7 Yazı Prof. Dr. Adem Tatlı

Yazar Profili »

Bayat Evrim Sosu Katılmış Nobel Ödülü

Kasım 2018, 503 62 Görüntülenme Eklenme Tarih: 02 Kasım 2018 18:03 Prof. Dr. Adem Tatlı

 

2018 Nobel Kimya Bilim Ödülü kazananlar 3 Ekim 2018’de açıklandı: ABD’nin Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü’nden kimya mühendisi Frances H. Arnold ödülün %50’sine, ABD’nin Missouri Üniversitesi’nden biyolog George P. Smith ile İngiltere’nin M.R.C. Moleküler Biyoloji Laboratuvarı’ndan biyokimyacı Sir Gregory P. Winter ise ödülün geri kalan %50’sini yarı yarıya paylaşmaya layık görüldü.

Bu bilim insanlarının yaptıkları, rekombinant DNA teknoloji olarak adlandırılan genetik teknikleri kullanarak protein tabiatlı yeni enzimlerin sentezini sağlamak olmuştur.

Kullanılan teknik böyle olmakla beraber, evrimcilerin telkiniyle olsa gerek, metotlarında evrimi kullandıklarını ısrarla vurguluyorlar.

Dr. Arnold, bu başarısını şöyle izah ediyor:

“Ben hep bir protein mühendisi olmak istemişimdir. Biyolojik dünyanın mühendisi olmak istiyordum. Uzun yıllar boyunca ‘rasyonel (mantıklı) tasarım’ dediğimiz bir yönteme başvurduk. Mantık ve bilgimizi kullanarak yeni enzimler, yani kimyasal tepkimeleri hızlandıran proteinler yaratmaya çalıştık. Ancak enzimler çok sayıda aminoasitten oluşan, karmaşık moleküllerdir ve ufak değişimlerin protein fonksiyonunda ne gibi değişime sebep olacağını öngörmek zordur. Bu nedenle evrime başvurmak zorunda kaldık. Doğanın ürettiklerini kopyalamaya çalıştık ve evrim adını verdiğimiz bu harika sürece döndük. Evrim sayesinde molekülleri, tıpkı kedi veya köpekleri yaptığımız gibi evrimleştirmek mümkün.”

2018 Nobel Kimya Ödülü’nün diğer sahipleri ise Dr. Smith ve Dr. Winter’dir. Bunlar bakteriyofajları (bakteri enfekte eden virüsler) kullanarak bazı ilaçların sentezini sağladılar.

Eskiden de sınırlı olarak uygulanan bu metot, rekombinant DNA teknolojisi ve gen mühendisliği olarak ifade edilirdi. Şimdi buna evrim sosunu ekleyip şöyle takdim ediyorlar:

“Bu ikili de araştırmalarında evrimin temel prensiplerini kullandılar. Dr. Smith’in araştırması, 1980’li yıllara dayanıyor. Faj görüntüleme adını verdikleri bir yöntem için bakteriyofajları kullandılar. Bu yöntemde bakteriyofajların dış kısımlarını kaplayan proteinler, belirli genlerin ürettikleri proteinlere karşılık gelecek şekilde düzenlenmektedir. Daha sonra, son derece spesifik hedeflere bağlanan antikorlar kullanılarak bu virüsler adeta ‘avlanır’; böylece araştırıcının ilgisini çeken özellikteki proteinleri taşıyan bakteriyofajlar tespit edilebilir. Böylece bir ‘seçilim baskısı’ yaratılmış olur. Bu seçilen proteinlere karşılık gelen genler, yeniden bakteriyofajlara eklenir ve tekrardan seçilime tâbi tutulur. Böylece, evrim kullanarak, nesiller içinde giderek daha özelleşmiş proteinler elde edilebilir. Bu, tasarım illüzyonu yaratıyor olsa da (yani akıllı bir bilinç tarafından tasarlanmış gibi gözüken proteinlere erişilmesini sağlıyor olsa da), aslında tamamen doğal bir sürecin belirli özelliklere göre yönlendirilmesinin bir ürünüdür. Doğada bu görevi, doğanın öngörülmez şekilde süregelen değişimleri ve bu değişimlerden doğan seçilim baskıları yapar. Laboratuvarda ise bu yönlendirmeyi yapan insandır.”

