Devleti'nde Dünyanın İlk Mükemmel Çevre Düzenlemesi

Devamı »

Osmanlı'da Dinî Adabı Koruma Çabaları

Osmanlı toplum hayatındaki batılılaşma eğilimleri, daha Lale Devri’nde (1718-1730) başlamış, Tanzimat Dönemi’nde (1839-1876) yaygınlık kazanmıştı. Peki Avrupaî yaşam tarzı nasıl tepkiler gördü?..

Devamı »

Avrupa’da Matbaa ve Teknoloji Düşmanlığı!

Özellikle matbaa gibi teknolojik icat ve aletlere karşı Batı’da yöneticiler, din adamları, esnaf, işçi ve toplum kesimlerinin gösterdiği düşmanlığa varan şaşırtıcı tepkiler pek bilinmez ve dile getirilmez...

Devamı »

Sultan II. Abdülhamit'in Çağını Aşan Köprüleri

Sultan II. Abdülhamid yeniliğe açık, bir proje padişahıydı. Çağını aşan ufka ve vizyona sahipti. Devletin içinde bulunduğu ağır şartlara rağmen hayal ötesi büyük projelere imza attı.

Devamı »