Dr. Winter ve Dr. Smith araştırmalarında bakteriyofajların genlerine antikorlara ait genleri eklemiştir. Daha sonra bu bakteriyofajların dış kaplamalarındaki antikorları üretmeleri sağlanmıştır. Sonrasında ise ufak bir molekülü kullanarak istediği özellikteki proteinleri seçme işlemini yapmıştır. Bu yöntem sayesinde çok kısa sürede çok fazla sayı ve çeşitte antikor üretmek mümkün olmuştur.

Dr. Winter şöyle diyor:

“Bu yöntem sayesinde artık çok daha yüksek verimliliğe ve çok daha az yan etkiye sahip antikor ilaçlar üretebiliyoruz. Günümüzde en çok satılan 15 ilaçtan 11 tanesi bu yöntem sayesinde geliştirilmiştir. 90’lı yıllarda antikorların tedavide kullanılabileceğine kimse inanmıyordu. Bizim yöntemimizle geliştirilen ilk ilaç olan ‘Adalimumab’, ‘Humira’ adı altında satıldı ve 2002’de onaylandıktan sonra ‘Romatoid artirit’, sedef hastalığı, inflamatuvar bağırsak hastalığı gibi birçok hastalığın tedavisinde kullanıldı. Ürettiğimiz diğer antikorlar ise kanser hücrelerini öldürebiliyor, şarbonu etkisiz hale getirebiliyor. Lupusun ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Hatta bazı değerleri alzheimer gibi hastalıkların tedavisinde bile kullanılabilir.”

Aslında onların yaptıkları çalışmalarda kastettikleri ve evrim olarak ileriye sürdükleri tekâmül ve tahavvüldür ve bunlar kanundur. Yani kâinatta bütün varlıklar her an Allah’ın emri ve izni ile değişmekte, başkalaşmakta ve farklılaşmaktadır. Fakat bilimi materyalist felsefeye alet edenler, bu manadaki evrimi, cerbeze ile evolüsyon manasında, yani bir canlı türünden bir başkasının meydana gelmesini ifade eden evrimle eş manada kullanarak bâtıl düşüncelerini bilim kisvesi altında vermeye çalışıyorlar. Böylece yanlış evrim algısını meydana getirmek istiyorlar.

Dr. Arnold yukarıdaki ifadesinde cümlenin başında doğru söylüyor. Yapılan kimyevî çalışmalarla bazı değişik moleküllerin ortaya çıkması mümkündür. Buradan hemen bir genellemeye giderek bayatlamış evrim sosu bilim gibi takdim ediliyor. Arkasından şöyle bir cümle kuruluyor:

“Evrim sayesinde molekülleri, tıpkı kedileri veya köpekleri yaptığımız gibi evrimleştirmek mümkün!”

Moleküllerin yeni kombinasyonları ile kedilerin ve köpeklerin evrimleştiği iddiası arasında nasıl bir bağlantı vardır? Bunları kim ve nerede ve nasıl evrimleştirmiştir? Bir kedi veya köpek üzerinde değişim yaparak yeni bir canlı türü mü elde edilmiştir? Gerçekte böyle bir şey yoktur. Şimdi bir dağ koyununu evcilleştirince evrimleşmiş mi oluyor? Ya da bir şahin kuşu evcilleştirilmekle o evrimleşerek yeni bir kuş türü mü olmuştur?

 

Bunlar insanları kandırmak için evcilleştirmeyi evrim olarak takdim ediyorlar.

 

İşte bunların evrimden anladığı budur. Daha doğrusu, cerbeze yapıp laf kalabalığı ile toplumda evrim algısı meydana getirmek istiyorlar.

Ateist evrimciler, bilime bayat evrim sosu katarak burada yapıldığı gibi, “evcilleştirmeyi” evrimleştirme olarak el çabukluğu ile takdim ediyorlar.

Bu konuda şu ifade de oldukça dikkat çekicidir:

“Her üç akademisyen de, doğadaki evrim yasasını ve evrimsel biyolojinin teorik temellerini kendi alanlarına uygulayıp, bilimde çığır açtıkları için bu ödüllere layık görüldü.”

Bu tip açıklamalar bu ödülün bayatlamış evrim felsefesini yeniden ortaöğretimde ders olarak konması için planlandığı intibaını veriyor.

Nitekim bu ödülleri verenlerden Nobel Komitesi’nde bulunan Claes Gustafsson, ağzındaki baklayı şöyle çıkarıyor:

“Bu araştırmacıların yaptığı, evrimi kullanarak bir devrim yaratmak oldu.”

 

Bazı proteinlerin sentezlenmesi nasıl evrim oluyor? Bu metotlar önceden de kullanılıyordu.

 

Benzer açıklamalar, 1950-1960’lı yıllarda Türkiye’de tereyağının insan vücuduna zararlı olduğu, bunun yerine “Vita” nebati yağlarının yenmesi gerektiği Amerika’da bilim insanları(!) tarafından beyan ediliyordu. Aynı şekilde 1960’lı yıllarda sütün bırakılıp onun yerine okullarda çocuklara Amerikan süt tozundan yapılan sütün içirilmesinin faydaları anlatılmakla bitirilemiyordu.

Muhtemelen 2009 yılında bir televizyon programında üç bilim insanı evrimi, biz de üç kişi yaratılışı savunuyorduk. Program arasında evrimci bir Prof.; “Papa da evrimi kabul etti. Dünyada bir siz kaldınız. Siz de kabul edin bu iş bitsin” dedi.

Ekonomik ambargolar, her türlü anarşi ve terör olayları ile bu milletin üzerine yüklenildiği bir sırada, 3 Ekim 2018 tarihli İngiliz gazetesi “The Guardian”da, Türkiye’de evrimin ortaöğretim müfredatından çıkartılmış olmasının rahatsızlık meydana getirdiğinin dile getirilmesinin manası nedir?

Nobel Bilim ödülünün “Evrimsel biyoloji” adı altında takdimi, Nobel Bilim Ödüllü Sayın Aziz Sancar’ın evrimi tasdik ettirici tarzda beyanata zorlanması, bütün bunlar sizce sıradan olaylar mıdır?

Hür bilim insanlarının düşünceleriyle bağdaştırılamayan bu hadiseler, dünyada materyalist felsefeye dayalı evrimcilerin bilim insanları üzerinde, maddî ve manevî çok büyük nüfuzlarının ve baskılarının olduğu iddialarını haklı çıkarmaktadır. Bilimin üzerinden bu baskı kalkmadıkça, bilim insanlarının elde ettikleri bilgiler hakkındaki ifadeleri yeterince inandırıcı olmayacak ve hep tereddütle karşılanacaktır.

 

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

“Bana Bir Mucize Göster ki İnanayım?”

Bazı inanmayanlar şöyle diyorlar: “Madem bütün kâinatı yarattı. Bana bir mucize göster ki inanayım” gibi sözler söylüyorlar. Onlara ne dersiniz?

Devamı »

Bayat Evrim Sosu Katılmış Nobel Ödülü

2018 Nobel Kimya Bilim Ödülü kazananlar 3 Ekim 2018’de açıklandı: ABD’nin Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü’nden kimya mühendisi Frances H. Arnold ödülün %50’sine, ABD’nin Missouri Üniversitesi’nden biyolog George P. Smith ile İngiltere’nin M.R.C. Moleküler Biyoloji Laboratuvarı’ndan biyokimyacı Sir Gregory P. Winter ise ödülün geri kalan %50’sini yarı yarıya paylaşmaya layık görüldü.

Devamı »

İNSANLIĞIN EBEDÎ SAADETİNE ADANMIŞ BİR ÖMÜR

Devamı »

Yıldızlar Boşlukta Değildir, Allah'ın Tayin Ettiği Yerdedir

Devamı »